Yazarlar ölmez, kitap olur!
- Birol Öztürk

- 5 saat önce
- 1 dakikada okunur

Yaşar Kemal, artık çok hastadır ve ÇAPA Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yatmaktadır. İlk zamanlar ustanın hastanede yattığını kimseler bilmez, kimselere söylenmez ama hastanede tetkik için bir yerden başka bir yere götürülerken tıp fakültesi öğrencileri görür ve tanır ustayı. Akabinde de sosyal medyaya düşer… Sonrası malum, geleni gideni eksilmez…
2014 yılının sonları 2015 yılının başları falandır…
Yaşar Kemal, Fenerbahçelidir. Ama öyle böyle bir Fenerbahçelilik değildir bu, bildiğin fanatik; Fenerbahçe’nin maçlarında aleyhe çalınan her düdüğe ve verilen her karara itiraz eder usta, bağıra çağıra, saya söve…
En yakınındaki eşi Ayşe ve yeğeni Sadık, Galatasaraylıdır.
“Ulan Galatasaray yenildiğinde ağız tadıyla sevinemiyorum, siz üzülüyorsunuz diye” de takılır sevdiklerine, ezeli rekabete rağmen.
Bir gün, hastanenin güvenlik görevlisi gelir Yaşar Kemal ‘in odasına ve “Beşiktaş’ın Çarşı grubu gelmiş ziyarete, bunlar laftan sözden anlamaz, siz konuşun da bağırıp çağırmasınlar, hastane burası” der, ustanın refakatçisine.
Beşiktaş’ın taş gibi ÇARŞI’sı… Başı eğilmez , bileği bükülmez ÇARŞI’sı ellerinde pankart ve sus pus gelmiştir ustayı ziyarete.
O pankartta;
"Yüce dağ başında bir koca kartal
Açmış kanadını dünyayı örter
Dayan İnce Memed dayan..."
Yazmaktadır.
ÇARŞI, candır!
“Yazarlar ölmez, kitap olur” demiştim ya, hâlâ sözümdeyim…











