top of page


Sisli Bir Dağ Köyünden Kalan Tek Kare
“Fotoğraf çekilecek” dedi babam. “Çocukları yan yana dizin” dedi. “Yan yana” bile yan yana yazılamazken, şimdilik üç kardeş, yan yana dizildik… Zamanla iki kız daha belenecekti nazar boncuklu tahta beşiğe. “Çekmek” Bildiğim tek “çekmek” tabanca çekmekti. Kara bıyıklı bir adam gelmişti, boynuna deri kayışla asılı bir aletle. Babam rahmetli, acar tabanca yapar ve dişine kadar yasadışı bir kaçakçıydı. Büyükdağ’a sis gibi sessiz ve ani çöken kaçakçılara satılırdı yılbır yılb

Birol Öztürk
12 saat önce1 dakikada okunur


MAHSUS MAHAL DERLER!
Sıdıka, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünde, çıtı pıtı, narin ve de nahif, yurtsever, devrimci bir kız ve Ruhi’nin sevdalısıdır… Öğrenci evinde, yani bekar evinde kalmaktadır Sıdıka… Sene 1952 ve aylardan kasımdır. Ankara, bu aylarda ve bu ayların mevsiminde hep çok soğuktur. Hep kar, hep ayaz. Ankara’nın ayazını bilmeyen, maruz kalmayan “ben de şu âlemi gördüm, yaşadım” demesin. Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nin iktidar olduğu yılların

Birol Öztürk
14 Şub3 dakikada okunur


Cem Karaca...
8 Şubat 2004 tarihinde çekip gitti Cem Karaca… Muhtar Cem Karaca, bin yıldızlı yerde şimdi; o yıldızların biri toprakta, diğerleri bıraktığı kültür hazinesinde, göğümüzde… Binlerce “Karaca” gözü “Cem” edilmiş de sunulmuştur ömrümüze, bin şükür! 6 Ocak 1983 tarihli Resmî Gazete’de on kişinin Türk vatandaşlığından çıkartıldığı neşrediliyordu; o, “on” lardan biri Yılmaz Pütün, diğeri Muhtar Cem Karaca’dır. Yılmaz Pütün dedikleri, bizim Yılmaz Güney’dir; en güzel “Çirkin Kral”

Birol Öztürk
8 Şub2 dakikada okunur


GARGALAK
Öffff! Öyle bir yağdı ki mübarek; gök delindi, yarıldı say... Gündüzden başlayan yağmur önce akşama, akşamdan da geceye sarktı, iyice kudurarak. Cavuldayaraktan, ondörtlü tabancadan mermi sıkar gibi bir gümbürtüyle yağdı mübarek. Dışı taş dolma, damı paslı çinko sac sarılı evimizin her odasına pıtır pıtır su aktı, iyice kevgire dönen o damdan. Evin kadınları tencere, tepsi, leğen, küfe Allah ne verdiyse su akan yerlerin altına koyup; doldukça da o kaplar pencereden sele verdi

Birol Öztürk
5 Şub2 dakikada okunur


ESKİLER BİTER YENİDE…
“Eski Türkiye” dedikleri devirlerde çocuktum, delikanlı, gençtim; hani şu “İks Kuşağı” dedikleri var ya, o kuşaktanım. Pilli radyoya, gaz lambasına, elektriğin gelişine ve ilk televizyona, her mahalledeki mahallenin en zengin evindeki o tek, yek ve üzeri dantel örtülü telefona, sonrasında cep telefonuna, daktiloya, bilgisayara ve internet çağına tanık, o kuşaktanım. İyi kötü farkındalığım vardı, kendi çapımda duyarlı, okuyup düşünür, yazar çizerdim. İşte tüm bunlardan aldığ

Birol Öztürk
1 Şub3 dakikada okunur


"Oku La Oku!" – Devrimlerin Ruhu Nasıl Çalındı?
“Bizler Atatürk gençleriyiz. Biz, onun ağzından Gençliğe Hitabe’sini okuduk.” “Bugün ülkeyi yönetenlerin etkisinden kurtulunuz. Sizler Atatürk’ü halk kahramanı ve antiemperyalist kimliğinden soyutlayıp, devlet adamı gibi gösterip, mason Atatürkçülüğüne çevirmek istiyorsunuz” Bu sözler, 6 Mayıs 1972 tarihinde, “Anayasayı tebdil, tağyir ve ilga…” ile “Anayasal düzeni kaldırmak…” gibi zinhar hayata geçmemiş bir eylem ve de somut delilleri oluşmamış bir suçtan ötürü idam edilen

Birol Öztürk
28 Oca4 dakikada okunur


90’lar...
Türkiye müthiş bir değişim yaşıyordu ve TRT’nin tekeli bitiyor özel radyo ve televizyon kanalları açılıyordu. 12 Eylül kültürünün ilk mahsullerinin alındığı yıllar... Faili meçhulleri, işkenceyi, Körfez Savaşı’yla Amerika’nın Ortadoğu’ya dalışını, yokluğu ve yoksulluğu, gına getiren koalisyon hükümetlerini, madencilerin asil direnişini, vıkır vıkır kaynayan üniversiteleri, türban sorununu, postmodern darbeleri, Toros marka beyaz otomobilleri ve çatır çatır fişlenen gençleri ş

Birol Öztürk
26 Oca4 dakikada okunur


İÇİMDEN GEÇEN ZAMAN
“İçimden Geçen Zaman” 24 Ocak 1993 tarihinde evinin önünde, sabahın en taze deminde, Ankara’nın en ayazlı dönemlerinde katledilen Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun, Uğur Mumcu’dan sonrasına dair; yaşadıklarına, yaşayamadıklarına, olanlara ve bir daha zinhar olmayacaklara dair yazdığı kitap… Ankara… Kış şehri… Ankara’ya kışı ve yakıp kavuran soğuğu, ayazı çok yakıştırmışımdır hep. İlla da üşüyeceksen Ankara’da üşüyeceksin aga… Ucuz naylon tüllü, kiralık evlerde yaşayan

Birol Öztürk
24 Oca3 dakikada okunur


FAHRİYE ABLA
Fahriye Abla rolünde Müjde Ar ve Mustafa rolünde Tarık Tarcan… 1984 yılı yapımı filmin senaristi ve yönetmeni Yavuz Turgul’dur. Esasen kaynağı Ahmet Muhip Dranas’ın aynı isimli şiiri olsa da filmin afişinden de anlıyoruz ki; biz şiirden anlamıyoruz aga! Ya da anlayınca, kuvvetle muhtemel çok yanlış anlıyoruz… Belki tam da anladığımız gibiydi Fahriye Abla ve biz, şiirden anlamadığımızı sanarak geçip gidiyorduk zamanda… En güzeli, en iyisi suyu menbaandan içmektir. Buyur; Fahri

Birol Öztürk
21 Oca1 dakikada okunur


Anılardan Bir Sayfa
Kasetler vardı... Rakamla; 60’lık ve 90’lık... Yazıyla; altmışlık ve doksanlık... A ve B yüzünden mütevellit o kasetlerin 60’lığından ve 90’lığından kasıt, kaydedilmiş şarkıların, türkülerin, tiyatro oyunlarının ve ses kayıtlarının dakika bazında toplam süresiydi. Yahu öyle bi dönem ki “Her şey aynen böyle kalacak” sanıyorduk. Televizyonumuz siyah beyaz kalacak ve en geç, gece on iki dedi mi yayın bitecek ve Anıtkabir’de bayrak töreni görüntüleri eşliğinde bayrak göndere çek

Birol Öztürk
18 Oca2 dakikada okunur


Bakan Çay İçmişti, Biz İnanmıştık: Kazım Koyuncu’yu Öldüren O Büyük Yalan!
Cahit Aral... Özal’ın Anavatan Partisi’nde, kısaca ANAP, Sanayi ve Ticaret Bakanı’ydı, Elazığ milletvekili... 1986 yılında Çernobil’de bir nükleer santraldeki patlama ardından radyasyon sızdığında, sözüm ona çağ atlayan Türkiye’nin seçilmiş üstünüydü... Sızan o radyasyon bulut olup da üzerimize geldiğinde ve de yağmur olup önce çayımıza, sonra fındığımıza ve illa da karalahanamıza, darımıza yağdığında... Aklı erenlerimiz “Yemeyim, içmeyin. Şimdi değilse on sene sonra kanserde

Birol Öztürk
17 Oca1 dakikada okunur


Trabzon Lobisi Farkı: Üretmeden Marka Olmanın Kitabı
Bunun adı Trabzon Hurması’dır... Anadolu’da “Cennet Elması” olarak da anılır ya, Trabzon Hurması daha bir yaygın olup; an itibarıyla edeceğim lakırdıya da denk düşmektedir. “Madem ki Trabzon Hurması, demek ki Trabzon menşeili. Ya da istihsal hâkimiyeti Trabzon’dadır” diye düşünmeyi gerektirir aklıselim. Dünyada yaklaşık 993 bin hektar alanda, yaklaşık 4,3 milyon ton üretilen bu meyve; yaklaşık 3,3 milyon tonluk üretim hacmiyle en çok Çin’de üretiliyor... Yaaaa yine Çin, hep

Birol Öztürk
15 Oca2 dakikada okunur


ATATÜRK İLE LATİFE HANIM’IN "PAZARTESİ" SIRRI
Zübeyde Hanım hastalanınca doktorlar Atatürk’e; “Paşam, Ankara’nın karasal iklimi valideniz hanımefendiye iyi gelmemektedir. Tedavisi için daha yumuşak iklimli bir yerde yaşamasını öneririz” derler. Bunun üzerine Ata, annesi Zübeyde Hanım’la kardeşi Makbule Hanım’ı İzmir’e yollar. Uşşakizade Latife Hanım’ la İzmir’de tanışıp yakınlaşan Zübeyde Hanım, Ata’ya yazdığı mektuplarda bu, eğitimli, becerikli, yetenekli kızı metheder; iyi bir eş olacağını ve zaman kaybetmeden bu kızl

Birol Öztürk
14 Oca2 dakikada okunur


On Bir Değil Paşa, 'Bir'!
İsmet İnönü, bir takım ve tekmili bazı tarihçiler tarafından temkinli yaklaşılan bir asker ve siyasetçidir. Onun “ikinci adam” lık “Milli Şef” lik hâllerinin zoraki olduğu yönünde örnekleriyle birlikte birçok şey yazıldı, çizildi biz de okuduk. İçinde bulunulan ahval ve şeraitin müsebbipini İnönü’nün Milli Şef’lik hevesi olduğu da söylenir, iddia böyle. İsmet İnönü’nün Atatürk gibi bir askeri deha olmadığına dair iddialı iddialarla kaç yerde kaç kere karşılaştım; ben, tarih

Birol Öztürk
14 Oca2 dakikada okunur


Karanlığa Yakılan Bir Kibrit
"Hayat Türküsü" desem! "Azıcık zorla hafızanı" desem! Yıl : 2006 Kanal : TRT TRT'nin taş gibi sağlam projelere imza attığı ve babaların öz kızlarına hallenip de fetvaların cirit attığı, utancımızdan yerin dibine girdiğimiz kafaların çok uzağında bir çağdı! "Haydi kızlar okula" projesinin sanatsal farkındalığıydı "Hayat Türküsü" ... Hayat Öğretmen rolündeki Devin Özgür ÇINAR, belki de hayatının işini çıkarıyordu! İdealist, aydın, kişilikli ve kararlı bir öğretmendir Hayat!

Birol Öztürk
12 Oca1 dakikada okunur


Çikita Muz Söktü, İlahi Adalet Dikti
Her ne kadar “Medeni Kanun” kız ve erkek çocukların mirastan eşit oranda ya da miktarda yararlanacağına hükmetse de o iş pratikte hiç de öyle değildir. Kız evlat ya da evlatlar, mirastan ya kıytırık bir pay alır ya da bir boka yaramaz, kuş uçmaz kervan geçmez, ot bitmez arı konmaz, yılan bağrını sürtmez araziler reva görülür. Biçim, şekil ve usul zamana bağlı olarak değişse de kafa hâlâ böyledir. Çok sıkıştırırsan, iş, medeni hukuktan dini mevzulara falan kayıyor, o topa hiç

Birol Öztürk
11 Oca2 dakikada okunur


Kralı Kediden Seçen Farelerin Akıbeti Kader mi?
Fareler dünyasında ileri demokrasi çağına geçmek için harıl harıl çalışılmaktadır. “En ileri demokrasi” modeli de, yöneticilerin seçimle iş başına getirilmesidir. İş başına getirilecek yöneticiler güçlü olmalıydı bi kere...Lider karizmasına sahip olmalı, alımlı olmalıydı. Şöyle “Höyt” dedi mi, dağ taş inlemeliydi. Fareler bu minval üzere çalışıp konuşurken , kediler olup biteni dikkatle takip ediyorlardı. Çevik bi “Tekir Kedi” ortaya atılır ve kediler aleminin en çevik, en

Birol Öztürk
11 Oca2 dakikada okunur


ATA’NIN GÜLLERİ
“Atatürk Orman Çiftliği” adını duyduğum o ilk andan itibaren, hep ilgimi çekmiştir, nedense. Bir de AOÇ diye kısaltılır ki, çok afili. Böyle, emeğe dair, üretime dair, mütevazı ama asil bir yaşama dair şeyler çağrıştırır AOÇ... AOÇ diye kısaltılan o yer, eskiden “Karanlık Dere” diye anılırmış. Buranın kaderi 1923-33 yılları arasında değişir ya da şekillenir. Hoş, şimdilerde değişimin yaşandığı o yıllar da “Eskiden” sayılıyor artık. Aradan bir ömür zaman geçmiş yani, ziyadesiy

Birol Öztürk
9 Oca3 dakikada okunur


Okul yolu düz gider
Bu, kar dedikleri ilk defa bu kadar çok yağmıyor ha.Bu mevsimde hep ve çok kar yağar,dize kadar, bele kadar,icabında boya kadar karla kaplanır hayatın ana ve ara arterleri... Köy dediğinin nostaljik anılar arasına girmediği,eğitimin taşımalısının icat olunmadığı,bu memleketin en ücra yerinde bile yaşam çağlayan çağlardı... O zamanlar da,tıpkı bu zamanlar gibi çok kar yağardı. Gök kara,yer beyaza keserdi uzun bir müddet...Kapanırdı tekmil yollar ve eşitlenirdi tüm çukurlar,tüm

Birol Öztürk
8 Oca1 dakikada okunur


İrtifa Her Şeyi Çözer
Kargalar hakkında ne çok hikâye var! Yok dört asır yaşıyormuş da yok “besle kargayı oysun gözünü” ymüş de yok “karga camışı bedava bitlemezmiş” de yok karganın konduğu yerden ölü çıkarmış da… Ama biri var ki şimdi anlatacağım mevzuya cuk diye oturuyor. “Ölecek karga, kırılacak dala konarmış” Yeter bu kadar peşrev, haydi başlıyoooor! Kargalar, uçan kartalların ensesine konup da ayakta durabiliyormuş. Şüphe yok ki bunu, kendi yüklerini kartallara yüklemek için yapıyorlar… Yani

Birol Öztürk
5 Oca2 dakikada okunur
bottom of page








