top of page


ULAN MAHİR...
ULAN MAHİR ULAN MAHİR 1998 yılında “Pedaliza” adlı albüm Kuzey Müzik Yapım’dan çıkar… Volkan Konak bu yıl “Kuzey Müzik Prodüksiyon” adlı firmayı kurar ve bu albümü de o firmadan çıkarır. Pedaliza, “kelebek” tir. Albümdeki parçalardan biri de “Mahir” dir. Mahir’um Mahir’um Anan kurban olsun kanlaruna tatli canlaruna baldan tatli bal aduna e Mahir’um Oğlum oğlum oğlum oğlum Baban kurban olsun canlaruna baban kurban

Birol Öztürk
20 May2 dakikada okunur


Güzel yaşlanmaktı huzur...
Eve biri geldiğinde, ister davetli ister Tanrı misafiri hiç fark etmez, hemen ocağa konulurdu o çaydanlık ve demlenirdi çay. Gelene bi bardak çay ikram etmemek kabahatlerin en affedilmeziydi, yaptırımsız. Çaydanlığın üzerinde fosurdayan demlik ve buram buram çay kokusuydu huzur. Elde yıkanıp, şaldur şuldur durulanarak kıvrıla kıvrıla sıkılıp da leğende asılmayı bekleyen çamaşırların nemli kokusu; ütünün tıslaması, gömlek yakalarının kolalanması, nevresim takımının icat edilme

Birol Öztürk
15 May1 dakikada okunur


Anıtkabir’e Gidişin de Dönüşün de Bir Adabı Vardır
“19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” münasebetiyle Anıtkabir yine ve hep, cevahirimiz olacak. Anıtkabir’e gitmenin ve Anıtkabir’den dönmenin bir adabı, edebi, usulü, esası vardır. Ona geçmeden önce Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği” diye cumhuriyeti teslim ettiği, namına bayram tertip edilen o gençlikten bahsedelim biraz. Ata, neden “gençlik” e emanet etmiştir cumhuriyeti? Neden asker, polis değil? Öğretmen , doktor değil? Yazar, şair, ressam değil? Neden, kırk y

Birol Öztürk
12 May2 dakikada okunur


Bu Ülkede Çocuk Olunmaz, Çocuk Ölünür!
Mahir Buğra Karagön… Sadece on altı yaşındaydı Mahir… Hatay’da yaşıyordu ve MESEM öğrencisiydi. MESEM’in müfredatı gereği çıraktı o da; bir pastanede… Çok iyi pastacı olacak, bir pastane açacak ve kendi işinin patronu olacaktı Mahir, belki de illaki de! Ulan Mahir çakmak çakmak MESEM mi? Eskinin “Çıraklık Eğitim Merkezi” zamane “Mesleki Eğitim Merkezi” yani aynı bokun lacivertti. Çalıştığı alanda elektrik kaçağı vardı Mahir’in ve bunu patron da biliyordu. Yani Cohe

Birol Öztürk
11 May1 dakikada okunur


Sabahın Bir Sahibi Var!
Zamanın behrinde, ülkenin birinde bir kral varmış. Bu kral, çarşıda çok güzel bir kadın görmüş ve de hemen vurulmuş. Araştırılıp, taraştırılmış ve semtin en meşhur ve de çok sevilen, saygı duyulan demircisinin karısı olduğu anlaşılmış. “Kellesini vuralım demircinin, alalım karısını” demiş, kralın “hınk” deyicileri. “Yok” demiş kral. “Demirci seviliyor çok” demiş. “Başka ve akla uygun bir çare” demiş. Demiş de demiş, çareyi de kendisi bulmuş yine. Çağırmış demirciyi huzura “şa

Birol Öztürk
30 Nis4 dakikada okunur


Biz "Yağ Satan, Bal Satan" Ama Vatanını Satmayan Çocuklardık!
Yağ satan, bal satan ama zinhar ustasını, vatanını satmayan oyunlarla büyüdük… 23 Nisan’da çocuktuk… 19 Mayıs’ta “Ey Türk Gençliği” ydik… 30 Ağustos’ta muzaffer… 9 Eylül’de “İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar” dık… Karıncaya dahi hor bakmamayı, kırmamayı serçenin kanadını, bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşine yaşamayı öğütleyen ozanlara meylettik, koşulsuz inandık. Nazım’ın, Yaşar Kemal’in ömür ve hüküm sürdüğü, umut ektiği o tarlanın hasadınadır umut; umudumuzu

Birol Öztürk
23 Nis1 dakikada okunur


Kendi küçük adı “Büyükanne” ydi...
Kendi küçük adı “Büyükanne” ydi... O bir lokma bedenini devindiren yüreğinde büyüme varmış, ondan muzdarip ölüp gitti, bir yaz günü... “Neyin var büyükanne?” diye soruyorum. “Hıııııhhh yapamıyorum oğlum” diyor. Umarsız, hafiften de tiye alarak “eee o zaman sen de hııııhh yapma“ diyorum. Meğer, nefes alamıyormuş fukara. Sandım ki hastalık hastası... Yaşlılığın “bana ilgi gösterin” hâlleri. İçi su dolu bir kabı tutar gibi tuttuk tabutunu, öyle getirdik musallaya. Küçücük bi

Birol Öztürk
13 Nis2 dakikada okunur


Yazarlar ölmez, kitap olur!
Yaşar Kemal, artık çok hastadır ve ÇAPA Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yatmaktadır. İlk zamanlar ustanın hastanede yattığını kimseler bilmez, kimselere söylenmez ama hastanede tetkik için bir yerden başka bir yere götürülerken tıp fakültesi öğrencileri görür ve tanır ustayı. Akabinde de sosyal medyaya düşer… Sonrası malum, geleni gideni eksilmez… 2014 yılının sonları 2015 yılının başları falandır… Yaşar Kemal, Fenerbahçelidir. Ama öyle böyle bir Fenerbahçelilik değildir bu, bild

Birol Öztürk
11 Nis1 dakikada okunur


Yaşar Kemal’in İçindeki Çocuk Hiç Büyümedi
Yaşar Kemal “İnce Memed” gibi ölümsüz, tarifsiz, taklitsiz, bir klasiğin yaratıcısı… O, kocaman Yaşar Kemal’in içinde beş yaşında bir çocuk vardır ve o çocuk; son nefesine kadar hep orada, içinde, yüreğinin başında, Adana’nın Yüreğir’inde, Hemite’de, Savrun’da, Ceyhan’da ve de tekmil Çukurova’dadır… Edip Cansever “gökyüzü gibidir şu çocukluk, hiçbir yere gitmez” dediği gün, bu tartışma da bitmiştir zaten. Yaşar Kemal, çocukluğunun elinden tutarak alıp getirmiştir yaşlılığına

Birol Öztürk
5 Nis2 dakikada okunur


“Eli geveze adam” dan affına sığınarak…
Daktiloyu, daktilonun elektroniğini ve bilgisayarı, cep telefonunun “metin” uygulamasını görmüş, aktif olaraktan kullanmışlığıma dayanarak, hatta ve hatta hesap makinesinin ekranına “LEBLEBİ” yazabiliyor olmamdan aldığım yetkiyle; şiddetle “el yazısıdan sakın vaz geçme” derim. Mesela şu satırları “el yazım” la aldığım notlara bakarak buraya geçiriyorum. Sen de öyle yap aga… “Yazı” medeniyettir ve insan, başparmağının ucunu diğer parmaklarının ucuna değdirebilen tek canlı

Birol Öztürk
5 Nis3 dakikada okunur


Amcam Yaşar Kemal...
Bu topraklar Yaşar Kemal’in, Nazım Hikmet’in beslendiği topraklardır… Kendine “yazar” diyene “şair” diyene bir “höst” deme hakkın hep saklıdır. Yazmayı, okumayı, şiiri sevmek başka, yazarlık, şairlik başka. La oğlum, taşıdığın ismi bile başkaları koymuşken, sen hayırdır; yazarım, şairim diye fink atıyorsun. Destur! Denk dur! Yaşar Kemal, yürümekten bitecek hâle gelene kadar yürürmüş, öyle çok severmiş yürümeyi yani. O muazzam romanların kurgularını, zaman ve mekan oturtmal

Birol Öztürk
4 Nis2 dakikada okunur


Kuzeyin Oğlu!
Volkan Konak gibi büyük bir sanatçının sığabileceği bir doğa parçası tezahür edilebilir mi! İnsan, yakıştıramıyor, sığdıramıyor hiçbir kabre ve sınırları belli kabristanlığa… “Düztarla” da anası Saynur Konak’ın diktiği ceviz ağacının dibinde, bildiğin bir mezar işte… Düztarla, bir dönüm, belki biraz daha büyükçe bir mezarlık işte. Volkan Konak’ın kabrini görüp de siyah harflerde beyaz mermere kazılı, yazılı adına dokunmadan önce şu Maçka, şu Trabzon hepten Volkan Konak’ın ka

Birol Öztürk
29 Mar4 dakikada okunur


"Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın" Diyenlerin Hazin Sonu!
Mutfak dolabıyla duvar arasına yuvalanan fare, dışarıdan bakıldığında kimsenin görmediği, içeriden bakıldığında her şeyin görüldüğü çatlaktan, evin kadınını seyretmektedir. Kadın, masanın üzerine koyduğu paketi açarken fare, o paketten ağzına layık yiyecekler çıkacağından emindir. Şunca zamandır şu mutfağa giren her şeyden nasiplenmiş bir an bile enselenme riski yaşamamıştır ve bu durumdan çok da memnundur. Ancak bu defa hiç de hayal ettiği gibi olmaz ve paketten bir fare kap

Birol Öztürk
27 Mar2 dakikada okunur


Küfür
“Karar” der, Ağır Ceza Mahkemesi reisi ve mübaşir, eliyle “ayağa kalk” diye işaret eder, az sonra yüzüne yüzüne hüküm açıklanacak Anadolu bozkırının köylüğünden kavruk suratlı sanığa. Esasen Ağır Ceza Mahkemesi reisi de aynı iklimlerin, aynı coğrafyanın insanıdır. “Orda Bir Köy Var, Uzakta” da doğup, yürür, sonrasında okur tekmil sınıfları ve dersini alır, ezber eder. Şalvarı kırk yamalı babası “ceketimi satar yine de okuturum seni” der durur, göt bezine layık görülmeye

Birol Öztürk
20 Mar3 dakikada okunur


111. Yılında Çanakkale Zaferi
Çanakkale içinde Sıra söğütler Altında yatıyor aslan yiğitler Of gençliğim eyvah Üç tarafı denizlerle, iç tarafı göllerle kaplı bir coğrafyada doğmuş, büyümüş ve büyütmüşüz. Ondandır denize, denizciliğe kulak dolgunluğumuz… Coğrafya, tek başına kader değilse de kaderi tayin ettiği muhakkak… Gemilerde “Seyir Defteri” ya da “Jurnal Defteri” diye bir defter bulunurmuş. Gemi seyir hâlindeyken ya da limandayken, önemli ve alakalı olaylar, durumlar bu deftere yazılırmış. Sansürsü

Birol Öztürk
18 Mar1 dakikada okunur


Adem’in Elması Değil, Kralın Elması Yaktı Bizi!
Niye bu kadar çeşitli ve de ağır vergiler var biliyor musun? “Elma” dan ötürü! Evet evet elma… Bildiğin, kırmızı, sert ve de sulu, şerbet gibi elmadan ötürü… Anlatayım da dinle… Kral, sarayının görkemli penceresinden masmavi gökyüzünü seyrederken sokaktan yükselen sese kayar dikkati. “Elmaaaa, sulu, sert, kırmızı, şerbet gibi elmaaaa” Bir anda canı öyle bir elma çeker ki, hani olsa bir araba elmayı yiyecek kadar… Ee kraldır, sokağa inip de seyyar satıcıdan elma alacak da değ

Birol Öztürk
16 Mar2 dakikada okunur


"Oğlum yüzme bilmezdi, suyun içinde ne yaptı!"
Görsel iletisi bir şey ifade ediyor mu senin için? Ya da 28 Ekim 2014 tarihi? Ya da Tezcan Gökçe adı? Tezcan’ın anası Ayşe Gökçe ve ayağındaki karalastiği pare pare babası Recep Gökçe? Diyor ki Cem Karaca; Maden ocağının dibinde Ayırdılar seni dünyadan Aldılar elinden ışığını havanı besinini Sevdiğin kadını, taptığın oğlunu aldılar elinden Ay

Birol Öztürk
13 Mar2 dakikada okunur


ODTÜ MURAT
Murat’la akrandık, bir yaş büyüktü benden ve temiz yirmi santim uzundu. Boyumun kısa olduğuna dair sataşmalar olunca “Allah, şöyle bir bakmış, mükemmel oldu be, uzatmaya gerek yok” demiş gibi teorilerim vardı… Gel gör ki dal gibiydi, incecikti; iş, ete buda gelirse Murat’tan daha okkalıydım. Saçları pırasa gibiydi; salkım saçak, dümdüz ve vaktinden önce solmaya başlamıştı rengi, o yaşlara nazaran haddinden fazla beyazdı. Adapazarı’nda bir bakkal dükkanı vardı babasının, Mura

Birol Öztürk
12 Mar2 dakikada okunur


"Sıra Türkiye'ye Gelecek" Diyenlere Bir Çift Söz!
“Sıra Türkiye’ye gelecek” miş! Ne, demiş? Nerede, demiş? Ne zaman, demiş? Nasıl, demiş? Neden, demiş? Kim, demiş? Sosyal medya çöplüğünün üfürmelerinden, yellenmelerinden ibaret bu mevzuya dair, Türkiye’nin işgal edileceğine dair, tüm sorular cevapsız, sözüm ona tüm cevaplar askıda… Bitmediniz ya! Türkiye, dünyayla entegre bir ülkedir. NATO, BM gibi uluslararası kuruluşlara üye, AB’ye girme serüveninde “Müzakere Çerçeve Belgesi” evresini işletmiştir. Petrol ve enerji kaynakla

Birol Öztürk
11 Mar2 dakikada okunur


Sisli Bir Dağ Köyünden Kalan Tek Kare
“Fotoğraf çekilecek” dedi babam. “Çocukları yan yana dizin” dedi. “Yan yana” bile yan yana yazılamazken, şimdilik üç kardeş, yan yana dizildik… Zamanla iki kız daha belenecekti nazar boncuklu tahta beşiğe. “Çekmek” Bildiğim tek “çekmek” tabanca çekmekti. Kara bıyıklı bir adam gelmişti, boynuna deri kayışla asılı bir aletle. Babam rahmetli, acar tabanca yapar ve dişine kadar yasadışı bir kaçakçıydı. Büyükdağ’a sis gibi sessiz ve ani çöken kaçakçılara satılırdı yılbır yılb

Birol Öztürk
5 Mar1 dakikada okunur
bottom of page








