top of page


ORGANİK BETON…
Yine kısa bir süreliğine geldiğim Ordu ve Giresun’da yürüyüş yaparken karşıma çıkan manzara iki ayrı hikâye anlatıyor. Bir yanda Karadeniz’in o bildik güzelliği… Yeşilin bin tonu, yamaçlara tutunan fındık bahçeleri, sisin ardına saklanan hayat. Ama diğer yanda… 4-5 katlı, sıvasız beton evler. Dağın yamacına rastgele saplanmış gibi duran yapılar. İnsanı yoran, gözü rahatsız eden bir görüntü. Eskiden köylü şehre indiğinde alışkanlıklarını hemen değiştiremezdi. Şimdi tam tersi y

BAYRAM AYBASTI
4 gün önce2 dakikada okunur


Bahar sabahı...
Bir bahar sabahı… Henüz gün yorulmamış, insanlar henüz acele etmeye başlamamış, şehir henüz kendi gürültüsünü hatırlamamış… Deniz kenarında oturuyorsun. Burnuna gelen o tuzlu koku, insanın içine işleyen bir hakikat gibi. Öyle yapay değil, öyle süslü değil… Olduğu gibi. Saf. Duru. Ama bu bir Karadeniz sabahıysa… Manzara sadece bir görüntü değildir artık, bir emanet hissidir. Bir yanında deniz uzanır; sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kurşuni maviden aydınlığa dönen o derinlik…

BAYRAM AYBASTI
21 Nis1 dakikada okunur


TRUMP NEREYE KOŞUYOR?
Dünya gürültülü. Ama gürültü, yön demek değildir. Trump konuşuyor. Sert. Yüksek. Sürekli. Ama her söz bir sonrakini gölgeliyor. Ukrayna-Rusya savaşı… “Biter” denildi. Bitmedi. Söz verildi. Ağırlığı kaldı mı, tartışılır. İran meselesi… Bir “medeniyet yok olur” tehdidi… Ardından geri adım sinyalleri… Bu dil diplomasi değil. Bu dil, yangına benzin dökmektir. Ve işin daha çarpıcı tarafı: “Kabul edilemez” deniliyor. Asıl kırılma noktası da burada. Bir Papa ile polemiğe giren bir A

BAYRAM AYBASTI
13 Nis1 dakikada okunur


SU, OKSİJEN YADA MADENLER !!!
Sokaklar dolu. Ordulular toprağını koruyor. Tek vücut. Madeni istemiyor. Madencilik masum değil. Ağaçlar kesiliyor. Toprak delik deşik. Nehirler kirleniyor. Asitli sular ağır metallerle doluyor. İçme suyu, tarım suyu, balıkçılık yok oluyor. Biyoçeşitlik gidiyor. Kuşlar, memeliler kaçıyor. Ekosistem çökmeye başlıyor. Doğa paha biçilmez. Bolaman, Melet, Elekçi akıyor. Gaga Gölü, Ulugöl var. 220’den fazla kara omurgalı türü yaşıyor. Turizm bu toprakta gerçek gelir. Madencilik he

BAYRAM AYBASTI
8 Nis1 dakikada okunur


Hakan Cemal Aydın…
Eskiden muhtar denince akla ne gelirdi? Şimdi akla ne geliyor? Çünkü hayat değişti. İnsan değişti. Beklentiler büyüdü. Ve muhtarlık da değişmek zorunda kaldı. İşte bu değişimin adı: Hakan Cemal Aydın. Ordu’nun Altınordu ilçesinde, eğitim seviyesi yüksek, beklentisi büyük bir mahalle: Düz Mahalle. Burada muhtar olmak kolay değil. Bilgi ister. Duruş ister. Güven ister. Taaa okul ve futbolculuk yıllarından beri, yani 45-50 yıldır tanıdığım biri Hakan Cemal. Hayatın içinden gelmi

BAYRAM AYBASTI
6 Nis2 dakikada okunur


Park Sorunu...
Şehir dediğimiz şey sadece binalardan ibaret değil. Şehir, içinde yaşayan insanların hayatını ne kadar kolaylaştırabildiğiyle anlam kazanır. Ve kabul edelim… Bugün Türkiye’deki birçok Türk şehrinde en basit kriz: Park yeri bulmak. İster büyükşehir isterse, sözde nefes alan şehirlerinden biri olsun. Ama o nefes, akşam direksiyon başında daralıyorsa… orada beton değil, akıl eksiktir. * Neden insanlar sabah gözünü açtığında ilk gördüğü şey deniz değil de, camının önüne park etmi

BAYRAM AYBASTI
4 Nis2 dakikada okunur


Milli Forma ve Prim: Futbolun Geleceği Üzerine Bir Not
Milli forma… O kutsal giysi. Üzerine çıktığında sadece sen değil, bir ülke sahada yürür. Peki hâlâ bunun için prim mi konuşuyoruz? Önümüzde 2026 Dünya Kupası var. Yine aynı tartışma. Rakamlar, bonuslar, vaatler… Her turnuva öncesi olduğu gibi. Ama asıl soru değişmiyor: Bu primler gerçekten futbola mı hizmet ediyor, yoksa sadece oyuncunun cebine mi? Dünya genelinde FIFA’ya kayıtlı 211 milli takım var. Her biri bir bayrağı, bir tarihi, bir kültürü temsil ediyor. Bu kadar büyük

BAYRAM AYBASTI
1 Nis1 dakikada okunur


Ahmet Gürpınar gibi bir usta…
Ordu bir ustasını kaybetti. Ahmet Gürpınar artık yok. Ama aslında… Böyle insanlar kolay kolay “yok” olmaz. Çünkü onlar sadece yaşarken değil, yazarken de iz bırakır. Ve bazı izler silinmez. 84 yıllık bir ömür. Onlarca yıl gazetecilik. Binlerce haber. Sayısız insan… Yerel gazete. Radyo. Televizyon. Mikrofon. Kamera. Kalem… Hepsi onun elinden geçti. TRT dedi. Cumhuriyet dedi. Milliyet dedi. Günaydın dedi. Ama en çok da… Ordu dedi. Benim yolum onunla 1980-81’de kesişti. Bizim

BAYRAM AYBASTI
30 Mar1 dakikada okunur


Hürmüz Boğazı
Haritaya bakınca ince bir çizgi… Ama o çizginin içinden geçen sadece gemiler değil; dünyanın nabzı. Hürmüz Boğazı Bir tarafında İran, diğer tarafında Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri… Ama aslında karşı karşıya gelen sadece kıyılar değil; çıkarlar. Rakamlar soğuktur derler… Ama bazı rakamlar insanın içini ürpertir. Her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyor bu dar koridordan. Yani dünyanın tükettiği petrolün yaklaşık %20’si. Yıllık karşılığı mı? Yaklaşık 600 milyar dola

BAYRAM AYBASTI
28 Mar2 dakikada okunur


TİYATRO PERDESİ…
27 Mart. Bir gün. Ama meselenin kendisi bir gün değil. Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1961’de “Dünya Tiyatro Günü” dedi. 1962’de Jean Cocteau ilk bildirgeyi yazdı. Amaç netti: Tiyatroyu onurlandırmak. İnsanı insana anlatmak. Toplumları birbirine yaklaştırmak. Peki biz ne yaptık? Alkışladık. Unuttuk. * Tiyatro… Bir ülkenin aynasıdır. Ama herkes aynaya bakmayı sevmez. Çünkü tiyatro rahatsız eder. Soru sorar. Yüzleştirir. Toplum ne kadar sorguluyorsa… Tiyatro o kadar güçlüdür.

BAYRAM AYBASTI
26 Mar2 dakikada okunur


Çay, simit, çökelek...
Gazete kâğıdının üzerinde domates. Çökelek. Bir de somun ekmeği… Ne tabak var. Ne sunum derdi. Ne de gösteriş. Ama fazlasıyla bir şey var: Samimiyet. Simit ve çay gibi… Denizde midye, balık gibi… Hepsi aynı hikâyenin parçaları. Az ama gerçek. Sade ama derin. Ordu’da geçen o yıllar… Bir gazetenin üzerine kurulan sofralar. Bir lokmanın bölüşülmesi. Bir bakışta anlaşmak. Karşılıksızdı her şey. Sevgi hesapsızdı. Saygı kendiliğinden. “Çayı demle geliyoruz” diyebildiğimiz günlerdi…

BAYRAM AYBASTI
23 Mar1 dakikada okunur


ADIM BAYRAM…
Ama bayramları sevmek, bazen bir isimden daha zor gelir insana. İçimde yıllardır susmayan bir fırtına var. Geceleri konuşan, gündüzleri susan… Eksik kalan çocukluklardan, yarım kalmış sevinçlerden, bir sofranın etrafında tamamlanamayan hikâyelerden doğan bir sızı. Bayramları sevmeyişim, bir kırgınlıktan çok bir eksikliğin iziydi aslında. Kalabalıklar çoğaldıkça içimdeki yalnızlık da büyüdü. Herkesin sevinci bana uzak bir anı gibi gelirdi. Ama sonra baba oldum… Çocuklarımın gö

BAYRAM AYBASTI
20 Mar1 dakikada okunur


Kural mı? Güç mü?
Dünya… Kitaplarda başka, sahada başka yazılıyor. Donald Trump çıktı, dedi ki: “Ukrayna-Rusya savaşını bitireceğim.” Bitmedi. Ama dünya şunu öğrendi: Söz başka… güç başka. * Alaska’da fotoğraf… Vladimir Putin ile tokalaşma. Diplomasi mi? Yoksa zaman kazanma mı? Çünkü sahada değişen bir şey yok. * Sonra sahne değişti. Adres: Venezuela. Nicolás Maduro Operasyon. Müdahale. “Demokrasi getiriyoruz” cümlesi. Dünyanın en eski bahanesi. * Bu film daha önce oynadı 1953… 1953 İran Darbe

BAYRAM AYBASTI
17 Mar2 dakikada okunur


Boztepe Manzara Değil, Uyarıdır…
20 Mayıs 2025’te yazmıştım. “Boztepe’ye dikkat” demiştim. Ama bugün görüyoruz ki mesele sadece Boztepe değil. Mesele tüm Ordu. Ordu; dağın denize yaslandığı, eğimin sıradan değil kader olduğu bir şehir. Toprağı narin, yağmuru sert, zemini hassas. Küresel ısınma sıcaklığı artırıyor. Ani ve şiddetli yağışlar toprağı yoruyor. Kuruyan kökler toprağı tutamıyor. Üzerine bir de kontrolsüz kazılar, istinat duvarı görünümlü riskler, plansız yapılaşmalar eklenince… Sonuç: Peş peşe hey

BAYRAM AYBASTI
10 Mar2 dakikada okunur


DÜNYA BARUT KOKUYOR…!
Bir tarafta Ukrayna – Rusya savaşı. Bir tarafta İran – Amerika Birleşik Devletleri – İsrail gerilimi. Haritalar yanıyor. Anneler ağlıyor. Çocuklar susuyor. Amerika ve İsrail İran’a doğrudan saldırırsa ne olur? Bölge ateşe döner. Sadece Tahran değil. Sadece Tel Aviv değil. Lübnan yanar. Suriye karışır. Irak sallanır. Petrol fırlar. Ekonomi çöker. Göç dalgası büyür. Savaş başlar ama nerede biter bilinmez. “Rejim değişir mi?” Tarihe bakalım. Afganistan değişti mi? Yirmi yıl sava

BAYRAM AYBASTI
4 Mar2 dakikada okunur


DÜNYA DÖNÜYOR AMA NASIL?
Hem de bizden habersiz… Dünya milyarlarca yıldır dönüyor. Biz ise ortalama yetmiş, bilemedin seksen yıl misafiriz bu gezegende. Bir insan ömrü, koskoca zamanın içinde bir göz kırpması kadar. Ama o kısacık sürede öyle büyük kavgalar çıkarıyoruz ki… Sanki sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi. Sanki sınırlar mezar taşına kadar uzanıyormuş gibi. Savaş neden olur? Savaş; çoğu zaman toprak için derler. Petrol için derler. Din için derler. Güç için derler. Ama işin özünde başka bir şey

BAYRAM AYBASTI
1 Mar2 dakikada okunur


TÜRKİYE BAŞKA!
Tam 37 yıl. Bir insanın memleketine hem ait olup hem yabancı hissetmesi için uzun bir süre. Bu sefer yıllar sonra ilk kez dört ay Türkiye’de kaldım. Bavulu açtım, hatıraları serdim ortaya. Ama anladım ki hatıralar yerinde duruyor, memleket yürümüş. Köyler değişmiş. Kasabalar büyümüş ama sadeleşmemiş. Şehirler hızlanmış. Beton artmış, araç sayısı artmış, tempo artmış. En çok da insanların omzundaki yük artmış. Sohbet ettiğim hemen herkesin cümlesinde aynı gölge vardı: Geçi

BAYRAM AYBASTI
27 Şub2 dakikada okunur


BANA MASAL ANLATMA…
26 Şubat. Adı romantik: Dünya Masal Anlatma Günü. Ama gelin romantizmi bir kenara bırakalım ve kendimize bakalım. Masal sadece çocuk işi mi gerçekten? Küçükken bize anlatılan masallarda dünya netti. İyiler iyiydi, kötüler kötü. Adalet gecikse de gelirdi. Kırmızı Başlıklı Kız kurda kanmamayı öğretirdi. Pamuk Prenses kıskançlığın insanı nasıl zehirlediğini gösterirdi. Külkedisi sabrın bir gün karşılık bulacağını fısıldardı. Bizim coğrafyada ise Keloğlan aklıyla güçlüyü alt eder

BAYRAM AYBASTI
26 Şub2 dakikada okunur


DEVRİM ARABALARI
Yıl 1961. Genç Cumhuriyet, sanayide kendi imzasını atmak istiyor. Talimat net: “Yapın.” Ve Eskişehir’de, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na bağlı fabrikada kollar sıvanıyor. Kısıtlı imkânlar. İthal parça yok denecek kadar az. Yaklaşık 20’yi aşkın mühendis ve işçi. Süre? Sadece 129 gün. Yaklaşık 4,5 ay. Gece gündüz çalışarak dört prototip ortaya çıkarılıyor. İsimleri bile dönemin ruhunu taşıyor: Siyah. Beyaz. Mavi Boncuk. Gecekondu. Bu araçlar 4 silindirli, 60 beygir g

BAYRAM AYBASTI
23 Şub2 dakikada okunur


AKILLI TELEFONLAR…
Bir zamanlar insanları başı hep dikti. Karşısındakinin gözünün içine bakarak konuşurdu. Şimdi başlar önde… Sebebi tevazu değil ekran çoğunlukla AKILLI telefon ışığı. Telefon bulunduğunda insanlık sevindi; mesafeler kısaldı. İnternet geldiğinde hayran kaldı; bilgi hızlandı. Sonra akıllı telefon (!)çıktığında ise ölçüyü kaçırdı; hayatını teslim etti. Artık sabah alarmdan önce telefona uzanan eller var. Gece dua yerine şarj kablosunu kontrol eden zihinler var. Yastığın başuc

BAYRAM AYBASTI
19 Şub2 dakikada okunur
bottom of page








