top of page


Burası Agora Meyhanesi
Burası Agora Meyhanesi Burada yaşar aşkların en divanesi en şahanesi Ah ne güzel şarkıdır “Agora Meyhanesi”… Ömrü hayatında sinek ısırığı kadar bile acı çekmemiş olanları mecnun, kırk yıldır tövbe edenleri berduş eyleyen bir şarkıdır Agora Meyhanesi… Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Gönül Yazar, Behiye Aksoy ve daha niceleri kendine has o şerbet gibi sesleriyle söylerdi Agora Meyhanesi’ni ve bir bir boşalırdı, kadehler, gönüller ve de gözler… Agora Meyhanesi tam da imkânsız bir aş

Birol Öztürk
3 gün önce3 dakikada okunur


YAŞAR ÖLDÜ!
Yaşar Sinan… Nam-ı değer “Başkan” ! Akülü tekerlekli sandalyesinin ön tarafında makam bayrağı çubuğuyla şu Ordu vilayetinin esaslı ve de evvel ahir başkanı! 1990’larda üniversite öğrencisiyim ve TRT’nin tek kanallı tekeli son bulmuş, özel televizyon ve radyo kanalları sosyal hayatımızda devrim etkisi yapmıştı. Yokluk, yoksulluk, zam, zulüm ve işkenceyle en müstesna münevverlerin, ciğeri beş para etmez bir caninin kırmızı bültenle aranan silahından çıkan üç kuruşluk mermiy

Birol Öztürk
6 gün önce2 dakikada okunur


Ordu’nun Hatıralarını Kim Kesti?
Köydeki bel vermiş eski evimizin bahçesinin hemen alt yanında koca bir “Bal armudu” ağacı vardır. Eve gelirken sol alt yanda, giderken sağ alt yanda... İki çocuk el ele verip de kucaklamaya kalksa kolları yetişmez, öyle bir kalınlıkta gövdesi. Kara kabukları sert mi sert, yarık yarık. Kara bir kaya çentik çentik işlenmiş gibi...İhtişamlı dalları, dua eder gibi Tanrı’ya, her mevsim açık göğe...Yaprakları arasında oynaşır rüzgârla güneş, kadim hikâye... “Bu ağacı kim dikmiş?” d

Birol Öztürk
6 gün önce4 dakikada okunur


Men dakka dukka!
Hani o meşhur “üç maymun” var ya, beri yandaki “görmedim”i, ortadaki “duymadım”ı, öte yandaki de “söylemedim” sembolize eden üç maymun… Üç meşhur maymun! Kime sorsan bilir, şıp diye anlar, şak diye de gösterir. “Bana ne la” cılığın temsili üç maymun… “Çok da umrumda” cılığın evrensel sembolü… Bencilliğin, korkaklığın, sinmişliğin, yılmışlığın, zübüklüğün resmi… İşin aslı öyle değil, biliyor musun! Hatta “bana ne la” nın tam tersi. O beri yandaki var ya, hani şu “görmedim” i s

Birol Öztürk
8 Eyl1 dakikada okunur


Palazoğlu Erkek Kuaförü
Fındığıyla meşhurdur bizim buralar… Yat fındık, kalk fındık… Şehrin her yerinde adına “Manav” dediğimiz fındık tüccarlarıyla karşılaşacaksın, şaşırma. Manavların yoğunlaştığı, Yenimahalle-Eski otogar ve Zübeyde Hanım Caddesi arasında kalan o bölgeye, fındık sektörü aktörleri “Tahtakale” adını takmıştır. Murat Abi, Tahtakale’de “Palazoğlu Erkek Kuaförü” nü çalıştırıyordu ilk tanıştığımızda, oğlu Aşkın’la beraber. 2000 yılına ya yeni girmiştik ya da o muhteşem milenyuma az bir

Birol Öztürk
7 Eyl6 dakikada okunur


Uykudan Önce...
Koca sırtlı, formika kasalı, siyah beyaz ve de tek kanal yayın yapan televizyonlar, ancak regülatör marifetiyle çalışabiliyordu. Philips, Grundig en bilindik markalardı ve malum olduğu üzere yabancı menşeiliydiler. İşte o yabancı menşeilikten ötürü de voltaj ayarlaması yapardı üzeri dantelle örtülü regülatörler. Ülkenin kan kustuğu, yokluk, yoksulluk yıllarıydı ve Adile Naşit’in “Uykudan Önce” siyle huzura ererdi çocukluğumuz. “Kuzucuklarım” derdi Adile Naşit, hepimize. Yalın

Birol Öztürk
2 Eyl1 dakikada okunur


Bizi Zaman Yenecek, Hatıralar Kalacak
Evler, ekseriyetle müstakil, odaları dar ama çok kalabalıktı. Baktığında, bir hamlede beş çocuk doğuracak hissi veren, yaşa maya kokan analarla “Birinci” cigarasından dişleri paslı babaların boy boy çocukları, şarjöre dizilmiş mermi gibi yatardı, yer döşeğinde yan yana. Döşek de yorgan da yastık da koyun yünündendi ve “Yüncüler Sokağı” diye bir yer vardı kentte, elyaf bilmem ne henüz icat edilmemişti. Sapa, kulpa, kapağa itibar etme dostum içi boş te

Birol Öztürk
30 Ağu2 dakikada okunur


Nutella Ve Kinder’in İlk Harfleri Neden Siyahtır?
Belki birçoğumuzun dikkatini bile çekmemiştir bu durum! “Nutella” nın “n” si ve “Kinder” in “k” sı siyah, diğer harfleri kırmızıdır! Peki bu bir tesadüf müdür? Tekelci kapitalist üretim biçiminde ve pazar örgütlenmesinde, marka değeri yaratma ve imaj sürecinde tesadüfe yer yoktur. Her şey çok ince düşünülür ve sabırla sonuç beklenir. Kapitalistler, her durumu, her duyguyu, varlık sebebi oldukları kapital uğruna acımasızca kullanır. Sistematik olarak ve her türden baskı aracın

Birol Öztürk
29 Ağu4 dakikada okunur


Bir Ağıdın Ardındaki Beş Yaş: Adıyaman Türküsü
Heveslik eyledim yavru yitirdim O da hayalinen düş imiş meğer Yavrumu gözümden ayırmam derdim ah derdim Kurduğum hayaller boş imiş meğer “Grup Kızılırmak” çatısı altında “Dünyanın En Güzel Sesi” İlkay Akkaya’nın söylediği, yaktığı ağıt… İlkay Akkaya’yı tanıdığım o ilk zamanlar, peş peşe içtiği sigaraya rağmen sesinin bu kadar duruluğuna “mucize” diye ikna etmiştim kendimi. Bu arada İlkay “Kısa Malboro” içerdi… Canım İlkay… Adıyaman Türküsü… Anadolu burası; ağıtlara, türkülere

Birol Öztürk
27 Ağu3 dakikada okunur


Çanakkale Geçilmez Ama Yakılır mı?
“Komşu komşu” “Hu hu” “Oğlun geldi mi?” “Geldi, geldi” “Ne getirdi?” “İnci, boncuk” “Kime kime?” “Sana bana” “Başka kime?” “Kara kediye” “Kedi nerde?” “Ağaca çıktı” “Ağaç nerde?” “Balta kesti” “Balta nerde?” “Suya düştü” “Su nerde?” “İnek içti” “İnek nerde?” “Dağa kaçtı” “Dağ nerde?” “Yandı, bitti, kül oldu” Sözüm ona bu, bir tekerleme ve bizim ilkokul çağlarımızda, dili kıvrak kullanalım, analitik ve geniş düşünelim diye müfredata konulmuş; koca bir nesil ezber etmiş ve tüm

Birol Öztürk
26 Ağu3 dakikada okunur


ÖLÜM, RANDEVUSUNA SADIKTIR!
11 Ağustos 2026 tarihinde İzmir’in Urla ilçesinde korkunç bir şey yaşandı ama nedense öyle uzun boylu gündeme gelmedi. Geldiyse de kalmadı gündemde, her yanı botokslu bir fenomenin boktan paylaşımları kadar. Nurten Kandemir, altmış yaşında ve zihinsel engelli oğlu Ahmet Barış’la birlikte yaşıyor. Eşini bir süre önce kaybetmiş. Ahmet Barış, on dokuz yaşında. Ahmet Barış, özel eğitime muhtaç ve özel eğitim veren bir okula devam ediyor; her sabah evden alan servis, her akşam eve

Birol Öztürk
18 Ağu2 dakikada okunur


17 Ağustos 1999 ve ODTÜ Murat
Kentin varoşlarında bir öğrenci evi… Kışı sert, gökyüzü her mevsim çok güzeldi kentimizin. Vatanı ve halkı koşulsuz, karşılıksız seven, kitap okuyan, şarap, bira ya da votka içen gençlerdik, rakı ağır geliyordu her manada; kafası ağır, mezesi ağır, muhabbeti ağır… Hepimizin durumu memleketin durumu gibiydi işte, ortaya karışık! Öylesine karışık günlerin birinde geldi ODTÜ Murat, Seramik Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Adam ODTÜ Felsefe’yi bırakıp gelmiş, efsane… Murat Çelik… Adapaz

Birol Öztürk
17 Ağu2 dakikada okunur


Öldürmek için büyüttüğümüz çocuklar…
Kenan Evren denen kukla faşist, son nefesini vermeden hâkim karşısına çıktı; onu, en korkunç eseri 1982 Anayası’nın “Geçici 15’inci Maddesi” bile koruyamadı, yarım kilo prostatla yaşamak zorunda kalmasına, ilerlemiş yaşına aldırmadı bile, hâkimi savcısı.Sistem, akrep misali dönüp kendini sokup akıttı zehrini… Dal gibi ince ve uzun boylu, yumurta gibi pürüzsüz yüzlü, mahsun ve masum bakışlı bir çocuğun fotoğrafı gösterildi Evren’e, mahkeme heyetince. “Tanır mısın?” diye soru

Birol Öztürk
16 Ağu2 dakikada okunur


Müjdat Gezen Sanat Merkezi(MSM)…
Müjdat Gezen Sanat Merkezi… İstanbul Kadıköy’de Ziverbey’de bir köşkün sanat okuluna çevrilmiş, evrilmiş hâli… MSM’nin rahleyi tedrisatında kimler kimler geçmiştir, bir bilsen şaşar kalırsın. 2005 yılında kurulan sanat merkezinin başından geçenler zaten ayrı bir hikâye… Öyle ya, sanatın her türlüsünün içine edilen bir devirden geçiyoruz; gün olmuş benzin döküp de yakmaya bile kalkmışlar. Kimler mi? Onlar işte! MSM’nin rahleyi tedrisatından geçenlere bir göz atarsak; - E

Birol Öztürk
14 Ağu1 dakikada okunur


Sarı Saçlı, Mavi Gözlü Bir İradenin Çerçevesi
Çerçeve, içinde sarı saçlı mavi gözlü bir irade varsa çerçevedir. “Çerçeve” Devrimciliktir… Laikliktir… Cumhuriyetçiliktir… Halkçılıktır… Devletçiliktir… Milliyetçiliktir… Çerçeve, bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine yaşamaktır. Çerçeve, tam bağımsız Türkiye’de yurtta sulh cihanda sulh iradesini mutlak hakim kılmaktır. Çerçeve, çocukların sokak çetelerince, kadınların erkek cenderesince katledilmemesidir. Çerçeve, halkın kaynaklarının emperyalist te

Birol Öztürk
12 Ağu1 dakikada okunur


ERKİN BABA VE DAMLA
Erkin Koray’ın bir kızı vardır; Damla… Erkin Koray’ın tabiriyle Damlacık. Damla henüz iki yaşında falanken annesi bir daha geri dönmemek üzere Kanada’ya gider ve geride kalanların hiçbiri buna hazır değildir. Erkin Koray, bir yumurta kırıp da pişiremeyecek kadar beceriksizdir. “Sen, ne zaman evde yemek yapmaya başlayacaksın, işte biz, o zaman ayağa kalkacağız” diye kodlamıştır Erkin Koray, Damla’ya. Damla, bu kodlamadan dolayı mı yoksa hayatın gerekliliğinden mi bilinmez, a

Birol Öztürk
10 Ağu2 dakikada okunur


Bir “Yok”, Tüm “Var”ları Götürür
Yaşar Kemal’in dört kitaptan oluşan “Bu Diyar Baştanbaşa” adlı serisinin ikinci kitabı “Yanan Ormanlarda Elli Gün” dür… Yaşar Kemal, enfes bir belgesel olan bu seriyi gazetecilik yıllarındaki seyahat ve gözlemlerine, araştırmalarına dayanarak edebiyatımıza kazandırmıştır; tavsiye ederim. “Yanan Ormanlarda Elli Gün” ormanlarımızı ve orman muhafaza gibi idari hususları, o ormanlarla iç içe geçmiş yaşamı ve en nihayet orman yangınlarını anlatır. Orman yangınları nasıl başlar, ni

Birol Öztürk
7 Ağu1 dakikada okunur


TEMEL ABİ
Şu nefes kesen beton blokların, şu toprağına küsmüş, toprağını öldüren gri beton ve kara asfalt yolların tekmili fındık bahçesiydi, gümbür gümbür çocuktuk... Kışın çamurdan, yazın tozdan muzdarip mahallemizin bir delikanlı abisiydi Temel Abi... İnsan dediğin, insanın ağzının dibindeydi ve insan dediğinin insanın her bir yanına dokunmasıydı; sevgi dili... İnsanın insanı enfekte etmediği bir güzel zamanlardı. Yani aynı tastan içmekti çorbayı... Bakraçtaki ayranın bakraçın kapağ

Birol Öztürk
6 Ağu5 dakikada okunur


Mihriban'ın Ötesindeki Hakikat
“O bana mektup yazardı, ben ona yazmazdım. Elin kızının evine mektup gönderilir mi! Ayıptır! Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı. Ben, o gazeteye şiirler yazardım. Herkes şiir sandı; Mihriban bilirdi ki onlar kendine yazılmış mektuplardır” (Abdurrahim Karakoç) Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamışım, çözülmüyor Mihriban Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban Yâr deyince kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor Lâmbamda titreyen alev ü

Birol Öztürk
5 Ağu1 dakikada okunur


Kerem Gibi Yana Yana...
Kudretli Isfahan Şahı Anka Bey’in yeryüzündeki tek üzüntüsü çocuğunun , çocuklarının olmamasıymış. Kusur Hanım Sultan’da mıdır, Şah’ta mıdır bilinmez ama bu dert tüketmektedir Şah’ı... Çocuğu, çocukları olması için akla mantığa sığan sığmayan ne varsa yaptıysa da, lütfedip de evlat, evlatlar vermemiş yaradan. Şah, üzgün, kırgın ve kudretiyle çelişen bir çaresizlikle her umudun peşinden koşar olmuş. Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovalarken Şah’ın evlat sahibi ol

Birol Öztürk
4 Ağu4 dakikada okunur
bottom of page








