Cem Karaca...
- Birol Öztürk

- 8 Şub
- 2 dakikada okunur

8 Şubat 2004 tarihinde çekip gitti Cem Karaca… Muhtar Cem Karaca, bin yıldızlı yerde şimdi; o yıldızların biri toprakta, diğerleri bıraktığı kültür hazinesinde, göğümüzde… Binlerce “Karaca” gözü “Cem” edilmiş de sunulmuştur ömrümüze, bin şükür!

6 Ocak 1983 tarihli Resmî Gazete’de on kişinin Türk vatandaşlığından çıkartıldığı neşrediliyordu; o, “on” lardan biri Yılmaz Pütün, diğeri Muhtar Cem Karaca’dır. Yılmaz Pütün dedikleri, bizim Yılmaz Güney’dir; en güzel “Çirkin Kral” yani!
Nasıl hüzünlü bir şeydir o yahu; vatandaşlıktan çıkarılmak! Gıyaben “Boş ol” demekti bu, hem de üç kere, tek nefeste! İnsan, doğduğu yere, toprakları altında ölüleri bulunan yere ait değilse hiçbir yere ait değildir!
Vatansız kılınmak!
Ayrık otundan sayılmak!
Öteki ilan edilmek!
Dahası vatan haini, terörist bilmem ne diye yaftalanmak!
Kim tarafından?
Faşistin önde gideni, diktatörün bayrak tutanı, hainin piri, caninin eli kanlısı tarafından!
Cem Karaca’yı vatan haini ilan eden ve Resmî Gazete erkini elinde bulunduranların tabutuna sokak köpeklerinin işediğini hatırlayıp kafa ütülemeye devam edelim.
“Vatandaşlıktan çıkarmak!”
Ve Cem Karaca ve Yılmaz Güney…
İyi de neden!
İhtarname!
Çeken Türk halkı!
Çekilen siz!
Siz!
Siz!
Konu:
Bal gibi bilirsiniz!
Cem Karaca, “Beni siz delirttiniz, siz” diye “sözün işaret parmağı” yla göstermiştir maktulü ve “Namus Belası” na “Rap Diye Rap Rap” şarkılar söylerken, esasen ve de esaslı bir “Tamirci Çırağı” dır.
“Deniz Üstü Köpürür” ken “Bindik Bir Alamete Gidiyoz Kıyamete” durumunu “Resimdeki Gözyaşları” kadar nahif, Cem Karaca’dan başka kim ifade edebilirdi ki!
Ah bir de şu “ceviz ağacı” vardır azizim, Gülhane Parkı’nda “ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında…”
Oysa Cem Karaca ne de güzel farkındadır ve de farkındalık yaratmıştır.
Kerküğün zindanına attılar beni
Mazlumlar sürüsüne kattılar beni
Dediğinde Cem Karaca “Yolumuz Gurbete Düştü” bu sofranın en lazım gelen mezesi de değil midir esasen!
Cem Karaca, Toto Karaca gibi sanatçı bir annenin oğluysa “Herkes Gibisin” demek mümkün müdür onun için!
Kim bilir belki çıkar “eli geveze” biri, yazar, bu, dal gibi ozanın hikâyesini.
Ne yalnızlık ne de yalan
üzmesin seni
Doğarken ağladı insan
bu, son olsun
bu
SON











