ÖĞ-RET-ME-NİM!
- Birol Öztürk

- 23 Kas
- 1 dakikada okunur

Anı defterinin
“Kalbin kadar temiz…”
diye başlayan bir sayfasında
kurutulmuş papatya kıvamında şimdi
bir liselinin menekşeye çalan gözleri
Biz büyüdük!
Büyüdük de adam bile olduk öğretmenim!
Bazılarımız öldü bile!
Yıllar akıp gitti öğretmenim, yetişemedik!
İstanbul’dan Anadolu’ya giden
bir gece ekspresinin pulmanında unuttum
yanağıma bıraktığın
“aferin çocuğum” busesini...
Raylar üzerinde akıp giderken tren…
Bir gece vakti,
coğrafya ve matematikten daha ciddi
sorunlarımın olduğunu kanıksıyordum
Yaşam, çok zaman sıfır veriyordu
ve bu defa “kurtarma yazılısı” ihtimali de yoktu
Nerelerde unuttum acaba
üzerinde okul amblemli bordo kravatımı?
Yarın öğretmenler günü
hâlen dolma kalemle mi yazıyorsun
sınıf defterini öğretmenim?
Altın sarısı uçlu
lacivert bir dolma kalem almalı
daha çok yazasın diye öğretmenim!
İstanbul’dan Anadolu’ya giden bir trenin
pulmanında vazgeçiyordum
genzimi yakan o ilk delikanlılık yıllarından
Pencerenin ardında tükeniyordu İstanbul
İçimde İstanbullu olamamanın ezikliği
Sonra...
Hiç yaşamamış sayıyorum kendimi
Hiç olmamışım farz et öğretmenim!
Not defterinde adım ve numaram...
Birinci yazılıyla sözlüden aldığım not…
Ve karnemde kanaatin hiç olmadı...
Kimse tanımıyor beni
Bilet gişesindeki memurdan başka
kimse duymadı sesimi
Hiç yavaşlamadan geçiyoruz, tüm istasyonları
Ve her istasyonda bekleyen simitçi çocuklar
Hiçbir istasyon beni kabul etmeyecek
İstanbul’da başlayan yolculuk
sonsuza kadar sürecek
Nerelerde unuttum acaba
üzerinde okul amblemli bordo kravatımı?
Yarın öğretmenler günü
hâlen dolma kalemle mi yazıyorsun
sınıf defterini öğretmenim?
Altın sarısı uçlu
lacivert bir dolma kalem almalı
daha çok yazasın diye öğretmenim!












Yorumlar