BANA MASAL ANLATMA…
- BAYRAM AYBASTI

- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur

26 Şubat.
Adı romantik: Dünya Masal Anlatma Günü.
Ama gelin romantizmi bir kenara bırakalım ve kendimize bakalım.
Masal sadece çocuk işi mi gerçekten?
Küçükken bize anlatılan masallarda dünya netti.
İyiler iyiydi, kötüler kötü.
Adalet gecikse de gelirdi.
Kırmızı Başlıklı Kız kurda kanmamayı öğretirdi.
Pamuk Prenses kıskançlığın insanı nasıl zehirlediğini gösterirdi.
Külkedisi sabrın bir gün karşılık bulacağını fısıldardı.
Bizim coğrafyada ise Keloğlan aklıyla güçlüyü alt ederdi.
Ali Baba ve Kırk Haramiler açgözlülüğün sonunun karanlık olduğunu söylerdi.
Ve bir de bozkırın sesi vardı.
Dede Korkut Hikâyeleri…
Orada masal sadece hayal değildi; töreydi, ölçüydü, karakterdi.
Bamsı Beyrek sadakati temsil ederdi.
Basat, Tepegöz’e karşı sadece güçle değil akılla dururdu.
Boğaç Han’ın hikâyesi baba-oğul imtihanını anlatırdı.
Dede Korkut anlatıcı değildi sadece; toplumun vicdanıydı.
Sözün ağırlığını hatırlatırdı.
Yemin bozulmazdı.
İhanetin bahanesi olmazdı.
Masallar bize net bir şey öğretirdi:
Güç, adaletle anlam kazanır.
Sonra büyüdük.
Ve hayat bize başka masallar anlatmaya başladı.
“Biraz daha sabret.”
“Bu sistem böyle.”
“Zamanı gelince…”
“Sen işine bak.”
Tanıdık mı?
Çocukken kurda dikkat etmemiz söylenirdi.
Büyüyünce kurdun kim olduğunu karıştırır olduk.
Çocukken zehirli elmayı tanırdık.
Büyüyünce ambalajına kandık.
Çocukken Tepegöz’e öfkelenirdik.
Büyüyünce haksızlığı kanıksadık.
Ve ne zaman biri mantık dışı bir şey söylese refleksimiz hazır:
“Bana masal anlatma.”
Ama işin acı tarafı şu:
Masalı seviyoruz.
Çünkü masal rahatlatır.
Gerçek ise rahatsız eder.
Oysa gerçek masallar Keloğlan’da,
Külkedisi’nde,
Dede Korkut’ta gerçeği gizlemek için değil, öğretmek için vardı.
Bugün anlatılanların bir kısmı ise gerçeği örtmek için.
Aradaki fark ince ama hayati.
Bugün masal anlatma günü.
Çocuklara cesareti anlatalım.
Adaleti anlatalım.
Sözün NAMUS olduğunu anlatalım.
Gücün ADALETLE sınırlandığını anlatalım.
Ama kendimize başka bir şey anlatalım:
Her alkışlanan cümlenin doğru olmadığını.
Her süslü sözün hakikat taşımadığını.
Ve masalla avutulmanın kader olmadığını.
Masal güzeldir.
Yeter ki umut versin.
Yeter ki karakter inşa etsin.
Yeter ki aklı küçümsemesin.
Yoksa bir gün şunu fark ederiz:
Masal dinleye dinleye
Gerçeği masal sanmışız.











