top of page


KİBRİTÇİ KIZLAR GREVİ
“Phossy Jaw” diye bir hastalık… Bilimsel adı; Phosphorus Necrosis yani Fosfor Nekrozu veyahut Çene Osteonekrozu. 1880’ler İngiltere’si… Sanayi Devrimi’nin beşiği İngiltere! Medeniyeti dediklerinin kerterizi İngiltere! Büyük Britanya! Hikâye, kibrit… Kibrit Çöpü Hikâyeleri! Kibrit çöpünün o kav kısmı var ya, tepesi yani, o esmer başı yahu! Hah orası fosfordan üretilir. “Kibrit Çöpü Hikâyeleri”mize konu o dönemde beyaz ya da diğer adıyla sarı fosfor kullanılır ve sarısı beyazın

Birol Öztürk
2 gün önce2 dakikada okunur


Süt Tozu Hikâyeleri
Bir sosyal medyada paylaşımı… “Bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?“ diye soruyor muhabir, caddede çevirdiği ortalama bir yurdum insanına. “Ben solcuyum” diyor, ortalama yurdum insanı, şöyle hafiften de kasılarak. “Yani?” diyor muhabir. Ortalama yurdum insanı, tam bir şeyler diyecekken “Atatürkçüsünüz yani” diye asist yapıyor muhabir. “Tabii ki” diyor ortalama yurdum insanı. “Altı okun temsil ettiği ilkeleri biliyorsunuz o zaman” diye ofsayda düşürüyor muhabir, orta

Birol Öztürk
6 gün önce3 dakikada okunur


Sorgunlu Fadime
Sorgun diye bir yer… Sorgun sokaklarında bir Fadime. “İnsan yaşadığı yere benzer” der Edip Cansever. Fadime’ nin hikâyesine Sorgun’u anlatarak başlayak mı la! De hadi buyur! 413 bin nüfuslu Yozgat iline bağlı 80 bin nüfuslu, İç Anadolu Bölgesi’nin merkezinde, tarım ve sanayi potansiyeliyle öne çıkan Anadolu kenti. Yozgat’ın en büyük ilçesi. Yerleşik ve ekseriyetle muhafazakâr insanların ve Fadime’nin “Fadime Hatun” un resmi adıyla Fadime Akkaya’nın yaşadığı kadim kent. Sorgun

Birol Öztürk
30 Eki2 dakikada okunur


Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık!
Görseldeki fotoğrafı ve slogan vari girizgâh cümlesini çok duydun, okudun, gördün… Elbette var bir hikâyesi; anlatacağım! Anlatmasına anlatacağım da fotoğrafa bir kere daha bakmanı istiyorum, enikonu ayrıntılara girerek… Başı yaşmaklı, eteği uzun kaftanlı kadınlar… Yüzü sakallı, kıçı şalvarlı erkekler… Takım elbiseli, kravatlı, başı şapkalılar… Yaşlılar, gençler ve de çocuklar… Çift öküz koşulmuş kağnı arabası ve bağımsızlık sembolü bayrak… Harbiden de tam bir “cumhuriyeti bi

Birol Öztürk
28 Eki2 dakikada okunur


Bir Torba Fıstık, Bir Ömürlük Vefa…
28 Ekim 2022’de yayımlanan bu anlamlı yazıyı, Dikran Amca ve Ardem Abla’yı ölüm yıldönümlerinde sevgi, saygı ve özlemle anarak yeniden paylaşıyoruz. Hafta sonuydu, Fidangör’deki buram buram nostalji kokan eczaneye girdim. Dikran Amca her zamanki yerinde, o küçük masanın başında ve masanın üzeri tepeleme gazete dolu, hepsi okunacak. Ardem Abla, tahta bir sandalye üzerinde, mütebessim ve asil. Selam kelam, fındık fıstık derken Ardem Abla “yaş yer fıstığını çok severim” dedi. “H

Birol Öztürk
28 Eki1 dakikada okunur


Ekmeğin Kokusu Değişti, Yoksulluğun Kaderi Değişmedi!
“Çarşı Ekmeği” diye bildik ve diye diye büyüdük, geldik bugüne… Çarşıya pazara gittiğinde evin büyükleri, köye dönerken illaki birkaç çarşı ekmeği de alıp getirirlerdi “çocukların hakkı” vicdanıyla… Gaz, tuz, yağ, çay ve de şeker, en ucuzundan üçüncü mevkiden falan… Damağında darı ekmeğinin nasırı olmayana nasıl anlatılır ki çarşı ekmeği! Kabuğu incecik bir çıtırlıkta ve içi pamuktan yumuşak… Kokusu dersen; cennet böyle kokuyor olsa gerekti. Koklamalara, koklayarak yemelere,

Birol Öztürk
27 Eki2 dakikada okunur


Bir Müddet Daha Buralardayım!
Her yılın 21 Ekim’i gibi 2026 yılının 21 Ekim’i de doğum günümdü. Yani bu yıl da herhangi bir sürpriz ya da gecikme yok. Bu münasebetle kutlayan, değerli hissettiren, bir şey olduğumu sandıran herkese, çok ama çok, harbiden teşekkür ederim. Teşekkürsüzlük, en hafif tabirle ayıp etmek olurdu be! Var olun, bol olun, iki cihanda da delirin mutluktan, perişan olun gülmekten, huzursuz olun bol huzurdan, lokmanız haramsız, ömrünüz zalimsiz olsun! Güzel günlere mutlak inancınız hiç

Birol Öztürk
23 Eki1 dakikada okunur


Talimatla Devrim Olmaz!
1924 senesi baharında Erzurum’un Pasinler kazasında deprem olmuş. Ata, hiç zaman kaybetmeden soluğu Pasinler’de almış; kalın gocuğu, kaşe kasketi, içi yünlü deri eldiveni ve çizmesiyle tam teçhizat Erzurum şartlarına uygun olaraktan. Ata, gözüyle görmeden, kulağıyla duymadan, eliyle dokunmadan ikinci üçüncü şahısların aktarma ve kanaatlerine itibar etmezmiş. Ata, halkının ağzının dibine kadar sokulur, kibirlenmeden, azarlamadan dinler ve dinlediği derde de deva olurmuş. Ya

Birol Öztürk
22 Eki1 dakikada okunur


“Sen benim gençliğimsin”
“Sen benim gençliğimsin” 14 Ekim 2026 tarihinde doksan küsür, tam olarak doksan bir yaşında ölen şarkıcı Alpay’ın eski eşi Bilge Hanım, Alpay’ın ardından etmiş bu sözleri… Sen nazlı bir çiçeksin Narin bir kelebeksin Sen bi tanesin Sen benim gençliğimsin Meleğim, bebeğimsin Sen bi tanesin Bilge Hanım, Alpay’ın “Sensizliğimin Sesi” adlı eserinden alıp, tam yerinde, tam zamanında ve tam tonunda etmiş son sözlerini, Alpay’ın son yolculuğunda. “Sen benim gençliğimsin” Ne kadar fel

Birol Öztürk
19 Eki2 dakikada okunur


ŞENEL ÖLDÜ!
Kurban gelir payın yoktur Haftan yoktur ayın yoktur Ankara’da dayın yoktur Mamudo gurban niye doğdun? Şenel, mahalle yolundaki bir taş, fındık bahçeleri içinde bir dal gibiydi, ancak yokluğunda fark edilecek türden yani. Hep vardı Şenel ve tüm mahalle onun varlığına alışmıştı, yokluğu zinhar aklına gelmezdi kimsenin. Şenel’in varlığı rüzgârın esmesi, bir bulut geçmesi, bir serçenin dala konması gibiydi... Şenel’in varlığı doğa olayı gibi bir şeydi, kendiliğinden olan, rutin

Birol Öztürk
18 Eki3 dakikada okunur


Bu Ülkede Çökmeyen Ne Kaldı?
Bugün sel: Altyapı çöktü! Dün deprem: Beton yıkıldı, demir kırıldı, üst yapı çöktü! Her yaz mevsimi hektar hektar dekar dekar orman yandı: Helikopter, uçak, ekipman yok, kazma kürekle verilen çabanın ifade ettiği herşey çöktü. Maden ocakları patladı… İş sağlığı ve güvenliği, etkin denetim, insani ve de asgari güvenlik standartları yok, madencinin ocağı çöktü! Ekonomi piyasası manipüle edildi… Vicdan yok, dişten tırnaktan artırılana çöktü, vicdan yoksulları, imkan varsılla

Birol Öztürk
17 Eki1 dakikada okunur


Onun Özlemi, Benim Kâbusum!
İki dağın arasında kalmış, yolu izi olmayan dağ köyünden çıkıp da Türkiye’nin İstanbul’una gitmişti “vatan borcu” dedikleri askerliğini yaptıktan sonra. Sahi, neden borçluyduk ki? Kimseden tek lokma, tek yudum dilemişliğimiz, almışlığımız mı vardı! Bir çimdik tuz bile alsak borç diye, emanet diye, içine kattığımız pancar çorbasını yemeden iade ederdik. Allah’ı sevdiğimiz şiddette korkardık kul hakkından. Uzak dağların bağrına kök salmış ormanlardan, orman kanunu ihlal ederek

Birol Öztürk
15 Eki2 dakikada okunur


Ah çocuklar!
Yaşınız küçük diye izin vermeyin hiçbir şeyin sizden gizlenmesine. İnanmayın, güvenmeyin sakın biz büyüklere. Öküze ön tarafından, eşeğe arka tarafından, cahil cühelaya hiçbir taraftan yaklaşmayın. Atın tepmeyeni, itin kapmayanı olmaz çocuklar; kollayın kendinizi, gayrı bizim bize hayrımız yok. Sakın şaşırmayın, bir yaşına basan çocuğun yürümesine, ikisinde çat pat konuşmasına. Ya da ne bileyim, eşeğin semer altına girip de kendi ağırlığının icabında iki katını kaldırmasına.

Birol Öztürk
10 Eki1 dakikada okunur


YOLUNACAK KAZ
Soğuk bir kış günüdür. Padişah tebdil-i kıyafet avamın içine karışıp da, hâli ahval eylemek ister. Yanına başvezirini alıp yola çıkar. Bir dere kenarında elindeki derileri suya soka çıkara yıkayan yaşlı bir adam görürler. Yaşlı Adam derileri suya sokup çıkarıyor sonra da döverek tabaklıyordu. Padişah, ihtiyarı selamlar; “Selamünaleyküm ey pir’i fani...” "Aleykümselam ey serdar’ı cihan...” diye mukabele eder Yaşlı Adam. Padişah sorar; “Altılarda ne yaptın?” “Altıya altı katmay

Birol Öztürk
5 Eki2 dakikada okunur


Babam Gitti, Filizkıran Fırtınası Kaldı
Sırtı taş dolmalı, damı çinko sac sarılı, koca bacalı, tahta kapılı, ağaç eşikli, dört mevsimin tekmilinin gecelerinde gaz lambasının titreyen ışığıyla aydınlatılan ahşap evlerin ve o evlerde yaşayan yorgun insanların birbirine uzak, toprağa, otlara, ağaçlara, derelere, taşlara; ineklere, danalara, katırlara, tavuklara, civcivlere yakın yaşadığı uzak bir dağ köyüydü... Koskocaman dünyanın küçücük bir noktasında çalı çileği mevsiminde, günü geldiğinde romanlara konu olacak hay

Birol Öztürk
4 Eki2 dakikada okunur


O Boklu Değnekten Çok Lazım!
Nenemun uç değneyi var idi. Birisi dalsiz budaksiz, sıçan kuyruğu gibi uzun idi ince idi... Onin ila inekleri, kapidaki iti döver idi... Diğer değneğunin uci tokmak gibiydi. Onun ila kümese dadanan çakalı çukali döver idi. Uçuncu değneyunin ucu pokli idu. Ha onun ila da pizi döver idi.. Aradan yıllar geçti. Okuldu, okumaktı derken yöre ağzının tahakkümünden kurtuldu çekip gidenler. Gidenlerin ardından ninem, ucu boklu değneği kaldırıp attı önce. Ahırda inek, kapıda it, kü

Birol Öztürk
3 Eki1 dakikada okunur


Ziya Hurşit; Sözün Yettiği Yer!
“Ziya Hurşit Bey!” dedi Mustafa Kemal, ikinci sigarasının ucunu birincisinin dibiyle tutuştururken… “Bir gaye uğrunda, uzun bir zaman beraber çalışmamış mıydık?” derken, sigarasından çektiği dumanı usul usul geri veriyordu burun deliklerinden ve dudakları arasından Mustafa Kemal. Ziya Hurşit, ilk meclise Lazistan milletvekili olarak seçilmişti. Yirmi yaşındaydı henüz ve yirmi yaş, milletvekili seçilebilmek için yeterli değildi. Mustafa Kemal’in talebiyle yaşı büyütüldü, tam o

Birol Öztürk
29 Eyl3 dakikada okunur


Dursun Biran’ın Ardından: ‘Bir An Bile Durmadı Dursun…
Gündem belirlemeyi, gündeme gelmeyi, gündemde kalmayı çok severdi Dursun… Şimdi öyle bir gündem belirledi, gündeme geldi ve gündemde kaldı ki, faça izi yanağımda… “Biran” ı öyle çok kullanmazdı “Dursun” deyip dururdum. Durmadı… Gitti! Bir an baktı Biran ve durmadı, gitti! Pandemi günleriydi! Vaka ve ölü sayısının pik yaptığı o günlerdi… Basın mensupları dışında neredeyse herkese yasaktı gökyüzü altında yürümek, hafta sonları. Motosikletiyle dayandı kapıya Dursun, doldurmuş ne

Birol Öztürk
28 Eyl2 dakikada okunur


Atatürk ile Latife Hanım’ın Nikâhındaki O Ayrıntı
Zübeyde Hanım hastalanınca doktorlar Atatürk’e; “Paşam, Ankara’nın karasal iklimi valideniz hanımefendiye iyi gelmemektedir. Tedavisi için daha yumuşak iklimli bir yerde yaşamasını öneririz” derler. Bunun üzerine Ata, annesi Zübeyde Hanım’la kardeşi Makbule Hanım’ı İzmir’e yollar. Uşşakizade Latife Hanım’la İzmir’de tanışıp yakınlaşan Zübeyde Hanım, Ata’ya yazdığı mektuplarda bu, eğitimli, becerikli, yetenekli kızı metheder; iyi bir eş olacağını ve zaman kaybetmeden bu kızla

Birol Öztürk
27 Eyl2 dakikada okunur


ÇİÇEKDAĞI’NIN YETİMİ: NEŞET ERTAŞ!
"Bozkırın Tezenesi" Neşet Ertaş aramızdan göçeli 14 yıl olmuş... NERDE BİR TÜRKÜ SÖYLEYEN GÖRÜRSEN, KORKMA, YANINA OTUR. ÇÜNKÜ; KÖTÜ İNSANLARIN TÜRKÜLERİ YOKTUR. Neşet ERTAŞ Üzeri, altın yaldız işlemeli ayetler yazılı bir örtüyle kapatılmış, yeşil bir tabutun içinde yatıyor usta! Ahhh! Eller üstünde! Gidiyor usta! Hiç sevmedi şatafatı, eğilmedi, bükülmedi… Doğduğu topraklarla gönül bağını hiç koparmadı… Hele şu; doğduğun yer değil doyduğun yer memlekettir safsatasına hiç fırs

Birol Öztürk
25 Eyl3 dakikada okunur
bottom of page








