Kurtlar Sofrası
- Birol Öztürk

- 7 saat önce
- 1 dakikada okunur

Kurtlar, sürü hâlinde yaşar, bir başına ölür!
Bir kurt, kendi namıyla ama sürü için avlanır.
Bir kurt kadar yalnız, özgür ve kalabalık, bağımlı!
Ola ki sürüdeki hiçbir kurt sürü için avlanamaz ve sürü aç kalırsa, daire şeklinde dizilirmiş sürüdeki tüm kurtlar; sofra düzeninde. Hareketsiz, sessiz, sinsi ve tedirgin bir bekleyiş başlarmış akabinde ve de detayında. Her kim ki zayıf düşerse, zaafa kapılırsa, baygınlık geçirir yahut uykuya dalarsa; yani azizim, her kim zayıfsa o sofranın yemeği olurmuş, kadim kural!
İşte bu aleni sinsilikten mütevellit “Kurtlar Sofrası” dedikleriyle eşleştiririz hayatı…
Boş bir sofraya oturup da en zayıfı aş eylemek, ancak ve ancak “Kurtlar Sofrası” tabiriyle bu kadar net ifade edilebilirdi. Biliyorum “Kurtlar Vadisi” geldi aklına ya, onun manasını hâlâ çözebilmiş değilim.
Kimin sofrasına oturduğun ve o sofraya neyin geleceğini kestirmen, kestirebilmen de senin kumaşınla ilgili bir mevzudur ve o mevzuya hiç girmiyorum dikkat ettinse.












Yorumlar