İKİ NOKTA
- Gürsel YILDIRIM

- 6 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Şu anda neredesin?
Nereye uzanmak istiyorsun?
Karınca gibi adım adım mı, yoksa taze kan kokusunu almış sivri gibi pike yaparak mı gitmek istiyorsun; ya da tavşan gibi engelleri atlayarak mı, aslan gibi pençesini vurana dek koşarak mı gitmek, hedefine varmak istiyorsun?
Seçenek senin. Bu seçenek seni hayat yolundaki adımlarını tarifleyecek.
İlk noktam üniversite öncesi okulumda kendime hedef koymaya çalışıyordum. Senarist olacaktım. Bunun yolunun Yeşilçam’dan geçtiğini, ünlü senaristlerin yanında çıraklık yapmamın zorunlu olduğunu, ünlü artistlerin çevresinde dolanmam gerektiğini biliyordum. Ama ben bu yolda uzun zaman geçirmek yerine pike yaparak öne çıkmalıydım. Yani ikinci noktama hızla ulaşmalıydım.
Birkaç önemli filmin kamerasında, çekiminde, rol değişiminde, senaryosunun farklı biçim değiştirmesinde etkin olmaya çalıştım. Önümü kesenler oldu, onlara sırt çevirdim. Bu bocalama içinde kilo almaya, içki masalarında aşina yüz olmaya başladım. Mutsuzdum. Beni bu çukurdan çıkaracak bir olaya, bir mucize kişiye ihtiyacım vardı veya öyle hissediyordum.
O kişi karşıma çıktı. Kısa arkadaşlık döneminde birbirimize yol göstermeye başladık. Akşamları TV karşısına geçip birbirini taklit eden dizileri eğlenerek, gır gır geçerek izler olduk. Sonra eleştirilerimizi yazıp ilgili yerlere gönderiyorduk. Bu yolla kendimizi tanıtıp senaristliğimizi ispatlayacaktık. Arkadaşıma teklif gelince balıklama daldık. Gelen senaryo önerisini düzenleyecektik. Ben senaryoyu okuyunca uzunca bir yuh çektim, bundan bir şey olmaz dedim. Arkadaşım kendi önüne çekti. Her akşam, günün her saati senaryoyu sağından solundan çekerek düzenlemeye çalıştı. Öneri sahibine götürdü, getirdi; tekrar götürdü. Ben hala iddiamda ısrarlıydım ama onun düzenlediği senaryo kabul gördü, çekimi yapıldı.
Ben yerimde gün sayarken, ona ikinci, üçüncü senaryo önerileri geldi.
Ben umutsuzluk içinde bocalarken, ikinci noktaya ulaşamamanın sıkıntısını yaşarken o adım adım ilerliyordu. Altı yıl geçti. Hiç mi güzel şeyler olmadı; elbette oldu ama ben yerinde sayan askerler gibi görüyordum kendimi. Dibe vurmuş gibiydim sanki. Ama o keyfini çıkararak adım adım ilerliyordu. Açıkçası yaşadığı zamandan keyif alıyor, yaptığı işin gittikçe kendine güven verdiğini gösteriyordu.
Kötü bir filmi izlerken baş rol artistinin şimdilerde çok şöhretli olduğunu gördüm. O anda önüm aydınlandı, şimşekler çaktı. Artık ben de adım adım ilerlemeye, sadece bir sonraki adımıma odaklanmaya karar verdim. Artık rahattım ve ilk adımımdan sonraki noktaya geçerken keyif alıyor, kendimle gurur duyuyordum. Anladım ki, sahip olmak istenen şey her neyse ve şu anki konumunuzdan uzaktaysa, oraya ulaşmak için sıçrama yerine daha yakın noktayı seçerek ulaşmak isterseniz kıçınız üzerine düşmeden ilerlersiniz.
Yaşamın değeri adım adım ilerleyerek mücadele emeğinden geçer, değer kazanır. Kendine güveniniz artar, umudunuz yükselir.
Bu günlerdeki yolumuz bu olsa gerek.
06 Aralık 2025/ORDU












Yorumlar