SATI KADIN
- Birol Öztürk

- 29 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Tam 22 gün 22 gece süren ve oluk oluk kan akan Sakarya Savaşı kazanılmıştır. Sırada Büyük Taarruz vardır...
Anadolu’da taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmamıştır.
Mevsim yazdır ve sıcaktır. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule Hanım, İstanbul’dan Adapazarı’na gelir, oradan da Atatürk ve müfrezeden sayılacak bir grupla Ankara’ya doğru yola düşülür.
Sakarya dedikleri o zamanlar henüz Adapazarı’dır. 1954 yılına kadar da Kocaeli’ye bağlı bir ilçe olarak kalır; TBMM, 17 Haziran 1954 tarihinde “Sakarya” adını kabul ederek vilayet ilan eder... Adapazarı, Sakarya‘nın merkez ilçesinin adıdır.
Atatürk, her gittiği yerde büyük hürmet ve ilgi görmekte; halk, bu cesur ve muzaffer komutanı yakından görmek, ona temas etmek için adeta yarışmaktadır.
Ankara’nın Ayaş ilçesi geçilip de Kazan köyüne gelinince( Şimdiki Kahramankazan ilçesi), Atatürk ve ailesinin geleceğini duyan köylülerin yollara döküldüğü görülür.

Sevgi gösterileri ve tezahüratlar arasında gelinir; Atatürk arabadan iner, bir müddet köylülerle konuşur, pek samimi. Sonra geçip bir ağacın gölgesine oturur. Biraz dinlenmek, temiz hava akmak ister.
“Muhtarınız nerede?” diye sorar Atatürk, bir ara.
Az sonra, esmer, tıknaz, elinde ayran güğümüyle bir kadın çıkar gelir.
“Buyur Paşam! Muhtar benim” der.
Esasen kocası muhtarmış, kocası savaşa gidince köylü de Satı Kadın’ı muhtar bellemiş, tam bir ahde vefa... Atatürk’ün pek hoşuna gider bu kadın muhtar hikâyesi.
“Paşam” der Satı Kadın.
“Köyümüze hoş geldin. Safalar getirdin. Şeref getirdin” der ve güğümden bir tas ayran doldurur, Ata’nın huzurunda gurt gurt içer.
Kadim Anadolu ananeleridir bunlar. Yabancı misafire ya da tedirgin zamanlarda yapılan ikramlarda, ikramda bulunan, ilk lokmayı yer ya da ilk yudumu içer, ondan sonra misafire ikram eder.
Bu, karşı tarafa, kendi canınla teminat sunmak demektir.
“Ayranımız temizdir Paşam! Rahatça içebilirsin” der Satı Kadın.
Sonra da Ata’ya ve etrafındakilere bol bol ayran ikram eder.
“Ölülerinizin canına değsin” duaları alaraktan dolup dolup boşalır ayran tasları.
Ata, Satı Kadın’ı hiç unutmaz. Bu mert ve özgüvenli Anadolu kadını Ata’nın hafızasına mühür gibi iz eder.

Tam 12 yıl sonra...
5 Aralık 1934 tarihli 2598 sayılı yasa ile Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilir.
Şu “verilir” kısmına azıcık dikkat çekmek isterim... Belki klişe olacak ama bazen klişeler mevzunun en kolay izahdır.
“Hak verilmez alınır!”
Verilen hakkın ruhu pek anlaşılmıyor zannımca. Erkek hâkim ekonomik, sosyal ve siyasal yapının iktidarı, aslında her şeyin özeti ya da izahı... Mecliste, siyasal ve sosyal hayatın dinamikleri içinde kadın temsilcilerin, seçilmişlerin sayısı/ oranı “verilen hak” ile “alınan hak” arasındaki farkın da matematiksel izahıdır.
Neyse efendim!
Kadına seçme ve seçilme hakkı veren 2598 sayılı yasa çıkınca Ata, Satı Kadın’ı, Satı Çırpan’ı buldurur ve milletvekili adayı göstererek milletvekili seçilmesini sağlar.
Satı Çırpan, cumhuriyet tarihinde TBMM’ye giren ilk 18 kadın milletvekilinden biridir. 1890 yılında Ankara’da doğan Satı (Hatı) Çırpan, 21 Mart 1956 tarihinde, 66 yaşında, Ankara’da vefat eder...
Ruhu şâd olsun...












Yorumlar