top of page


ŞEKERCİ ÇIRAĞI
Eserin adı: Şekerci Çırağı * Yazarı: Ferdi Tayfur * Türü: Anı-roman (otobiyografik öğeler taşıyan roman) * Yayınevi: Kora Yayın * İlk baskı: 2003 * Basım yeri: İstanbul * Sayfa sayısı: 352 * ISBN: 978-975-7957-99-7 * Ebat: 13,5 × 19,5 cm * Kapak: Karton kapak * Dil: Türkçe Arka kapak tanıtımından Kitap, “Ferdi Tayfur’un özyaşam öyküsü mü?” sorusunu ortaya atarak, bunun yalnızca bir biyografi olmadığını; sıradan bir insanın yaşam mücadelesi ile bir sanatçının hayatından kesitl

Birol Öztürk
9sa.3 dakikada okunur


Biz Büyüdük, Masallar Yetim Kaldı
“Aç kapıyı bezirgan başı” çocukluğa gidelim… “Yağ satardık, bal satardık” ve hiçbiri sahte değildi. Elmanın zehirlisi, ruhunun kötülüğü yüzüne vurmuş bir cadının elinden verilirdi, Pamuk Prenses’e ve onulmaz, uyanılmaz, ayılınmaz uykulara, kör kuyu gibi derin uykulara dalardı, kötülüğün, zalimin ve zulmün sataştığı güzellikler; elma yanaklar, kiraz dudaklar, çağla gözler, keman kaşlar, lepiska saçlar, selvi boylar… Ayağında halhallar… Elmanın zehirlisi pazar tezgahında, mana

Birol Öztürk
01false35 GMT+0000 (Coordinated Universal Time)3 dakikada okunur


KIRMIZI YAS
Sultan Özcan’a “kaç yaşındasın?” diye sorduğunda, hangi yaşta olursa olsun kırk sekiz derdi… Tıpkı kırmızıya takıldığı gibi kırk sekiz yaşa takılıp kalmış Sultan, ah Sultan vah Sultan! Belki de soru yanlıştı. Sultan’a “yaşı” değil de “yası” sorulmalıydı… “Yasın ne Sultan?" “Kırmızı” Bariz Konya ağzıyla konuşuyordu Sultan. “Bah hele! Bah hele” diye diye, hem yazın Hemi de kışın, dört mevsim, yağmurda, karda, sarı sıcakta kıpkırmızı giyinip de yanağını, dudağını kırmızıya boyay

Birol Öztürk
11false19 GMT+0000 (Coordinated Universal Time)7 dakikada okunur


Buna Kim İnanır… Kadir İnanır
Yakışıklılığıyla kadınları hayran, erkekleri gıcık etti ama sanatıyla ve eserleriyle herkes çok sevdi Kadir İnanır’ı… O, rüya gibi bir hayat sürdü ve hak ettiği saygınlığı da sevgiyi de gördü. En azından benden yana gördü… Kadir İnanır, dönem dönem popüler kültüre dair işler yapsa da omurgalı duruşunu hep korudu. Öldükten sonra adının güzel anılması farkındalığıyla yaşadı ve ölümü ardından her evden cenaze çıkmışçasına bir boşluk kalacağını da bilmişti. Türcü değil tümcüydü.

Birol Öztürk
15 Tem4 dakikada okunur


Mavi Kanatlı Kelebekler, Kanatlarında Meleklerin Ruhunu Taşır…
“Artemis” e yani “Ölüm Çiçeği” ne konan mavi kelebeklerin kanadıyla huzur bulan melekler… Mavi kelebekler kanatlarında meleklerin ruhunu, canını taşır… Anlatacağım… İnsana ve insanlığa karşı işlenen suçlar ne kadar profesyonelce planlanırsa planlansın ve deliller ne kadar itinayla yok edilirse edilsin, aradan onar onar yıllar geçer belki ama gerçekler muhakkak tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar ve bir şekilde o hesap görülür. Tarih, bunun milyonlarca örneğiyle doludur. Şimdi anla

Birol Öztürk
12 Tem2 dakikada okunur


BEŞBAŞI
O zamanlar “profesyonel ordu” yoktu. İhtimal ve imkanı da yoktu. Fakülte mezunlarına “kısa dönem” dedikleri bile sekiz aydan başlıyordu… Eşkiya dağda değildi safi, şehirler, düz ovalar da eşkiyanın envai çeşidiyle kaynıyordu ve gariban halk çocuklarından mütevellit tabur tabur asker dizilirdi eşkiyanın önüne, karşısına; azami üç aylık acemi eğitimi ardından. “EMASYA Protokolü” gereği, polisin yetersiz kaldığı ya da takviyeye ihtiyaç duyduğu alanlarda da yer, zaman ve mesai

Birol Öztürk
10 Tem4 dakikada okunur


Ekşi Elmalar...
"Son ekşi elma ağacı Reis Bey, bırakın kalsın" "Bana asi gelmeyecekti" "Nerelisin?" "Antalya" "Deniz var mı?" "Var. Olmaz mı?" "Kokar mı?" "Kokar" "Nasıl kokar?" "İyot...Tuz...Yani, denizi anlatmak kokuyu anlatmaktan daha zor" "Sen, benim gibi misin?" "Anlamadım" "Bak, anlamadın. Benim gibi değilsin işte" "Ekmek nandır. Su da abdır" "Peki seni seviyorum nasıl denir?" "O denilmez, ayıptır." "Sevmek ayıp mıdır? İnsan anasına da seni seviyorum der" "O da doğrudur" "Mutluydular v

Birol Öztürk
9 Tem1 dakikada okunur


Üçüncü Zil
Tiyatroda “üçüncü zil” diye bir tabir vardır. Üçüncü zil çaldığında, her şeyi geride bırakır oyuncu ve sahneye çıkar. Az önce evladını, eşini, anasını babasını, en yakın dostunu toprağa vermiş de olabilir, hayatının kazığını yediğini, ihanetin en hainine maruz kaldığını öğrenmiş de olabilir, neyi var neyi yok tüm dünyalığını kaybetmiş de olabilir… Her şey olabilir, olabilir; üçüncü zil çaldığında sahneye çıkmamışsa bir oyuncu, bilki canı bedeninde değildir. Zihni Göktay, özel

Birol Öztürk
7 Tem1 dakikada okunur


Diktatör!
Efendim, Kenan Evren malum; tescilli diktatördür. Bir zamanlar güzelim cumhuriyetin, yedinci cumhurbaşkanı olaraktan Çankaya Köşkü’ne çökmüş de olsa 9 Mayıs 2015 tarihinde 98 yaşında öldüğünde koca bir ülke “hakkımız haram olsun” diye uğurlarken, devlet töreni de yapılmadı. Evren, hem fikren hem de resmen “diktatör” diye tescillendi. Devirdir, mutlaka devrilir. Devrandır, dönmesiyle meşhur. Tarih, devrilmeyen devir, dönüp de tepetaklak olmayan devran görmedi. Az buçuk metafiz

Birol Öztürk
6 Tem2 dakikada okunur


Aziz Nesin’in "Yüzde 60" Sözünün Perde Arkası: "Yüzde 92 Diyecektim De..."
1982 Anayası referandum sonucunda yürürlüğe girdi… 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan referandumda yüzde doksan iki “evet” oyu aldı darbe anayasası. O yıl, 1982 yılında yani, referandumdan sonra Cumhuriyet gazetesi yayın yönetmeni İlhan Selçuk, beraberinde Can Yücel, Aziz Nesin ve Müjdat Gezen İzmir Torbalı’da bir şenliğe, festivale davetlidir. Konu; mizah! O Aziz Nesin ki, lafını Kenan Evren’den gözünü budaktan esirgemez. Dik kafalı, dik saçlı, dik laflı ama komik… Mizah yapıyo

Birol Öztürk
4 Tem1 dakikada okunur


Bir Kadın Bir Adamı Ancak Bu Kadar Güzel Sevebilir
Öldüğünde, o son nefesi alıp da veremediğinde ya da verip de alamadığında yani “öldü” diye resmiyet kazanınca mevcudiyetin, artık başka bir şeye dönüşmüşsündür. Sen, sevdiklerinin o “sen” i değilsindir artık… Birilerinin, bir takım ritüelleri için malzemesindir. Gelip alır, yıkayıp paklarlar, kefenleyip tabuta koyarlar. Hiçbir güç bu ritüelleri engelleyemez, reddedemez; kadimdir, katidir. Sevdiklerin, uzağındadır artık, uzaktadır. Uzaktan uzaktan acılar içinde ve derin bir ma

Birol Öztürk
1 Tem8 dakikada okunur


Canı Cehenneme...
(!) Canı cehenneme rahat uyuyanın kapısını örtenin perdesini çekenin yüreği, yalnız kendiyle dolu olanın duvarları, ancak çapında görenin Yok ABD İran’ı vurmuş da yok İsrail “sıra Türkiye’de” demiş de yok dolarizasyonmuş da yok altınmış da nadir doğa elementleriymiş de bilmem ne… Sanki petrol kralıyım, sanki patron ağayım, sanki kompradorum… Bana ne la! Yok madenci mağdurmuş da yerin yüzlerce metre altında iş sağlığı ve de güvenc

Birol Öztürk
24 Haz2 dakikada okunur


Babam Ekmekti, Anam Türkü...
“Yarılan ekmeğin buğusu" ydu babam eskiyen bir pazar filesi terleyen bir temmuz buz tutan bir şubattı… Yapraklarının tozu ıslak pamukla alınan kauçuk çiçeğiydi anam. "Çemberimde gül oya" ydı. Vita kutusunda biriken bozukluklardı. Yıldızlar vardı bir de, Ateş böceklerine yoldaş… yıldızlar, geceyi sevene güzeldi… Yağ satardık, bal satardık, vatanı severdik. Samanlıkta iğne olsaydım bir de ara ki bulasın…

Birol Öztürk
20 Haz1 dakikada okunur


Tek Yol Devrim!
Bu günlerde “baba ocağı, ana kucağı” gibi epeyce bir duygusal söylemlerle sağından solundan çekiştirilen Atatürkçülük… Baksan, sorsan herkes Atatürkçü… Şimdi bir samimiyet testi yapalım mı! Valla aramızda kalacak la! Test bir; Atatürk ilklerini saysana! N’oldu? Google sormadan, ezberden, şıp diye sayamadın, kalıbımı basarım! O hâlde devrimleri hiç sormuyorum… “Atatürkçülük ve İnkılâp Tarihi” ya da “Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi“ diye bir ders vardı, tekmil lise ve üniver

Birol Öztürk
15 Haz2 dakikada okunur


BİLGİ EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİR
“Köy Enstitüleri” gibi bir vizyondan “Taşımalı Eğitim” i icat eden vizyonsuzluğa atfen… Japonya’nın Hokkaido Adası’nda bir tren istasyonu; Kyü Shirataki İstasyonu… Kıyısından köşesinden coğrafya bilgisi olan, Japonya’nın bir ada ve de deprem ülkesi olduğu da bilir. Dokuz şiddetinde deprem olurken, tablette seyrettiği diziye bile ara vermez Japonlar… Bizde de yedinin üstündeki, asrın felaketi… Japonlar “tasarruf” u Tanrı gibi sayan, seven bir halktır. Kyü Shirataki İstasyonu,

Birol Öztürk
9 Haz1 dakikada okunur


Mutlak Butlan
“Mutlak Butlan” gibi “Kayyım” gibi hukuki terimler, özel ve istisnai durumları ifade eder. “Mutlak Butlan” Medeni Kanun’da “Kayyım” Medeni Kanun’un ayrılmaz tamamlayıcısı Ticaret Kanunu’nda karşımıza çıkıp, acayip istisnai durumlara dairdi, bir zamanlar yani. Çoook çok eski devirlerde, devirlerin devrilmediği devirlerde. Mutlak Butlan! Bir adam ya da kadın, resmen evli diyelim. Resmi evlilikleri resmen sona ermeden, bir şekilde ikinci evlilik yaptılar diyelim. Yahu “olmaz

Birol Öztürk
3 Haz1 dakikada okunur


Dönüşüm...
Franz Kafka’nın en ünlü eserlerinden biri hiç şüphe yok ki “Dönüşüm” dür. Dönüşüm’de bir memurun dev bir böceğe dönüşmesi hikâye edilir, okuyanlar bilir. Kafka, kitabı bitirip de yayın evine gönderdiğinde “kapakta asla böcek ve böceği hatırlatacak bir şey kullanmayın” der, hatta vasiyet eder. Kitabın ilk baskısı dışındaki kapakların alayında böcek vardır oysa; kiminde kanepenin altına saklanmış, kiminde böcek biçiminde “DÖNÜŞÜM” yazılmış, kiminde bir insan büstü içinde yatan

Birol Öztürk
31 May1 dakikada okunur


Bayramlar bayram ola...
Güneş yükselmeden kuşluk yerine Bir adam camiden döndü evine Oturdu sessizce yer minderine Kızı “bayram” dedi, yalın ayaklı Adam “bayram” dedi, tam ağlamaklı Eli öpüldükçe içi burkuldu Konuşmak istedi, dili tutuldu Güç belâ ağzından bir “offff” kurtuldu Oğlu “bayram” dedi, sırtı yamalı Adam “he ya” dedi, gözü kapalı Düşündü kış yakın, evde odun yok Tenekede yağ yok, çuvalda un yok Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok Avrat “bayram” dedi, eğdi başını Adam “evet”dedi, sıktı di

Birol Öztürk
29 May1 dakikada okunur


Bu Aşkın Nüshası Şarkılarda Kalacak
Yılmaz Odabaşı’dan, gerek şiirleri, gerekse roman, öykü ve anılarıyla hep çok etkilenmişimdir. Üniversite yıllarımdan kalma, tadı damağımda bir lezzettir Odabaşı cümleleri, anı gibi bir şey yani. Yılmaz Odabaşı’nın kitabını okuyup da bitirdiğimde “eh be abi, bu kadar mı güzel anlatılır” demediğim yoktur. Bir çeşit ruh uyuşması diyelim. Benden sadece on yaş büyük Yılmaz Odabaşı ama yazıda ustalık, kadim eyliyor ehlini. O kadar güzel şiirler yazdı ki Odabaşı, neredeyse hepsi be

Birol Öztürk
27 May1 dakikada okunur


Yürü bildiğin yolda, ölümden öte ne var!
Ata, ömrü hayatında bir kere evlendi, Latife Hanım’la… İki buçuk sene kadar sürdü bu evlilik ve çocukları olmadı… Ata, hiç çocuksuz, sekiz çocuklu bir babadır. Tam sekiz manevi çocuğu vardır Ata’nın; ikisi erkek, altısı kız… Sabiha Afet Rukiye Nebile Zehra Ülkü Abdurrahim Mustafa Ata, manevi evlatlarını ilkokul çağında İsmet İnönü’nün çocuklarının da okuduğu Çankaya İlkokulu’na kaydettirdi, İlkokulu da beş yıl, zorunlu kıldı. Ata’nın “zorunlu” luğunda okul kapılarına kilit vu

Birol Öztürk
25 May2 dakikada okunur
bottom of page








