top of page

TİYATRO PERDESİ…

Güncelleme tarihi: 6 gün önce

27 Mart.

Bir gün.

Ama meselenin kendisi bir gün değil.


Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1961’de “Dünya Tiyatro Günü” dedi.

1962’de Jean Cocteau ilk bildirgeyi yazdı.

Amaç netti:

Tiyatroyu onurlandırmak.

İnsanı insana anlatmak.

Toplumları birbirine yaklaştırmak.

Peki biz ne yaptık?

Alkışladık.

Unuttuk.

Tiyatro…

Bir ülkenin aynasıdır.

Ama herkes aynaya bakmayı sevmez.

Çünkü tiyatro rahatsız eder.

Soru sorar.

Yüzleştirir.


Toplum ne kadar sorguluyorsa…

Tiyatro o kadar güçlüdür.

Toplum ne kadar susuyorsa…

Sahne o kadar yalnızdır.

*

Eğitim seviyesi ile tiyatro ilgisi…

Tesadüf değil.

Okuyan toplum izler.

Düşünen toplum anlar.

Sorgulayan toplum sahip çıkar.

Diğerleri?

“Bilet pahalı” der.

“Zaman yok” der.

Ama üç saatlik diziyi kaçırmaz.

Çünkü tiyatro emek ister.

Dizi alışkanlık ister.

*

Bir ülkede tiyatro salonları boşsa…

Okullar da yarım doludur.

Bir ülkede sahneler suskunsa…

Kütüphaneler de sessizdir.

Sanatın olmadığı yerde…

Gürültü vardır.

Ama ses yoktur.

*

Tiyatrocu…

Alkışlanır.

Ama anlaşılmaz.

Sahnede ayakta alkışlanır…

Hayatta görmezden gelinir.

Ölünce değer kazanır.

Yaşarken “ne iş yapıyorsun?” diye sorulur.

Acı ama gerçek.

*

Çok yakinen tanıdığım Coşkun Çetinalp gibi isimler yıllarını verir.

Yine Atilla Cansever gibi insanlar gurbet elde sahne kurar.

Tiyatro Ulüm gibi oluşumlar yoktan var eder.

Ne için?

Alkış için mi?

Hayır.

Anlaşılmak için.

*

Ama biz…

Bir gün hatırlarız.

Bir gün paylaşırız.

Bir gün konuşuruz.

Sonra yine unuturuz.

*

Tiyatro bir şehrin mutfağıdır demiştim.

Doğru.

Ama biz fast-food toplumuna dönüştük.

Hızlı tüketiyoruz.

Derinleşmiyoruz.

Düşünmüyoruz.

Hazır duygular istiyoruz.

Hazır hikâyeler.

Hazır hayatlar.

Tiyatro ise…

Çiğdir.

Gerçektir.

Zordur.

*

Sosyolojik gerçek şu:

Sanat seviyesi…

Toplumun aynasıdır.

Tiyatroya ilgi arttıkça…

Empati artar.

Şiddet azalır.

Dil yumuşar.

Tiyatrodan uzaklaştıkça…

Öfke büyür.

Kutuplaşma derinleşir.

İnsan, insana yabancılaşır.

*

Muhsin Ertuğrul boşuna dememiş:

“İnsanı insana, insanla, insanca anlatma sanatı.”

Biz o “insanca” kısmını kaybediyoruz.

*

Bugün 27 Mart.

Salonlar dolu olabilir.

Sahneler ışıl ışıl olabilir.

Ama asıl soru şu:

28 Mart’ta ne olacak?

*

Tiyatro bir gün değil.

Bir ihtiyaçtır.

Tiyatrocu bir eğlendirici değil.

Toplumun vicdanıdır.

Ve vicdan…

Susturulursa…

Toplum konuşamaz.

*

Perdeler kapanmasın diyorsak…

Önce gözlerimizi açacağız.

Alkış yetmez.

Anlamak gerekir.

Anlamak yetmez.

Sahip çıkmak gerekir.

*

Kısa cümle. Net gerçek:

Tiyatro varsa…

Umut vardır.

Tiyatro yoksa…

Sadece kalabalık vardır.

*

27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.

Ama asıl mesele…

28 Mart’ta, Nisan’da, Mayıs’ta da ….hatırlamak.

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page