top of page

Kendi küçük adı “Büyükanne” ydi...

Kendi küçük adı “Büyükanne” ydi...

O bir lokma bedenini devindiren yüreğinde büyüme varmış, ondan muzdarip ölüp gitti, bir yaz günü...

“Neyin var büyükanne?” diye soruyorum.

“Hıııııhhh yapamıyorum oğlum” diyor.

Umarsız, hafiften de tiye alarak “eee o zaman sen de hııııhh yapma“ diyorum. 

Meğer, nefes alamıyormuş fukara. Sandım ki hastalık hastası... Yaşlılığın “bana ilgi gösterin” hâlleri. 

İçi su dolu bir kabı tutar gibi tuttuk tabutunu, öyle getirdik musallaya. Küçücük bir bedende upuzun, yoksul bir hikâyeydi toprağa hazırladığımız.  

Damı çinko sac sarılı, tekmili ahşap, bildiğin Karadeniz işi evinin art yanındaki soğan ektiği tarlasından topladığım uzun saplı papatyaları serpiyorum tabutunun üzerine...

“Ölmek, ne garip şey”

Bildin mi büyükanne, bir bayramdı? Kurban mı desem, Ramazan mı? Bilemedim şimdi. Sana gelmiştim, dağ tepe aşıp da...O küçücük avuçlarınla iki yanağımı avuçlayıp “guzuummmm” demiştin. 

Gabriel Marquez diye bir yazar var büyükanne, sen bilmezsin. 

“Bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin” demiş.

Hıh! Başka bir şansımız var mı ki?

Kuşa dane

         börtü böceğe yem

                Pancar çorbası aşımız bizim

Keşan peştemaldan akan 

              altın sarısı darı 

                          yahut fındıktı, emek

Kalü belâdan beri 

                şükür, bir ömrü daha hatmettik 

Ninemin diline pelesenk

                              “hayırlısı olsun daa “

Herkesten daha yoğundu hep

               hiçbir şey yapmayanlar 

 Ömrün hasar tespiti

                         hesap günü yani

Bülbül değil de karga olsaydı misal 

                               ne değişirdi ki?

Sarfı taşıyan zarf

                     hayırlısı olsun 

                                  sağlık olsun

Asma katlı o ahşap evde, büyükanne eteği kokardı sabahları ve dede kokardı akide şekeri... Dayı omuzunda köy turu, bildiğin on bin yüz milyon yıldızlı seyahatti.

Ha bi de “çay” deyince “Porsuk” gelirdi, aklı Eskişehir’de kalanın aklına...Bir de çamur balçık akan Porsuk kıyısına vuran yalancı yakamozlar... ”Arı Sineması” totem gibi… “İlkay Akkaya” bildiğin dünkü çocuk... ”Kızılırmak” konseri…

Bunca acılar arasında 

Bunca isyanlar arasında

Akar Kızılırmak 

Porsuk kıyısındaki sahte yakamozlara nazır bir kafede Kısa Samsun içerken almıştım “hasta” haberini büyükanne. 

“Faşizm boktan bir şeydir” di muhabbetin ana teması...

Kendi küçük, adı büyükanneydi ve yürek büyümesinden muzdaripti akibeti.

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page