top of page

İSRAF & FREİDMAN MATRİSİ

Petrolümüz yok!

Doğalgazımız yok!

Sermaye birikimi konusunda kariyerimiz çok da parlak değil!

Yüksek katma değerli üretime dair kaynaklarımız sınırlı, kıt!

Bıdı bıdı bıdı!

Tüm bunlara rağmen, tüketmek ve tasarruf etmek zorundayız. İktisadi realite böyle buyurur; kazan, harca, tasarruf et, tasarrufunu yatırıma dönüştür ve yatırımlar sayesinde sermaye biriktir, böylece büyüyerek kalkın!

Bunun başka mümkün ve de çaresi yoktur.

Tasarruf ettikçe, tasarruflar yatırıma dönüşüp de sermaye birikimi tesis edildikçe emeğin verimliliği artacak, istihdam genişleyecek, ücretler yükselecek, refah artacaktır.

Bunun başka mümkün ve de çaresi yoktur.

Büyüme ve kalkınma hikâyesinin, bu hikâyenin işaret ettiği değer zincirinin ilk ve de tüm halkaları “tasarruf” tur.

Tasarrufu yadsıyan, önemini öne çıkartmayan tüm yaklaşımlar sakattır, ekonominin ve dahi bizzat hayatın gerçeklerinden uzaktır, itibar etme. Başta “itibar” olmak üzere, her an her şeyden tasarruf etmek zorundasın.

Diyelim ki etmedin, ne mi olur?

Hiiiiiç, bir AVRO otuz altı lira ve “bir Türk dünyaya bedeldir” ken Almanya seni kıskanır(!)

Tasarruf yoksa “israf” vardır. Bir ekonomide “enflasyon” yapısal makroekonomik sorunsa, o ekonomide temel sorun “israf” tır. İşin “epistemolojik, heteredoks” laga lugasına bakma sen…

İsraf kolay ve zevklidir.

Friedman Matrisi, bu türden mevzular için çokça ve de severek başvurduğum bir kaynaktır.

Sıkılmadıysan buyur; 1912-2006 yılları arasında tam 94 yıl ömür süren Amerikalı ekonomist Milton Freidman’ın o meşhur matrisiyle bir kere daha aydınlanalım.

1- Birey, kendine ait parayı kendisi için harcamaktadır.

Bu durumda genel tutum; en ucuza en kaliteli mal ve hizmet almaya çalışmaktır. Minimum maliyetle maksimum fayda tesis edilmek istenecektir. Ortalama zekaya sahip her insan, kendine ait olanı harcarken ya da kullanırken çok daha hassastır.

2- Birey, kendine ait parayı başkası için harcamaktadır.

İnsan, homoekinomikus, kendine ait parayı çok nadir ve de istisnai durumlarda başkaları için harcar. Kendi parasını, ailesi dışında, başkaları için hiçbir yarar sağlamadan harcamak istemez. Hayır hasenat gibi manevi hisler istisnadır.

Birey, kendi fizyolojik, kültürel ve sosyolojik ihtiyaçlarından arta kalanları başkaları için harcamayı tercih eder.

“Eve lazım olan camiye haramdır” atasözü bu manada çuk diye oturur. Böylesi bir durumda harcama yapılacak mal ve hizmetin kalitesi önemli değildir. Önemli olan; minimum meblağayla bu işten sıyrılmaktır.

3- Birey, başkasının parasını kendisi için harcamaktadır.

Tam manasıyla “har vurup harman savurma” dediklerinin matrisidir bu. Şayet bir sınırlama, bir kısıt yoksa; harcanan para miktarının hiç önemi yoktur. Satın alınan mal ve hizmetin en kalitelisi, en lüksü tercih edilecektir.

4- Birey, başkasının parasını başkası için harcamaktadır.

Hah işte burası “zurnanın zırt dediği yer” dir. On numara beş yıldız bir “kamu harcaması” dır bu. Buradaki birey, siyasetçidir. Siyasetçi “vergi” adıyla başkalarından toplanan parayı başkaları için harcar. İsrafın kol gezdiği “kör gözüne parmak” misali matris budur.

Freidman Matrisi mevzusu bitti, şimdi ufaktan ufaktan bağlayalım çuvalın ağzını.

“Ekonometri “ diye bir bilim var. Kitabî tanımı da şu; iki veya daha fazla verinin, birbirleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiden yola çıkarak, matematik, istatistik ve bilgisayar bilimi aracılığıyla ekonomik ilişkilerin ampirik bir biçimde değerlendirilerek, bu veriler arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır.

Lafın tamamı, kalanı, gayrısı deliye söylenir ya, bokundan köfte yapan o deli neylesin böylesi bir lafın tamamını…

Yaşasın bilim, akıl, izan, irfan!

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page