top of page


Ne Darı Kaldı Ne Çoban Ateşi: Bir Dönemin En Mütevazı Ziyafeti
Bildiğim en mütevazi, en kadim, en yerli ve milli yemektir öğmeç... Belki “Yemek” de değildi; açlığa karşı en kolay çareydi öğmeç. Yoğurdun içine doğranmış darı ekmeği... Özü de özeti de buydu yani. Darı dediğin her yanda yetişiyordu zaten. GDO’yu da bilmezdik, NBŞ’yi de... Gelecek yılın tohumluğu bu yılın hasatından ayrılırdı; toprağın nafakası olaraktan, hane rızkı olaraktan. İnadına eğimli, inadına engebeli araziye can havliyle tutunan toprak, her yağmurda derelere akıp g

Birol Öztürk
2 Oca2 dakikada okunur


Hüviyeti Hürriyeti Olan Adam: Neyzen Tevfik
Efendim, Neyzen Tevfik’i bilen bilir... Bilmeyen de bir zahmet ve de muhakkak araştırsın. 1879-1953 yılları arasında yaşamış bu nev-i şahsına münhasır zat, öyle hoş ve içli ney çalarmış ki... Ata’nın kulağına gidip de ilgisini çekecek kadar yani... Ha bir de hicivli ve de kafiyeli şiirler söyler dururmuş. Bok demem Boklar duyar ar eder Bir zerren düşse boka Onu da mundar eder Tanrı senin hamurunu Necasetle yoğurmuş Anan seni sıçar iken Yanlışlıkla doğurmuş Bu, sıra dışı adam,

Birol Öztürk
30 Ara 20252 dakikada okunur


SATI KADIN
Tam 22 gün 22 gece süren ve oluk oluk kan akan Sakarya Savaşı kazanılmıştır. Sırada Büyük Taarruz vardır... Anadolu’da taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmamıştır. Mevsim yazdır ve sıcaktır. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule Hanım, İstanbul’dan Adapazarı’na gelir, oradan da Atatürk ve müfrezeden sayılacak bir grupla Ankara’ya doğru yola düşülür. Sakarya dedikleri o zamanlar henüz Adapazarı’dır. 1954 yılına kadar da Kocaeli’ye bağlı bir ilçe olarak kalır

Birol Öztürk
29 Ara 20252 dakikada okunur


Açık Kalan Damlar, Yükselen Duvarlar
Savaşın kanlı günlerinde Anadolu’nun yoksul delikanlıları İnönü’de, Sakarya’da, Kocatepe’de düşman kovalarken o, Ankara’da Hergele Meydanı civarında dayısının himayesinde küçücük bir bakkal dükkânı işletiyordu. On yedi, bilemedin on sekiz yaşında falandı ya, “Hey on beşli on beşli” türküsü icat olunmuş muydu bilmem! Yoksul Anadolu çocuklarının Yunan’ın hakkından geleceği kesinleştikçe savaştan sonra Ankara’nın da önemli hâle geleceğini kestirebiliyordu. Bozkırın ortasında, o

Birol Öztürk
27 Ara 20253 dakikada okunur


İSRAF & FREİDMAN MATRİSİ
Petrolümüz yok! Doğalgazımız yok! Sermaye birikimi konusunda kariyerimiz çok da parlak değil! Yüksek katma değerli üretime dair kaynaklarımız sınırlı, kıt! Bıdı bıdı bıdı! Tüm bunlara rağmen, tüketmek ve tasarruf etmek zorundayız. İktisadi realite böyle buyurur; kazan, harca, tasarruf et, tasarrufunu yatırıma dönüştür ve yatırımlar sayesinde sermaye biriktir, böylece büyüyerek kalkın! Bunun başka mümkün ve de çaresi yoktur. Tasarruf ettikçe, tasarruflar yatırıma dönüşüp de se

Birol Öztürk
25 Ara 20252 dakikada okunur


1 YIL 365 DÜNDÜR!
- 2 Ocak, Ferdi Tayfur öldü! - 20 Ocak, ABD başkanlığına tekrar seçilen Trump göreve başladı! - 21 Ocak, Bolu Kartaltepe’de bir otelde çıkan yangında 78 yurttaşımız feci şekilde can verdi! - 21 Ocak, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklandı! - 31 Ocak, Harp Okulu mezuniyet töreninde kılıç çatıp “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” sloganı atan 4 teğmen TSK’dan ihraç edildi! - 16 Şubat, Kahtalı Mıçi öldü! - 20 Şubat, TÜSİAD Başkanı iki yanında birer polisle sorguya götür

Birol Öztürk
20 Ara 20255 dakikada okunur


Piyade Er Zekeriya Önge! Giresun! Emret Komutanım!
“Uzun Künye” denir buna; “piyade er Zekeriya ÖNGE, Giresun, emret komutanım!” Askere gidildiğinde ilk iş olarak uzun künye ve kısa künye tekmil vermek öğretilir, acemi birliğinde… Zekeriya da kim bilir kaç defa tekmil verip de bu uzun künyesini okumuştur, gırtlağını patlatırcasına bağırarak? “Vatan Borcu” diye öğrenmişti askerliği… Vatan Borcu; namus borcuydu… Eline kına yakılıp, hayır dualarıyla uğurlanmıştı elbette asker ocağına… Peygamber ocağına… Bir metre sensen dört s

Birol Öztürk
20 Ara 20253 dakikada okunur


413 Bin Kişiye 1 Üniversite
“Üniversitesi olmayan il kalmadı” dedi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ya da halkın sevdiği, benimsediği hâliyle Reis! Doğru diyor Reis! Ben de merak ettim ve kurcaladım bu mevzuyu; kediyi öldürenin merak olduğunu bile bile… 1982 yılında Türkiye’de 19 üniversite vardır ve alayı devlet üniversitesidir. Nüfusumuz yaklaşık 45 milyondur. O yıl üniversitelere alınan öğrenci sayısı 72.983 genç kişisiymiş. Sınava giren sayısı 408.573 kişi… Sınava girenlerin yüzde 17,8’i üniversi

Birol Öztürk
15 Ara 20254 dakikada okunur


Ben hep 17 yaşındayım!
Ben hep on yedi yaşındayım Demir kapının her açılışında her ayak sesinde içime sığmaz yüreğim Her türlüsünü yaşadım acının ve ızdırabın Yalnız seni özlerken kendimi yenemedim çünkü senden gayrısı haram Şu Metris'in önü bir uzun alan yalnız seni sevdim, gerisi yalan Cigara çekmedi canım hiç çıkarken havalandırmaya olmadı avluda atılmış voltam hiç Hele masmavi bir denize atılmış voltam hiç hiç mi hiç İçeride bıraktım dünyayı parmaklıklarla bölünmüş olarak Görmeye alışık göz

Birol Öztürk
13 Ara 20251 dakikada okunur


Ekmek, Şarap, Sen Ve Ben…
1995 senesiydi… 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı üzerinden sadece iki sene geçmiş; faşizme karşı, gericiliğe karşı öfkemizse hiç geçmemişti… Tüm şiddetiyle “kahrolsun faşizm” diyorduk ama kazanan yine faşizmdi… Sivas’ta ateşe verilenlerden biri de Nesimi Çimen’di… İşte o Nesimi’nin oğlu Mazlum Çimen, öyle bir bağlama çalıp da türküler, şarkılar söylüyor ki; bal, bal… 1995 senesiydi, Nesimi ve diğerlerinin yasını tutuyorduk ki bu Mazlum Çimen bir beste yaptı ki peh peh! Ekmek, şa

Birol Öztürk
11 Ara 20255 dakikada okunur


Film Karelerinde Hayatın Turşusu: Münir Özkul'dan Ata Demirer'e
Turşunun iyisi limonla mı, sirkeyle mi diye kapışırken Adile Naşit’le Münir Özkul; bizim turşularımız ne limonla ne de sirkeyle kurulurdu, kavurmalıktı. O nedenle de hiçbir fikrimiz yoktu; limon yahut sirkeyle kurulan turşunun ne tadı ne de farkı hususunda. Fikirsiz olaraktan fikir yürütsek de taraf olamadık bir türlü “Ziya” rolündeki Şener Şen gibi… Limonu sirkeye, sirkeyi limona “tü kaka” eyleyip de dalgasına bakan Ziya’nın akıbeti de ibretlikti ya, gülüp geçtik. Gülüp geç

Birol Öztürk
7 Ara 20251 dakikada okunur


Üniversite Harcı Haraçtı, Kefil İse Berber Ahmet Abi!
Türkiye’de 208 üniversite varmış, an itibariyle ve bunun neredeyse yarısı özel üniversite… Bir zamanlar, devlet üniversiteleri dışında tek sınıf dahi özel üniversite yoktu. Eğitimin ve sağlığın özelleştirilmesi, hele hele TEKEL gibi kurumların özelleştirilmesi hayalden dahi değildi. İşte o devirlerde üniversite öğrencilerine “Öğrenim Kredisi” ve “Harç Kredisi” bir de “Başbakanlık Bursu” verilirdi, hâlâ var mı bilmiyorum. Başbakanlık Bursu, bedavaydı; geri ödemesiz… Kredile

Birol Öztürk
3 Ara 20254 dakikada okunur


Tek Suçu Kırk Küsür Kilosuyla Kadın Olmaktı!
Bir işyerinin güvenlik kamerasına takılan üç beş saniyelik görüntüsüydü Ceren’den kalan son kayıt, katili peşinde… 3 Aralık 2019’du tarih, herhangi bir aralık ayından zerre farkı yoktu ve şehre kar inmemişti yine… Benzine peş peşe zam geliyordu yine ve et yine pahalıydı… Hayat yine zordu ve ekmek davası uğrunaydı her şey… Acıkıyor, susuyordu insanlar yine… Hem susuyor hem de suya susuyordu insanlar… “Yan yana “ yine apayrı, “apayrı” yine yan yana yazılıyordu. Yine savaşlar,

Birol Öztürk
2 Ara 20251 dakikada okunur


Kurtlar Sofrası
Kurtlar, sürü hâlinde yaşar, bir başına ölür! Bir kurt, kendi namıyla ama sürü için avlanır. Bir kurt kadar yalnız, özgür ve kalabalık, bağımlı! Ola ki sürüdeki hiçbir kurt sürü için avlanamaz ve sürü aç kalırsa, daire şeklinde dizilirmiş sürüdeki tüm kurtlar; sofra düzeninde. Hareketsiz, sessiz, sinsi ve tedirgin bir bekleyiş başlarmış akabinde ve de detayında. Her kim ki zayıf düşerse, zaafa kapılırsa, baygınlık geçirir yahut uykuya dalarsa; yani azizim, her kim zayıfsa o s

Birol Öztürk
30 Kas 20251 dakikada okunur


Büyümek; Adaletsizliğin Alternatif Maliyeti...
Korulara söyleyin dağlara, asmalara baygın çocukluğumun çınladığı kırlara Çıkıp gelse, sarıya çalan kumral ve aksi saçlarının dibi bitli çocukluğum; tırnakları etine kadar kemirilmiş parmaklarını yumruk edip de ilkokulun tam karşısındaki kiralık evimizin, maviye boyalı tahta kapısını yumruklasa… Alsam içeri, yıkayıp paklasam, doyursam en az beş öğündür aç karnını… Çıkıp gelse çocukluğum ve bir daha hiç gitmese mesela. Şu aynadaki, saçına aklar sa

Birol Öztürk
29 Kas 20253 dakikada okunur


ÖĞ-RET-ME-NİM!
Anı defterinin “Kalbin kadar temiz…” diye başlayan bir sayfasında kurutulmuş papatya kıvamında şimdi bir liselinin menekşeye çalan gözleri Biz büyüdük! Büyüdük de adam bile olduk öğretmenim! Bazılarımız öldü bile! Yıllar akıp gitti öğretmenim, yetişemedik! İstanbul’dan Anadolu’ya giden bir gece ekspresinin pulmanında unuttum yanağıma bıraktığın “aferin çocuğum” busesini... Raylar üzerinde akıp giderken tren… Bir g

Birol Öztürk
23 Kas 20251 dakikada okunur


Uyuz Eşeğin Kerameti: İnanç Ve İhmalin Mirası!
Dergâhına ve şeyhine, beton döker gibi sağlam bağlı bir derviş, tam elli yılını bu uğurda feda eder. Yaşlanınca artık iş görmez ve ürettiğinden çok tüketir olunca, şeyh buna yol verir. Dımdızlak, sırtında yek pare bir libasla, dergâhın kapı önüne, bohça gibi bırakırlar bizim dervişi… Derviş dersen, dergâhtan başka bildiği yer yok, kulluktan başka bildiği iş yok. Günlerce ağlar, yalvarır yakarır dergâhın kapısının önünde. Ancak şeyh kararlıdır. “Verin şuna bir uyuz eşek, çekip

Birol Öztürk
22 Kas 20252 dakikada okunur


Bombadan Olimpiyata: İki Kız Kardeşin Sudan Gelen Zaferi
Hiç bombalanan bi şehirde kalakaldın mı? Düşüncesi bile korkunç! Islıklar çalarak gökten inen bombalar değdiği yerde mutlak ölümcül bir ısı yayarak patlıyor ve tahrip gücü kıyametten beter! Taş taş üstünde kalmazken, şehrin geçmişini, bugününü ve geleceğini harabeye çeviriyor, korkunç! Ve muhakkak ki savaşlarda en çok ve en ilk çocuklar ölür. 2015 yılının Ağustos ayında Damascus’a işte böyle, bombalar yağar. “Şehirlere bombalar yağardı her gece” Yazık, şarkılardaki gibi olmuy

Birol Öztürk
20 Kas 20252 dakikada okunur


YENİDEN DOĞMAK; Naim Süleymanoğlu
1986 yılı benim için unutulmaz olayların yaşandığı enteresan bir yıl olmuştur. Bi kere babamı bu yılın şubatında kaybettim ve nisanında Çernobil faciası yaşandı; fındıkta ve çayda radyasyon hikâyesini de işte o zaman duyduk. Ölümle ilk kez bu kadar net yüz yüze gelmiştik. Haldun Taner, Celal Bayar gibi isimleri de 1986 yılında kaybettik. Siyasi yasaklar devam etse de, ”artık kaldırılsın” diye önergeler veriliyor ve sanki 12 Eylül faşist uygulamaları bir parça da olsa yumuşuy

Birol Öztürk
18 Kas 20254 dakikada okunur


Kolay Ölümler Cumhuriyeti
Hikâye hep aynı, akibet aynı, terane aynı… Baba Servet Böcek, çocuklarının anası Çiğdem, altı yaşındaki oğlu Kadir Muhammet ve üç yaşındaki kızı Masal’ın ardından ölüp gitti… Yoğunbakında, entübeydi zaten, açıkçası çok da ihtimal yoktu, her şeye rağmen yaşama tutunacağına dair. Hem tutunsa nasıl olacaktı ki; masalı yok, çiğdemi yok, kadiri yok tükenmiş gücü, kudreti… Yaşasa ne olacaktı ki, nasıl olacaktı ki! Kimi diyor ki; İstanbul Fatih’te konakladıkları otelde yapılan haşer

Birol Öztürk
17 Kas 20251 dakikada okunur
bottom of page








