top of page

Anıtkabir’e Gidişin de Dönüşün de Bir Adabı Vardır

“19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” münasebetiyle Anıtkabir yine ve hep, cevahirimiz olacak.

Anıtkabir’e gitmenin ve Anıtkabir’den dönmenin bir adabı, edebi, usulü, esası vardır. Ona geçmeden önce Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği” diye cumhuriyeti teslim ettiği, namına bayram tertip edilen o gençlikten bahsedelim biraz. 

Ata, neden “gençlik” e emanet etmiştir cumhuriyeti? 

Neden asker, polis değil? 

Öğretmen , doktor değil? 

Yazar, şair, ressam değil? 

Neden, kırk yaş üstü, altmış beş yaş altı değil? 

Neden, politikacı, toprak ağası, sermayedar, tefeci, bezirgan değil? 

Çünkü! 

Gençlik, kişisel çıkarların üstünde bir iradedir. Korumak zorunda olduğu sermayesi, nüfuzu yoktur. Fabrikaları, çiftlikleri, sürü sürü davarları, nahırları yoktur. Gençlik, doğası icabı her türden sömürüye, işgale, zulme, zorbalığa karşıdır. Bağımsızlık ve özgürlük, gençliğin karekteridir.  

Atatürk’e dair her anma gününde ve Atatürk’ü anımsatan her anda, soluğu Anıtkabir’de alır gençler ve her daim genç kalanlar. 

Anıtkabir’e gitmenin ve Anıtkabir’den dönmenin bir adabı, edebi, usulü, esası vardır.

Anıtkabir’e “güruh” gidilmez; birey gidilir, bilinçli gidilir… 

Anıtkabir’de “varidatlı kısmet” için dala budağa, çul çaput bağlanmaz…

Anıtkabir’de ota toprağa, duvara demire sürtünüp de tıp bilimine rağmen, dertlere şifa aranmaz. Mum yakıp, muska gömüp de dört eşli kocaya sadakat büyükleri yapılmaz. 

Anıtkabir’de at gibi tepinerek, it gibi ulunmaz. Zikir çekilip, şeyhin, şıhın eli eteği öpülmez; o zevatların ayaklarını yuduğu su, şifa niyetine içilmez. 

Anıtkabir’de hurafelere yer yoktur, Ata’nın okuduğu ve yazdığı kitaplar vardır. İlim, irfan ve medeniyet vardır. İnanç satılıp, safsata üflenmez. Anıtkabir’de dinle aldatılıp Allah’la korkutulmaz. 

Anıtkabir, mütevaziliğin müzesidir. On, yüz, bin araçla protokol yoluna dizilenlere inat, Ata’ya tahsis edilen iki araç sergilenir, ibretlik. O ki; on yılda demirağlarla ördüğü anayurdunu, çoğu tarifeli karatrenle dolanmıştı, bir uçtan bir uca… 

AUDİ A8 dedikleri o devirde olsaydı ya da Ata, tam da bugünlerde olsaydı… O boşluğu doldurmayı sana bırakıyorum. 

Anıtkabir’de, puştluk, ihanet, döneklik, ince hesap yoktur; İnönü’yle karşılıklı yatar Ata… Ankara Kalesi’ndeki bayrağa nazır ve omuz omuza, ses sese yürünür mozoleye Anıtkabir’de.  

Anıtkabir’de biat yoktur. Diz çökme, yerden süpürme, ayakkabı yalama, kula kulluk yoktur. Baş dik, göğüs ileride, gözler yaslı ve de yaşlıdır Anıtkabir’de… 

Anıtkabir, ne saraydır ne külliye, ne parktır ne de bahçe. Anıtkabir, laik cumhuriyetin ilelebet payidar kalacağının sembolüdür, daha ne olsun. 

Anıtkabir’i Ata istemedi “itibarın tasarrufu olmaz” gibi bir müsriflikle; biz istedik, yaptık, yaşattık ve yaşatacağız. 

Ata’nın adının anılmadığı, adının anılmasının zul addedildiği mekanlara, makamlara rağbet edenler; Anıtkabir’de size yer de lüzum da yok. 

Anıtkabir’e yaslı, laik, devrimci girilir ve baş dik, göğüs zafer dolu bir şanla, şöhretle, onurla, güçle ve inançla çıkılır! 

Yaşın kaç olursa olsun, Anıtkabir “muhtaç olduğun kudret” in nerede olduğunu hatırlatan evvel ahir bir semboldür, cumhuriyetin kalbinde. 

Ankara’yı Anıtkabir’den

İstanbul’u Fenerbahçe’den 

        değişmez 

              değiştirilmez 

                 değiştirilmesi teklif dahi edilmez

                                      bir sevdayla sevdim… 

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page