top of page


Yemeğin de tadı kaçmış!!!
Eskiden yemek yemek bir keyifti. Bir masa, bir tabak, biraz muhabbet… Şimdi? Bir tripod, üç kamera, beş açı, on beş story. Son zamanlarda yemeğin tadı gerçekten kaçtı. Ama tuzundan, yağından değil… Paylaşımından. Sosyal medyada dolaşan o görüntüler var ya… Altın kaplama etler, dumanı tüten dev porsiyonlar, tabağın önünde poz veren eller, saatler, markalar… İnsanın midesini değil, kafasını bulandırıyor. Yetmiyor. Yemek yenmiyor artık. Sergileniyor. Üstelik eti de, baklavayı

BAYRAM AYBASTI
2 saat önce2 dakikada okunur


ALMAN STARLİNK’İ…
Almanya yeniden uyandı. Çok daha geç olmadan. Ama gürültüsüz. Pandemide maske yoktu dendi. Aşı vardı, anahtar başkasındaydı. O gün not aldı. Rusya-Ukrayna savaşı patladı. Gaz bir gecede silah oldu. Bir not daha. Trump geldi. “NATO pahalı” dedi. Defter kapandı. Almanya şunu anladı: Ekonomi yetmiyor. Güvenlik olmadan güç olmuyor. Ama bir şeyi daha biliyor: Üretmeden ayakta kalınmıyor. 2024 bitti. İhracat biraz ekside. “Made in Germany” etiketiyle 1 Trilyon 560 Milyar Euroluk

BAYRAM AYBASTI
2 gün önce1 dakikada okunur


Kar Festivali, Beton Şenliği
Ayder Yaylası’nda kar festivali yapıldı. Kar vardı. Festival vardı. Bir tek yayla yoktu. Binlerce insan… Herkes mutlu. Herkes coşkulu. Herkes doğa âşığı. Ama herkes betonun üstünde duruyor. Köfte-ekmek ve KAVURMA yiyorsun, fiyatı görünce kar değil, tansiyon yükseliyor. “Yayla havası” diye satılan şey, aslında yüksek irtifa fırsatçılığı. Neyse… Müzik var, tulum var, horon var. Vicdan da var mı? Yok. Yaylaya çıkışta Fırtına Vadisi’nden geçiyorsun. Ve gerçek başlıyor. M

BAYRAM AYBASTI
4 gün önce1 dakikada okunur


Üstada veda ettik bugün…
Ordu, bugün sessiz bir vedaya tanıklık etti. Ordulu gazetecilerin “gazetecilik okulu” olarak bildiği Halkın Sesi ve Bizim Ordu gazetelerinin sahibi Orhan Gülen’i son yolculuğuna uğurladık. 70’li, 80’li yıllardı… Gazeteciliğin reytingle, tıkla, reklamla ölçülmediği; kalemin namus, haberin emanet sayıldığı yıllar… Ordu basını için Orhan Gülen, işte tam da o yılların sembollerinden biri idi. Benim yolum onunla 1980 yılında, lise öğrencisiyken kesişti. Sahibi olduğu Bizim Ord

BAYRAM AYBASTI
6 gün önce1 dakikada okunur


Ordu’da 30.Gün…
Kentler, zor zamanlarda kendini ele verir. Ordu da öyle bir şehir. Son bir ayda bunu net biçimde gördük. Kar yağdı. Yoğun yağdı. Özellikle yüksek kesimler etkilendi. Aybastı, Gürgentepe ve Mesudiye hattında yollar kapandı. Valilik geçici ulaşım tedbirleri aldı. Bu bir tercih değildi. Güvenlik gereğiydi. Belediye sahadaydı. Gece gündüz çalışıldı. Yüzlerce araç. Yüzlerce personel. Ama mesele sadece kar temizlemek değildi. Hastaya ulaşmak vardı. Cenazeye yol açmak vardı. Kırsald

BAYRAM AYBASTI
6 gün önce1 dakikada okunur


Barınak sınavı…
Ordu… Fındığıyla, yaylasıyla, deniziyle anılması gereken bir şehir. Ama bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dahil köpek ölümleri ile konuşuluyor. Üstelik “iddia” diyoruz, çünkü hukuk devleti bunu gerektirir. Ama vicdan, bazen mahkeme kararını beklemez. Bir barınak düşünün… Adı “bakımevi”. İçinde bakım yok, şefkat yok, yaşam yok. Görüntüler sosyal medyaya düşüyor. Vatandaş üzülüyor. Haklı olarak infial oluşuyor. Sonra ne oluyor? Meclis devreye giriyor. Araştırm

BAYRAM AYBASTI
20 Oca2 dakikada okunur


YOROZ’DAN BAKINCA…
Ordu’ya 20 kilometre. Altınordu’nun sırtları. Adı Yoroz. “Kent ormanı” diyorlar. Park falan değil. 930 rakım. Zirve. Üstüne bir seyir terası kondurmuşlar. Karadeniz’in yukarıdan bakılan yeni adreslerinden biri. Çıkıyorsun. Bakıyorsun. Şehir susuyor. Manzara açılıyor. Harita gibi. Ordu tek kare. Giresun göz ucunda. Trabzon selam veriyor. Deniz orada. Dağ burada. Şehir arada. Yolun çoğu asfalt. Ulaşılır. Ama bedava huzur yok. Biraz emek şart. Ama zirveye yürüyerek çıkma

BAYRAM AYBASTI
19 Oca2 dakikada okunur


İnsan Hakları… Ama kimin İçin?
G7 dışişleri bakanları toplanmış, İran için ortak açıklama yapmış. Metin düzgün… Cümleler yuvarlatılmış… Vicdan parlatılmış… “Endişeliyiz” diyorlar. “Kınıyoruz” diyorlar. “Gerekirse yaptırım uygularız” diyorlar. Teoride kusursuz. İnsan hakları var… Kadın hakları var… Çocuk hakları var… İfade özgürlüğü var… Peki pratikte ne var? Seçicilik. İran’da protesto olur, dünya ayağa kalkar. Haklıdır. İtiraz yok. Ama aynı zulüm başka ülkelerde yaşanınca, birden ses kısılır. Ka

BAYRAM AYBASTI
17 Oca2 dakikada okunur


Bir Şehir Nedir, Ne Değildir?
Şehir dediğin şey beton değildir. Nüfus hiç değildir. AVM sayısıyla, kavşak genişliğiyle şehir olunmaz. Şehir; hafızadır. Karakterdir. İnsanın geçmişle kurduğu uzun vadeli bir ahlaki sözleşmedir. Avrupa’da dolaştığım şehirlerden bazıları bunu sessizce öğretir insana. Prag’a gidersiniz mesela. Bir taş, bin yıl konuşur. Kimse “bunu yıkalım, daha büyüğünü yapalım” demez. Çünkü büyüklük yükseklikle ölçülmez. Hallstatt… Göl kenarında küçücük bir kasaba. Ama dünya tanır. Ç

BAYRAM AYBASTI
16 Oca3 dakikada okunur


Normal olan ne?
Gömlek almaya gidiyorsun. Düğmesi düşmüş. Satıcı bakıyor, omuz silkerek söylüyor: “Normal abi.” Normal. Ev terliği alıyorsun. Sağ ayak başka gezegende, sol ayak başka iklimde. Renklerde ton farkı var bariz şekilde… Geri götürüyorsun… “Abi bu normal.” Normal. Taksiye biniyorsun. Taksimetre 270 TL yazıyor. İnerken şoför diyor ki: “270 versen yeter.” Allah Allah… Zaten 270 yazıyor. Sanki indirim yapıyor. Sanki cebinden koyuyor. Sanki iyilik yapıyor. Normal. Çökelek a

BAYRAM AYBASTI
14 Oca2 dakikada okunur


Altınordu’da Park Meselesi: Kimin Sokağı, Kimin Hakkı?
Altınordu’da (Ordu Şehir Merkezi) bir sokağa giriyorsunuz. Evler var. Apartmanlar var. Yıllardır orada yaşayan insanlar var. Bir de… Oraya ait olmayan araçlar var. Mahalleli anlatıyor: “Binamızın önüne aracımızı koyamıyoruz. Alışveriş poşetlerini bile zor taşıyoruz. Ama burada oturmayanlar bina girişine kadar park ediyor. Yetmiyor, bazı esnaflar müşteri geliyor diye sokağı fiilen kapatıyor.” Bu tek bir sokak değil. Tek bir mahalle değil. Altınordu’nun özeti bu. Evin v

BAYRAM AYBASTI
13 Oca2 dakikada okunur


KEŞANLI ALİ DESTANI
Bazı oyunlar vardır, izlersiniz ve biter. Bazıları ise bitti sanırsınız ama içinizde yol almaya devam eder. Keşanlı Ali Destanı işte tam olarak onlardan biri. Cumartesi akşamı Ordu Kültür Merkezi’nde izlediğim ve seyirciyle ilk kez buluşan bu Keşanlı Ali Destanı, yalnızca Haldun Taner’in güçlü metniyle, müziğiyle ya da dekorun başarısıyla açıklanamazdı. Sahnenin gerisinden seyirciye uzanan başka bir şey vardı: dokunan bir el. O el, yönetmen koltuğunda oturan ama aslında sahne

BAYRAM AYBASTI
11 Oca2 dakikada okunur


“Bu Benim Kentim mi?” diye sordum, tablolar cevap verdi…
Dün akşam Tiyatro Sanatçısı -Yönetmen Çoşkun Çetinalp abi ile Tiyatro Utku Öksüz’ün “Bu Benim Kentim mi?” adlı kişisel sergisini Taşbaşı Sanat Alanı’nda gezdim. Ama bu bir gezme değildi. Bu, kentin nabzını tutmak gibiydi. Bazen hızlanmış, bazen durmuş, bazen de hiç umursamıyormuş gibi atan bir nabız… İlk tabloda, parçalanmış araçlar ve etrafında toplanmış insanlar vardı. Bir kaza sahnesi gibi duruyor ama aslında kentin kendisi kaza yapmış gibiydi. Herkes oradaydı ama kimse

BAYRAM AYBASTI
10 Oca2 dakikada okunur


5 N 1 K…
Gazetecilik; gücün sözcüsü olmak değil, gerçeğin tanığı olmaktır. Alkışa göre yön değiştirmez, kalabalığın gürültüsüne kapılmaz. Gazetecilik bir pusuladır. O pusula bozulursa, yönünü yalnız gazeteci değil, toplum da kaybeder. Bu nedenle objektif gazetecilik bir tercih değil, ertelenemez bir kamu görevidir. Bu görevin omurgasında eskimeyen bir ilke durur: 5N 1K. Ne oldu? Kim yaptı? Nerede ve ne zaman oldu? Nasıl oldu? Neden oldu? Bu sorular gazeteciliğin süsü değil, vicdan

BAYRAM AYBASTI
7 Oca1 dakikada okunur


Güçlü İsen Hep Haklısın…
Demek ki neymiş… Güçlüysen haklısın. Haklıysan zaten güçlüsündür. Değilsen… geçmiş olsun. Trump konuştuysa mesele bitmiştir. Operasyon “başarılı”, tehdit “daha büyük”, hukuk ise “gerekirse sonra”. Mar-a-Lago’dan dünyaya verilen mesaj net: “Biz aldık, götürüyoruz, yargılıyoruz. İtirazı olan var mı?” Yok mu? Zaten olması da gerekmiyor. Güç = Haklılık mı? Eğer güç her zaman haklı olsaydı, dünya çoktan sessizliğe gömülürdü. Savaşlar biterdi. Krizler çözülürdü. Manşetler

BAYRAM AYBASTI
3 Oca2 dakikada okunur


İÇME SUYU
Şehir büyüyor. Binalar yükseliyor. Marketlerin önünde yine damacana kamyonları var. Omuzlarda 10,20 litrelik bidonlar, evlerde plastik bir güven duygusu… Ama bu kez durup soralım: İçtiğimiz su kadar, içtiğimiz kabın kimyasıyla ne kadar ilgiliyiz? Damacana dediğimiz şey, su değil. Önce plastiktir. Türkiye’de kullanılan damacanaların büyük çoğunluğu polikarbonattır. Polikarbonat ne demek? Bilimsel adıyla söyleyelim: BPA (Bisfenol-A) türevleri içeren bir plastik. BPA:

BAYRAM AYBASTI
31 Ara 20252 dakikada okunur


EMEKLİYE SAYGI
Tatil beldeleri, sahil kasabaları, doğduğumuz topraklar… Yıllar sonra insanın içini çeken o tanıdık koku, o rüzgâr, o sokak. Ve bir gün bavulunu kapatıp “artık burada yaşamak istiyorum” diyen emekliler… Onlar yalnızca yaş almış insanlar değildir. Her biri bir dosya dolusu tecrübe, bir ömürlük birikimdir. Kimi Almanya’da Bürokrat, Mühendis, işçi olarak ülkesini temsil etmiş, kimi ABD’de en kritik projelerde çalışmış, kimi Fransa’da sendikal mücadele vermiş, kimi Türkiye’de oku

BAYRAM AYBASTI
30 Ara 20252 dakikada okunur


2025 Giderken: Dünya Yorgun, İnsan Kırgın
Bir yıl daha gitti. Sessizce değil… Ağlayarak gitti. 2025, takvimden bir yaprak gibi kopmadı; kalbimizden bir parça aldı da öyle gitti. Bu yıl, dünya çok şey gördü. Ama en çok gözlerini kapattı. Bir çocuğun korkuyla uyanışını, bir annenin enkaz başındaki sessizliğini, bir babanın “her şey düzelecek” deyip aslında hiçbir şeye inanmayışını… Savaş vardı. Savaşın olduğu yerde zaman durur. Saatler ilerler ama hayat ilerlemez. Oyuncaklar susar, okul çantaları yetim kalır.

BAYRAM AYBASTI
26 Ara 20251 dakikada okunur


KORONA VE AŞILAR…
Pandemi bize çok şey öğretti. Virüsün hızını… Bilimin sabrını… İnsanın korku karşısındaki kırılganlığını… Ama bir şeyi de açıkça gösterdi: Bilimle siyaseti birbirine karıştırdığınız anda, kaybeden halk sağlığı olur. COVID-19 pandemisinde, resmi kayıtlara göre dünya genelinde 7 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Gerçek rakamların bunun da üzerinde olduğunu söyleyen bilim insanları az değil. Her sayı bir insan… Her insan bir aile… Her aile yarım kalmış bir hayat demek

BAYRAM AYBASTI
22 Ara 20252 dakikada okunur


NOEL AĞACI!
Aralık ayı geldi mi… Vitrinler ışıl ışıl, AVM’ler masal diyarı, meydanlarda çam ağaçları. Birileri hemen soruyor: “Biz Noel mi kutluyoruz?” Bir başkası daha sert soruyor: “Bunlar bize ait mi?” Durun… Bir nefes alalım. Önce gerçeği koyalım masaya. Türkiye’de yapılan süslemeler Noel için değil, yılbaşı içindir. Noel, Hristiyanların dini bayramıdır. Yılbaşı ise takvim yaprağının değişmesidir. Aradaki fark, inançla zaman arasındaki fark kadar nettir. Peki Noel ağacı nereden

BAYRAM AYBASTI
17 Ara 20252 dakikada okunur
bottom of page








