ADIM BAYRAM…
- BAYRAM AYBASTI

- 15 saat önce
- 1 dakikada okunur

Ama bayramları sevmek, bazen bir isimden daha zor gelir insana.
İçimde yıllardır susmayan bir fırtına var.
Geceleri konuşan, gündüzleri susan…
Eksik kalan çocukluklardan, yarım kalmış sevinçlerden,
bir sofranın etrafında tamamlanamayan hikâyelerden doğan bir sızı.
Bayramları sevmeyişim, bir kırgınlıktan çok
bir eksikliğin iziydi aslında.
Kalabalıklar çoğaldıkça içimdeki yalnızlık da büyüdü.
Herkesin sevinci bana uzak bir anı gibi gelirdi.
Ama sonra baba oldum…
Çocuklarımın gözlerindeki o ışıltıyı gördüm…
Bir bayram sabahı, yeni alınmış bayramlıklarla aynaya bakarkenki heyecanı…
Kapı çaldığında içeri dolan kahkahaları…
İşte o an, bayramın anlamı değişmeye başladı.
Ne olurdu…
bir bayramı babamla geçirebilseydim…
Onun elini öpebilseydim…
“İyi bayramlar baba” diyebilseydim…
Bana aldığı bayramlıkları sevinçle giyebilseydim…
Belki hiçbir şey değişmezdi…
ama içimde bir yer bir kez olsun tam olurdu.
Ama olmadı…
ve o eksik hep içimde kaldı.
Ne var ki…
adeta çocuklarım, benim babamdan eksik kalan ne varsa
onları tamamlar gibi davranıyor yıllardır…
Onların kahkahasında kendi çocukluğumu dinliyorum.
Onların sevinçlerinde kendi eksiklerimi iyileştirmeye çalışıyorum.
Babamdan görmediğim bir bayramı,
şimdi onların gözlerinde yaşıyorum.
Onlar giyinirken,
ben içimdeki eski yaraları sarıyorum.
Onlar güldükçe,
ben yıllardır susan yanımı susturuyorum.
Adeta hayat,
onların elleriyle bana yeniden bir babalık öğretiyor.
Ben eksiklerimi anlatmadan,
onlar tamamlamayı seçiyor.
Ve ben…
yıllardır içimde kopan fırtınalara rağmen
çocuklarımın coşkusuna gölge düşürmemek için
gereğini yapmaya çalışıyorum.
Çünkü bazı yaralar kapanmaz…
ama bazı sevgiler,
o yaraların üzerine umut olur.
Belki bayramı tam anlamıyla hiç sevemedim…
ama sevmeyi öğreniyorum.
Çocuklarım sayesinde…
İsmim Bayram…
Ama en çok,
çocuklarının yüzündeki gülümsemeyi yaşatmaya çalışan bir BABA...











