top of page


Boztepe Manzara Değil, Uyarıdır…
20 Mayıs 2025’te yazmıştım. “Boztepe’ye dikkat” demiştim. Ama bugün görüyoruz ki mesele sadece Boztepe değil. Mesele tüm Ordu. Ordu; dağın denize yaslandığı, eğimin sıradan değil kader olduğu bir şehir. Toprağı narin, yağmuru sert, zemini hassas. Küresel ısınma sıcaklığı artırıyor. Ani ve şiddetli yağışlar toprağı yoruyor. Kuruyan kökler toprağı tutamıyor. Üzerine bir de kontrolsüz kazılar, istinat duvarı görünümlü riskler, plansız yapılaşmalar eklenince… Sonuç: Peş peşe hey

BAYRAM AYBASTI
6 gün önce2 dakikada okunur


DÜNYA BARUT KOKUYOR…!
Bir tarafta Ukrayna – Rusya savaşı. Bir tarafta İran – Amerika Birleşik Devletleri – İsrail gerilimi. Haritalar yanıyor. Anneler ağlıyor. Çocuklar susuyor. Amerika ve İsrail İran’a doğrudan saldırırsa ne olur? Bölge ateşe döner. Sadece Tahran değil. Sadece Tel Aviv değil. Lübnan yanar. Suriye karışır. Irak sallanır. Petrol fırlar. Ekonomi çöker. Göç dalgası büyür. Savaş başlar ama nerede biter bilinmez. “Rejim değişir mi?” Tarihe bakalım. Afganistan değişti mi? Yirmi yıl sava

BAYRAM AYBASTI
4 Mar2 dakikada okunur


DÜNYA DÖNÜYOR AMA NASIL?
Hem de bizden habersiz… Dünya milyarlarca yıldır dönüyor. Biz ise ortalama yetmiş, bilemedin seksen yıl misafiriz bu gezegende. Bir insan ömrü, koskoca zamanın içinde bir göz kırpması kadar. Ama o kısacık sürede öyle büyük kavgalar çıkarıyoruz ki… Sanki sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi. Sanki sınırlar mezar taşına kadar uzanıyormuş gibi. Savaş neden olur? Savaş; çoğu zaman toprak için derler. Petrol için derler. Din için derler. Güç için derler. Ama işin özünde başka bir şey

BAYRAM AYBASTI
1 Mar2 dakikada okunur


TÜRKİYE BAŞKA!
Tam 37 yıl. Bir insanın memleketine hem ait olup hem yabancı hissetmesi için uzun bir süre. Bu sefer yıllar sonra ilk kez dört ay Türkiye’de kaldım. Bavulu açtım, hatıraları serdim ortaya. Ama anladım ki hatıralar yerinde duruyor, memleket yürümüş. Köyler değişmiş. Kasabalar büyümüş ama sadeleşmemiş. Şehirler hızlanmış. Beton artmış, araç sayısı artmış, tempo artmış. En çok da insanların omzundaki yük artmış. Sohbet ettiğim hemen herkesin cümlesinde aynı gölge vardı: Geçi

BAYRAM AYBASTI
27 Şub2 dakikada okunur


BANA MASAL ANLATMA…
26 Şubat. Adı romantik: Dünya Masal Anlatma Günü. Ama gelin romantizmi bir kenara bırakalım ve kendimize bakalım. Masal sadece çocuk işi mi gerçekten? Küçükken bize anlatılan masallarda dünya netti. İyiler iyiydi, kötüler kötü. Adalet gecikse de gelirdi. Kırmızı Başlıklı Kız kurda kanmamayı öğretirdi. Pamuk Prenses kıskançlığın insanı nasıl zehirlediğini gösterirdi. Külkedisi sabrın bir gün karşılık bulacağını fısıldardı. Bizim coğrafyada ise Keloğlan aklıyla güçlüyü alt eder

BAYRAM AYBASTI
26 Şub2 dakikada okunur


DEVRİM ARABALARI
Yıl 1961. Genç Cumhuriyet, sanayide kendi imzasını atmak istiyor. Talimat net: “Yapın.” Ve Eskişehir’de, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na bağlı fabrikada kollar sıvanıyor. Kısıtlı imkânlar. İthal parça yok denecek kadar az. Yaklaşık 20’yi aşkın mühendis ve işçi. Süre? Sadece 129 gün. Yaklaşık 4,5 ay. Gece gündüz çalışarak dört prototip ortaya çıkarılıyor. İsimleri bile dönemin ruhunu taşıyor: Siyah. Beyaz. Mavi Boncuk. Gecekondu. Bu araçlar 4 silindirli, 60 beygir g

BAYRAM AYBASTI
23 Şub2 dakikada okunur


AKILLI TELEFONLAR…
Bir zamanlar insanları başı hep dikti. Karşısındakinin gözünün içine bakarak konuşurdu. Şimdi başlar önde… Sebebi tevazu değil ekran çoğunlukla AKILLI telefon ışığı. Telefon bulunduğunda insanlık sevindi; mesafeler kısaldı. İnternet geldiğinde hayran kaldı; bilgi hızlandı. Sonra akıllı telefon (!)çıktığında ise ölçüyü kaçırdı; hayatını teslim etti. Artık sabah alarmdan önce telefona uzanan eller var. Gece dua yerine şarj kablosunu kontrol eden zihinler var. Yastığın başuc

BAYRAM AYBASTI
19 Şub2 dakikada okunur


SOFRA…
Ünlü biri sofraya oturuyor. Video açılıyor. Milyonlar izliyor. Masada ne var? Yemek. Gösteriş. Işık. Filtre. Altına yorumlar: “Harikasın…” “Efsane…” “Bayıldım…” Oysa bizim kültür çoktan söylemişti aslında: Zenginin malı fakirin ağzını yorarmış. Bugün olan tam da bu. O sofraya oturma ihtimali olmayan insanlar, o sofrayı konuşuyor. Tabakları sayıyor. Fiyat tahmini yapıyor. Hayranlıkla izliyor. Ağız yoruluyor. Hayat değişmiyor. Aynı gün biri çıkıyor: Deprem diyor. Sa

BAYRAM AYBASTI
17 Şub1 dakikada okunur


Deprem!
Takvim yine 6 Şubat’ı gösteriyor. Üç yıl geçti. Ama bazı saatler hâlâ o sabahın enkazında duruyor. 55 binden fazla can… Bir rakam değil bu. Bir ülkenin sesi, nefesi, hafızası. Bir ülkenin aynı anda sustuğu günün adı. Ve şimdi soralım kendimize, gerçekten soralım: Ders aldık mı? Betonun kader olmadığını kabul ettik mi? İmar affının aslında affetmediğini… Bilimin, mühendisliğin, denetimin tercih değil zorunluluk olduğunu anladık mı? Yoksa birkaç rapor, birkaç toplantı, birkaç b

BAYRAM AYBASTI
6 Şub1 dakikada okunur


TRAFİK: AYNI İNSAN, İKİ AYRI KARAKTER
Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 33 milyonu geçmiş. Rakam büyük. Ama mesele rakam değil. Asıl mesele şu: Bu kadar aracı nerede, nasıl, hangi akılla kullanıyoruz? Otoyollarımız var. Tünellerimiz var. Köprülerimiz var. Helal olsun, mühendislik var. Ama şehir içine girince… Bir anda her şey daralıyor. Yollar dar, sabır dar, anlayış daha da dar. Şehir içi yollar, bu araç sayısını kaldırmıyor. Kaldıramaz da. Çünkü planlama eski, nüfus yeni. Araç çok, akıl aynı. PARK YERİ MES

BAYRAM AYBASTI
2 Şub2 dakikada okunur


ANKETLER ve ORDU…
PİAR Araştırma dört ayrı “Yerel Yönetimler Araştırması” nı birleştirmiş. Rakamları üst üste koymuş. Ortaya Ordu çıkmış. Anketler sever böyle şeyleri. Soğuktur, nettir, vicdansızdır. Duyguya bakmaz, niyete aldırmaz. “Yeniden oy verir misin?” diye sorar, geçer. Sonuç net: Büyükşehir’de düşüş. İlçelerde yükseliş. Ve klasik Ordu tablosu: Merkez yorulmuş, çevre umutlanmış. BÜYÜKŞEHİR: SAYILARIN SOĞUK TERİ Dr. Mehmet Hilmi Güler… 2024’te %40,1 ile seçilmişti. Bugün aynı soru sor

BAYRAM AYBASTI
1 Şub2 dakikada okunur


Altın ve Sokaklar…
Ekonomist değilim. Zaten bir ülkede ekonomist olmak da şart değil. Çünkü ekonomiyi artık herkes yaşıyor. Sabah haberleri altınla açılıyor. Akşam sohbetleri gramla bitiyor. “Altın kaç oldu?” Yeni “hayırlı sabah” bu. Eskiden düğünde altın takılırdı. Şimdi düğün altın için yapılıyor. Bir gram alan kendini Warren Buffett sanıyor. İki gram alan, “uzun vadeciyim” diyor. Merkez bankaları altın topluyormuş. Polonya almış. Brezilya almış. Dünya almış. Biz? Biz kuyumcunun önünde sırada

BAYRAM AYBASTI
31 Oca1 dakikada okunur


Yemeğin de tadı kaçmış!!!
Eskiden yemek yemek bir keyifti. Bir masa, bir tabak, biraz muhabbet… Şimdi? Bir tripod, üç kamera, beş açı, on beş story. Son zamanlarda yemeğin tadı gerçekten kaçtı. Ama tuzundan, yağından değil… Paylaşımından. Sosyal medyada dolaşan o görüntüler var ya… Altın kaplama etler, dumanı tüten dev porsiyonlar, tabağın önünde poz veren eller, saatler, markalar… İnsanın midesini değil, kafasını bulandırıyor. Yetmiyor. Yemek yenmiyor artık. Sergileniyor. Üstelik eti de, baklavayı

BAYRAM AYBASTI
29 Oca2 dakikada okunur


ALMAN STARLİNK’İ…
Almanya yeniden uyandı. Çok daha geç olmadan. Ama gürültüsüz. Pandemide maske yoktu dendi. Aşı vardı, anahtar başkasındaydı. O gün not aldı. Rusya-Ukrayna savaşı patladı. Gaz bir gecede silah oldu. Bir not daha. Trump geldi. “NATO pahalı” dedi. Defter kapandı. Almanya şunu anladı: Ekonomi yetmiyor. Güvenlik olmadan güç olmuyor. Ama bir şeyi daha biliyor: Üretmeden ayakta kalınmıyor. 2024 bitti. İhracat biraz ekside. “Made in Germany” etiketiyle 1 Trilyon 560 Milyar Euroluk

BAYRAM AYBASTI
27 Oca1 dakikada okunur


Kar Festivali, Beton Şenliği
Ayder Yaylası’nda kar festivali yapıldı. Kar vardı. Festival vardı. Bir tek yayla yoktu. Binlerce insan… Herkes mutlu. Herkes coşkulu. Herkes doğa âşığı. Ama herkes betonun üstünde duruyor. Köfte-ekmek ve KAVURMA yiyorsun, fiyatı görünce kar değil, tansiyon yükseliyor. “Yayla havası” diye satılan şey, aslında yüksek irtifa fırsatçılığı. Neyse… Müzik var, tulum var, horon var. Vicdan da var mı? Yok. Yaylaya çıkışta Fırtına Vadisi’nden geçiyorsun. Ve gerçek başlıyor. M

BAYRAM AYBASTI
25 Oca1 dakikada okunur


Üstada veda ettik bugün…
Ordu, bugün sessiz bir vedaya tanıklık etti. Ordulu gazetecilerin “gazetecilik okulu” olarak bildiği Halkın Sesi ve Bizim Ordu gazetelerinin sahibi Orhan Gülen’i son yolculuğuna uğurladık. 70’li, 80’li yıllardı… Gazeteciliğin reytingle, tıkla, reklamla ölçülmediği; kalemin namus, haberin emanet sayıldığı yıllar… Ordu basını için Orhan Gülen, işte tam da o yılların sembollerinden biri idi. Benim yolum onunla 1980 yılında, lise öğrencisiyken kesişti. Sahibi olduğu Bizim Ord

BAYRAM AYBASTI
23 Oca1 dakikada okunur


Ordu’da 30.Gün…
Kentler, zor zamanlarda kendini ele verir. Ordu da öyle bir şehir. Son bir ayda bunu net biçimde gördük. Kar yağdı. Yoğun yağdı. Özellikle yüksek kesimler etkilendi. Aybastı, Gürgentepe ve Mesudiye hattında yollar kapandı. Valilik geçici ulaşım tedbirleri aldı. Bu bir tercih değildi. Güvenlik gereğiydi. Belediye sahadaydı. Gece gündüz çalışıldı. Yüzlerce araç. Yüzlerce personel. Ama mesele sadece kar temizlemek değildi. Hastaya ulaşmak vardı. Cenazeye yol açmak vardı. Kırsald

BAYRAM AYBASTI
23 Oca1 dakikada okunur


Barınak sınavı…
Ordu… Fındığıyla, yaylasıyla, deniziyle anılması gereken bir şehir. Ama bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dahil köpek ölümleri ile konuşuluyor. Üstelik “iddia” diyoruz, çünkü hukuk devleti bunu gerektirir. Ama vicdan, bazen mahkeme kararını beklemez. Bir barınak düşünün… Adı “bakımevi”. İçinde bakım yok, şefkat yok, yaşam yok. Görüntüler sosyal medyaya düşüyor. Vatandaş üzülüyor. Haklı olarak infial oluşuyor. Sonra ne oluyor? Meclis devreye giriyor. Araştırm

BAYRAM AYBASTI
20 Oca2 dakikada okunur


YOROZ’DAN BAKINCA…
Ordu’ya 20 kilometre. Altınordu’nun sırtları. Adı Yoroz. “Kent ormanı” diyorlar. Park falan değil. 930 rakım. Zirve. Üstüne bir seyir terası kondurmuşlar. Karadeniz’in yukarıdan bakılan yeni adreslerinden biri. Çıkıyorsun. Bakıyorsun. Şehir susuyor. Manzara açılıyor. Harita gibi. Ordu tek kare. Giresun göz ucunda. Trabzon selam veriyor. Deniz orada. Dağ burada. Şehir arada. Yolun çoğu asfalt. Ulaşılır. Ama bedava huzur yok. Biraz emek şart. Ama zirveye yürüyerek çıkma

BAYRAM AYBASTI
19 Oca2 dakikada okunur


İnsan Hakları… Ama kimin İçin?
G7 dışişleri bakanları toplanmış, İran için ortak açıklama yapmış. Metin düzgün… Cümleler yuvarlatılmış… Vicdan parlatılmış… “Endişeliyiz” diyorlar. “Kınıyoruz” diyorlar. “Gerekirse yaptırım uygularız” diyorlar. Teoride kusursuz. İnsan hakları var… Kadın hakları var… Çocuk hakları var… İfade özgürlüğü var… Peki pratikte ne var? Seçicilik. İran’da protesto olur, dünya ayağa kalkar. Haklıdır. İtiraz yok. Ama aynı zulüm başka ülkelerde yaşanınca, birden ses kısılır. Ka

BAYRAM AYBASTI
17 Oca2 dakikada okunur
bottom of page








