top of page

"Sıra Türkiye'ye Gelecek" Diyenlere Bir Çift Söz!

“Sıra Türkiye’ye gelecek” miş!

Ne, demiş?

Nerede, demiş?

Ne zaman, demiş?

Nasıl, demiş?

Neden, demiş?

Kim, demiş?

Sosyal medya çöplüğünün üfürmelerinden, yellenmelerinden ibaret bu mevzuya dair, Türkiye’nin işgal edileceğine dair, tüm sorular cevapsız, sözüm ona tüm cevaplar askıda…

Bitmediniz ya!

Türkiye, dünyayla entegre bir ülkedir. NATO, BM gibi uluslararası kuruluşlara üye, AB’ye girme serüveninde “Müzakere Çerçeve Belgesi” evresini işletmiştir.

Petrol ve enerji kaynakları yönünden tekel değildir ve dolarizasyonu koşulsuz kabul etmiştir. O kadar ki “dolar” ı tasarruf aracı gören, sürekli dolar talep eden kılçıksız bir ekonomidir.

Türkiye, anti emperyalist, antik kapitalist değildir. Bakma sen, siyasilerin kürsülerden sallamalarına; finali sosyo ekonomik politikalar tayin eder. Küresel sermayeye kapıları açık, her türden yatırım ortamını tesis etmeye hazır, hızır, nazır. O kürsülerde idam fermanı kesildi anti emperyalist gençlerin… Paradigma mı dersin, statüko mu dersin, oligarşi mi dersin, artık ne dersen işte…

Meraklısı için ilgilisi için ortalama zeka sahibi için mevzunun anlaşıldığını ya da meramın anlaşıldığını farz ve de kabul ederek kameti kesiyorum…

Peki İran’la İsrail arasında gidip gelen ateş topları, o topların düştüğü yerden göğe yükselen mantar kafalı küller nedir?

Dolu gitmedi boş gelmedi, ula ha bu dolap niye döndü!

Birgün tarih tüm soruların cevabını verecek. Gerçeklerin zaman içinde ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.

Diyelim ki sıra Türkiye’ye gelmiş ve diyelim ki Türkiye işgal edilmiş… Bu kadar çok osuran sosyal medya sıçtı diyelim…

“Diyelim ki” si bile insanın kanına dokunuyor, canını sıkıyor, biliyorum ama yine de diyelim la!

Emperyalizm ve onun çomarları tarafından ülkemiz, şüheda fışkıran topraklarımız, işgal edilseydi neyi yaşardık, nelere şahittik!

* Cebren ve hileyle tüm kaynaklarımıza el koyarlardı!

* En savunmasız ve masumlarımızı, kadınlarımızı ve çocuklarımızı istismar ederdi işgalci azgınlar ve katlederlerdi. Kadın cinayetleri haberleri gelirdi her yandan her gün.

* Ordumuzu zayıflatır, kozmik odalarının kapılarını açarlardı.

* Bankalarımızı, tasarruflarımızı yağmalar, talan ederlerdi.

* İletişim ağımızı zapteder, dünyayla bağımızı keserler, iyice kısıtlarlardı. Havuz medyası oluşturur ve yaşattıkları cehennemi kamufle ederlerdi. O kadar ki, biz bile inanırdık, çiçekler içinde yaşadığımıza ve makarnanın esasında protein kaynağı, etin safi bünyeye zarar olduğuna.

* Ülkemize çökenler, bu hukuk dışı eylemlerinden dolayı gün gelip de yargılanmamaları adına hukuk sistemimizi oyuncak ederlerdi. Yargıyı çürüğe çıkartırlar, mahkemeleri orta oyununa çevirirlerdi.

* Eğitim sistemimizi eğitemez hâle getirirler, dini hunharca kullanıp toplumu cehalete ve feodalizme mahkum ederler, faşizmi beslerlerdi.

* Tüm bu ahval ve şerait içinde dahi vazifesini hatırlayan “Ey Türk Gençliği” ni meydanlarda sopalar, işkencelerde inletir, zindanlarda çürütürlerdi. Yakaladıklarını asar, kaçırdıklarını kurşunlarlardı.

* Aydınları, sanatçıları, vatanseverleri sürgün ederler, namerde muhtaç hâle getirirlerdi.

* Ülkenin kültürel gelişiminin şartelini indirirler, yoksulluğu kader eylerlerdi, karın tokluğuna çalışan insanlara.

* Harici ve dahili bedbahtlarımız suda balık, toprakta karınca, gökte kuş kadar çoğalırdı.

* He bir de okullarımız tuvaletsiz, tuvaletlerimiz sabunsuz kalırdı…

Ya işte… Düşün yani… Düşün işte, düş işte…

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page