top of page

Adem’in Elması Değil, Kralın Elması Yaktı Bizi!

Niye bu kadar çeşitli ve de ağır vergiler var biliyor musun?

“Elma” dan ötürü!

Evet evet elma… Bildiğin, kırmızı, sert ve de sulu, şerbet gibi elmadan ötürü…

Anlatayım da dinle…

Kral, sarayının görkemli penceresinden masmavi gökyüzünü seyrederken sokaktan yükselen sese kayar dikkati.

“Elmaaaa, sulu, sert, kırmızı, şerbet gibi elmaaaa”

Bir anda canı öyle bir elma çeker ki, hani olsa bir araba elmayı yiyecek kadar… Ee kraldır, sokağa inip de seyyar satıcıdan elma alacak da değildir. Veziri çağırır, kesesinden beş altın para çıkarır, keza elmanın ederi konusunda hiçbir fikri yoktur.

“Bu beş altın ne kadar elma ediyorsa o kadar elma alıp getir, canım çok elma çekti” der vezire.

Beş altını alan vezir, anasının gözüdür. Şu beş altını kıytırık bir elmacıya kaptırmak bildiğin kerizliktir. Kralın malı deniz, yemeyen domuz… Hem koca vezir, kıytırık, avam takımından bir seyyar satıcıyla muhatap mı olurdu.

Muhafız komutanını çağırır “kralın canı elma çekmiş. Al şu iki altını git, sokaktaki elmacıdan ne kadar elma ediyorsa al getir” der, altınların üçünü kuşağına sokarak.

Komutan da kendi çapında sistemi çözmüş, işin çakallığını bilmektedir. Koca komutan elinde altın parayla sokak satıcısına gidip de elma mı alırmış! Hem, şu elma dediğine bunca para mı verilirdi be!

İki altının birini sokar kuşağına ve çağırır bir eri “al şu bir altını, kralımızın canı elma çekmiş, bu bir altına ne kadar elma ediyorsa al getir” der.

Er, altını alır ve hemen sokar kuşağına. Varır elmacının arabasının başına.

“Kralımızın canı elma çekti, arabayı çek sarayın kapısına ve sonra da defolup git buradan” der.

Kellesinin kılıca yaklaştığını anlayan elmacı, elma dolu arabayı gösterilen yere bırakır ve kirişi kırar, ardına bile bakmadan.

Er, dikilir komutanın karşısına “bir altına bu kadar elma alabildim” der ve çekilir huzurdan.

Komutan, arabadaki elmalardan iki çuval alır ve vezirin huzuruna çıkıp “iki altına bu kadar elma alabildim” der, çekilir.

Vezir, iki çuval elmanın içinden beş elma seçer ve kralın huzuruna çıkıp “beş altına bu kadar elma alınabiliyor efendim” der ve çekilir.

Kral, şaşırır.

“Beş altına beş elma! Bir elma bir altın! Bu elmayı halk da alıp yiyorsa, demek ki bu halkta para çok! Bir elmaya bir altın veren halktan alınan vergileri artırmak hem hak hem de hukuktur” diye düşünür ve yeni vergiler koyar, mevcutları artırır.

Ya işte böyle… O kral, sokaktaki elmacıdan o elmayı bizzat satın alsaydı insanlığın başına bu işler gelmeyecekti…

Ah o elma ah!

Adem’in günahı kadar kadim ve müsebbip!

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page