Boztepe Manzara Değil, Uyarıdır…
- BAYRAM AYBASTI

- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

20 Mayıs 2025’te yazmıştım.
“Boztepe’ye dikkat” demiştim.
Ama bugün görüyoruz ki mesele sadece Boztepe değil.
Mesele tüm Ordu.
Ordu; dağın denize yaslandığı, eğimin sıradan değil kader olduğu bir şehir.
Toprağı narin, yağmuru sert, zemini hassas.
Küresel ısınma sıcaklığı artırıyor.
Ani ve şiddetli yağışlar toprağı yoruyor.
Kuruyan kökler toprağı tutamıyor.
Üzerine bir de kontrolsüz kazılar, istinat duvarı görünümlü riskler, plansız yapılaşmalar eklenince…
Sonuç: Peş peşe heyelan haberleri.
Şükür ki can kaybı yok.
Ama coğrafya sabır testine girmez.
Boztepe’de risk var, evet.
Ama sadece orada değil.
Altınordu’da var.
Ünye’de var.
Fatsa’da var.
Perşembe’nin yamaçlarında var.
Korgan’da, Gölköy’de, Mesudiye’de var.
Ordu’nun neresinde eğim varsa, orada risk var.
Neresinde dere yatağı daraltıldıysa, orada tehlike var.
Neresinde ağaç kesilip beton dikildiyse, orada soru işareti var.
Çünkü bizde klasik refleks şu:
Toprak kayana kadar sorun yok.
Yol çökene kadar mühendislik tartışılmaz.
Bina çatlayana kadar zemin etüdü hatırlanmaz.
Sonra herkes aynı soruyu sorar:
“Nasıl oldu?”
Oldu çünkü biz öncesini konuşmadık.
Boztepe’de teleferik direkleri, seyir terasları, yürüyüş yolları…
Hepsi doğanın üzerinde birer yük.
Doğru planlanırsa turizm olur,
yanlış planlanırsa risk olur.
Ama mesele sadece yapı değil.
Mesele su.
Ordu, Türkiye’nin en fazla yağış alan illerinden biri.
Metrekareye yılda ortalama 1.000 ila 1.300 kilogram yağmur düşüyor.
Yani her metrekare, yılda bir tonu aşan suyla sınanıyor.
Bu su doğru drenaj varsa hayat verir.
Yanlış planlama varsa toprağı söker alır.
Biz hâlâ meseleyi “olduktan sonra” konuşuyoruz.
Yol kapanınca konuşuyoruz.
Duvar çatlayınca konuşuyoruz.
Ev boşaltılınca konuşuyoruz.
Oysa konuşmamız gereken zaman; proje çizilirken.
Ruhsat verilirken.
Ağaç kesilirken.
Ordu çok özel bir şehir.
Doğasıyla, coğrafyasıyla, insanıyla…
Ama özel olmak aynı zamanda kırılgan olmak demektir.
Doğa düşman değil.
Ama doğa, ihmale kredi açmaz.
Bugün küçük heyelan diye geçtiğimiz olaylar,
yarın büyük felaketlerin fragmanı olabilir.
Boztepe bir sembol.
Ama risk tüm Ordu’nun gerçeği.
Manzaraya karşı çay içmek güzel.
Ama o manzarayı ayakta tutan toprağa sahip çıkmak daha güzel.
Yoksa bir gün,
manzara yerinde durur…
ama biz o manzaraya çıkacak yolu bulamayız.
Son günlerde peş peşe gelen heyelan haberleri doğrusu beni şaşırtmıyor.
Eminim bu işin uzmanlarını da şaşırtmıyordur.
Çünkü doğa, işaretlerini önceden verir; biz çoğu zaman o işaretleri görmek istemeyiz.
Belki de artık sormamız gereken soru şu:
“Nasıl oldu?” değil…
“Bir dahaki olmadan ne yapacağız?”
Çünkü doğa affetmez, sadece hatırlatır.
Ve bazen bir manzara, aslında yaklaşan bir uyarıdır.











