Kendi küçük adı “Büyükanne” ydi...
- Birol Öztürk

- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur

Kendi küçük adı “Büyükanne” ydi...
O bir lokma bedenini devindiren yüreğinde büyüme varmış, ondan muzdarip ölüp gitti, bir yaz günü...
“Neyin var büyükanne?” diye soruyorum.
“Hıııııhhh yapamıyorum oğlum” diyor.
Umarsız, hafiften de tiye alarak “eee o zaman sen de hııııhh yapma“ diyorum.
Meğer, nefes alamıyormuş fukara. Sandım ki hastalık hastası... Yaşlılığın “bana ilgi gösterin” hâlleri.
İçi su dolu bir kabı tutar gibi tuttuk tabutunu, öyle getirdik musallaya. Küçücük bir bedende upuzun, yoksul bir hikâyeydi toprağa hazırladığımız.
Damı çinko sac sarılı, tekmili ahşap, bildiğin Karadeniz işi evinin art yanındaki soğan ektiği tarlasından topladığım uzun saplı papatyaları serpiyorum tabutunun üzerine...
“Ölmek, ne garip şey”
Bildin mi büyükanne, bir bayramdı? Kurban mı desem, Ramazan mı? Bilemedim şimdi. Sana gelmiştim, dağ tepe aşıp da...O küçücük avuçlarınla iki yanağımı avuçlayıp “guzuummmm” demiştin.
Gabriel Marquez diye bir yazar var büyükanne, sen bilmezsin.
“Bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin” demiş.
Hıh! Başka bir şansımız var mı ki?
Kuşa dane
börtü böceğe yem
Pancar çorbası aşımız bizim
Keşan peştemaldan akan
altın sarısı darı
yahut fındıktı, emek
Kalü belâdan beri
şükür, bir ömrü daha hatmettik
Ninemin diline pelesenk
“hayırlısı olsun daa “
Herkesten daha yoğundu hep
hiçbir şey yapmayanlar
Ömrün hasar tespiti
hesap günü yani
Bülbül değil de karga olsaydı misal
ne değişirdi ki?
Sarfı taşıyan zarf
hayırlısı olsun
sağlık olsun
Asma katlı o ahşap evde, büyükanne eteği kokardı sabahları ve dede kokardı akide şekeri... Dayı omuzunda köy turu, bildiğin on bin yüz milyon yıldızlı seyahatti.
Ha bi de “çay” deyince “Porsuk” gelirdi, aklı Eskişehir’de kalanın aklına...Bir de çamur balçık akan Porsuk kıyısına vuran yalancı yakamozlar... ”Arı Sineması” totem gibi… “İlkay Akkaya” bildiğin dünkü çocuk... ”Kızılırmak” konseri…
Bunca acılar arasında
Bunca isyanlar arasında
Akar Kızılırmak
Porsuk kıyısındaki sahte yakamozlara nazır bir kafede Kısa Samsun içerken almıştım “hasta” haberini büyükanne.
“Faşizm boktan bir şeydir” di muhabbetin ana teması...
Kendi küçük, adı büyükanneydi ve yürek büyümesinden muzdaripti akibeti.











