İÇİMDEN GEÇEN ZAMAN
- Birol Öztürk

- 5 gün önce
- 3 dakikada okunur

“İçimden Geçen Zaman”
24 Ocak 1993 tarihinde evinin önünde, sabahın en taze deminde, Ankara’nın en ayazlı dönemlerinde katledilen Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun, Uğur Mumcu’dan sonrasına dair; yaşadıklarına, yaşayamadıklarına, olanlara ve bir daha zinhar olmayacaklara dair yazdığı kitap…
Ankara… Kış şehri… Ankara’ya kışı ve yakıp kavuran soğuğu, ayazı çok yakıştırmışımdır hep.
İlla da üşüyeceksen Ankara’da üşüyeceksin aga…
Ucuz naylon tüllü, kiralık evlerde yaşayan
çok çocuklu kadınlardı
“ana" bildiğimiz
Yağmurdan da kardan da
Allah'tan korkmak gibi korkmaktı
kader bildiğin
Yağmur dindiğinde
kar yağarken güzeldi
Delik çoraplı ayakları, ekşi ekşi kokardı
kalın parmaklı
dişi tütün pası babaların
Ve ucuz cigaralarının dibi
her yanı yanık, mika küllüklere basılırdı
Bir tuhaf estetikti,o, adi plastik çiçekler
hükmünü yitirmiş hikâyeler gibi
Ahu Tuğba'nın dolgun bacakları
tekmil ortada diye
poşette satılmıştı
"Günaydın gazetesi"
Muzır Neşriyat Yasası'na muhalefetti
tüm ağdalı bacaklar
Aşk olsundu be
aşk olsundu her çağda
Göz göze gelebilme ihtimaliyle sınırlıydı oysa
en büyük aşkların en güzelleri
Mahallenin yeni yetmelerinin
kasıklarındaki alevdi
etek boyu diz kapağında Cemile Abla
Büyük şehirdeki küçük hayaldi Ankara
Bentderesi'nde dost tutmaktı hayat
Ankara'ya gitmek
Ankara'ya gelmek
aralık bir kapıyı itip de
sonuna kadar açmaktı
Ankara'ya gitmek
Ankara'ya gelmek
Ulus'ta banyosuz bir otele postu sermek
Ankara, hep karlıdır bu mevsimde
hep buzlu
hep soğuk
Kızılay, her mevsim kum gibi insan
Sakarya Caddesi çakırkeyf
Sıhhıyye telaşlı
Ezel Ana yem satardı Güvenpark'ta
güvercinleri için
Recai İskender hep protestoda
Beklediğimiz gibi çıkmadı
sürdüğümüz hayat, heyhaaat!
İçimizi acılaştıran rakının
antik burukluğuyla avuttuk acıları
içimize işleyen asgari ücret sızıları
Kapı merceğinden bakıp yetinmek kadardı
dünya ağrısıyla alakamız
Zamandışıymış ruhum
hadi eyvallah çocuk!
“İçimden Geçen Zaman”
Ah o zaman ah! Hangimizin, kimin içinden geçmedi ve de geçmemektedir ki! Yaşadıkça, yaş aldıkça bir ileri bir geri içimizden geçiyor ve de geçecek zaman.
Uğur Mumcu cinayeti!
Katliamı!
Vahşeti!
Hâlâ katili bulunamadı biliyor musun! Ya da faili mi demeli… 33 koca yıl geçti, faili malum katliamdan bu yana.
Söyletmen beni…
Bugünlerde bir haber, şöyle bir esti geçti “Mehmet Ağar, Uğur Mumcu cinayeti davası için mahkemeye davet edildi!” diye. Sanık, tanık, fail, mail falan değil ha, bilgisine başvurulmak üzere…
Bilgi…
Bilgisi…
bilgisine…
Mehmet Ağar, Uğur Mumcu katledildiğinde dönemin İçişleri Bakanı mıydı, Emniyet Genel Müdürü müydü neydi… O, öyle çok “şey” oldu ki, bunlar arasında Demirel’in “Doğruyol Partisi” nin ve Menderes’in “Demokrat Partisi” genel başkanlığı bile vardı… Gel gör ki karanlık odaklarla, kanlı mevzularla, çetelerle, derin mevzularla irtibatı o dönem de her dönem de hep konuşuldu, tartışıldı.
Ben, tarihin, yaşanmışlıkların ve bizzat yaşadıklarımın yalancısıyım; yirmili yaşların başındaki üniversiteli gençler, körpecik ellerinin işaret parmağıyla gösteriyordu katili de faili de Ankara’nın ayazındaki kitlesel eylemlerle… Bellerine cop, bileklerine kelepçe vurup da Ulucanlar’ın tecrit hücrelerine tıkıyorlardı, gık diyeni…
Söyletmen beni…
2021 yılında, şimdilerde sırra kadem basan, Sedat Peker “arkası yarın” formatlı, bir dünya subliminal mesaj içeren “ifşa videoları” çekip çekip yayınladı. Bunların birinde, Uğur Mumcu cinayetinin failinin Mehmet Ağar olduğunu iddia ederek ifade etti, herkes yine sustu.
Neyse…
Ne diyordum, şey diyordum; İçimden Geçen Zaman, diyordum… Kitap diyordum… Güldal Mumcu’nun kitabı, diyordum.
Mehmet Ağar, Güldal Mumcu’nun evindedir, ziyarette… Güldal Mumcu, birçok “şey” gibi bu ziyareti de yazar, Uğur Mumcu’suzluğa dair.
“Karşımıza sürekli engeller çıkarılıyor. Bir duvar örülüyor sanki” der Güldal Mumcu, sitem eden bir şikayetle.
“Evet Güldal, bir duvar örülüyor” diye destekler Mehmet Ağar, kudretli değil de tedirgin gibi ve devam eder.
“Bir tuğla çekersek duvar yıkılır”
Bu cümle öylesine tarihi ve öylesine tehlikelidir ki!
“Bir tuğla çekersek duvar yıkılır”
“O zaman bir tuğla çekin, duvar yıkılsın” der Güldal Mumcu.
O ZAMAN BİR TUĞLA ÇEKİN, DUVAR YIKILSIN!
Çok düşünmeden, hiç düşünmeden “çekemem” der Mehmet Ağar.
Güldal Mumcu, umutsuz bir ısrarla devam eder.
“Soruşturma için yeni bir ekip kurulmasını sağlayabilirsiniz belki”
Mehmet Ağar, sıfır taviz ve sır küpü olaraktan “kusura bakma Güldal, yapamam” der.
Sonraki zamanlarda, devirlerde Mehmet Ağar, Güldal Mumcu’yla aralarında böylesi bir diyaloğun geçtiğini kabul etmez.
Güldal Mumcu da yalancıdır(!)












Yorumlar