top of page

ÖĞ-RET-ME-NİM!

ree

Anı defterinin

“Kalbin kadar temiz…”

diye başlayan bir sayfasında

kurutulmuş papatya kıvamında şimdi

bir liselinin menekşeye çalan gözleri


Biz büyüdük!

Büyüdük de adam bile olduk öğretmenim!

Bazılarımız öldü bile!


Yıllar akıp gitti öğretmenim, yetişemedik!


İstanbul’dan Anadolu’ya giden

bir gece ekspresinin pulmanında unuttum

yanağıma bıraktığın

“aferin çocuğum” busesini...

Raylar üzerinde akıp giderken tren…

Bir gece vakti,

coğrafya ve matematikten daha ciddi

sorunlarımın olduğunu kanıksıyordum


Yaşam, çok zaman sıfır veriyordu

ve bu defa “kurtarma yazılısı” ihtimali de yoktu

Nerelerde unuttum acaba

üzerinde okul amblemli bordo kravatımı?


Yarın öğretmenler günü

hâlen dolma kalemle mi yazıyorsun

sınıf defterini öğretmenim?

Altın sarısı uçlu

lacivert bir dolma kalem almalı

daha çok yazasın diye öğretmenim!

İstanbul’dan Anadolu’ya giden bir trenin

pulmanında vazgeçiyordum

genzimi yakan o ilk delikanlılık yıllarından

Pencerenin ardında tükeniyordu İstanbul

İçimde İstanbullu olamamanın ezikliği


Sonra...

Hiç yaşamamış sayıyorum kendimi


Hiç olmamışım farz et öğretmenim!

Not defterinde adım ve numaram...

Birinci yazılıyla sözlüden aldığım not…

Ve karnemde kanaatin hiç olmadı...


Kimse tanımıyor beni

Bilet gişesindeki memurdan başka

kimse duymadı sesimi


Hiç yavaşlamadan geçiyoruz, tüm istasyonları

Ve her istasyonda bekleyen simitçi çocuklar

Hiçbir istasyon beni kabul etmeyecek

İstanbul’da başlayan yolculuk

sonsuza kadar sürecek


Nerelerde unuttum acaba

üzerinde okul amblemli bordo kravatımı?


Yarın öğretmenler günü

hâlen dolma kalemle mi yazıyorsun

sınıf defterini öğretmenim?


Altın sarısı uçlu

lacivert bir dolma kalem almalı

daha çok yazasın diye öğretmenim!

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page