KÖR KADI!
- Gürsel YILDIRIM

- 9 May
- 2 dakikada okunur

Zamanın padişahının ülkesinde halk mutlu, sıkıntısız, güven içinde yaşarmış. Elbette padişah bundan memnun, kendine gösterilen saygı ve sevgiden hoşnut günlerini geçirirlermiş. Komşu padişahlar kendi ülkelerinin durumuyla karşılaştırdıklarında ne de olsa sıkıntı yaşarlarmış. Merak etmişler; nedenini ve niçinini öğrenmek istemişler. Güvendikleri ikişer danışmanlarını bu ülkeye göndermişler. “Orada üç yıl kalın, araştırın ve sonucu bize bildirin” demişler. Danışmanlar o mutlu ülkeye adım atar atmaz işe başlamışlar; halk arasında gezmişler, çiftçilerle yüzleşmişler, maden ocaklarında kazma sallamışlar, doğayı koruma mücadelesi yapanlarla birlikte. horon oynamışlar, öğretmenleri dinlemişler, sivil toplum kadrolarıyla konuşmuşlar, belediye meclisi toplantılarına katılmışlar ve en sonunda ülkenin padişahıyla sohbet etmişler.
“Padişahım, bizi kabul ettin. Ülkeni gezdik. Halk çok mutlu. Devletinizin işleri tıkır tıkır yürüyor. Ancak bazı ulemanın gözlerini kör etmişsiniz. Bunun nedenini bir de sizden öğrenmek istedik. Lütfeder misiniz!”
Padişah kendisine son derece güvenle üç sadrazamını huzuruna çağırmış. İki yanına oturan sadrazamların birinin sağ, birinin sol gözü körmüş. Bu gözler en pahalı ipek çuhadarla örtülüymüş. “Bana ve halkına hizmet edecek sadrazamlarımın sadece kendilerine verilen görevle uğraşmaları için sağ ve sol gözlerini körelttim. Onlar bunu kabul ederek görev aldılar. Ayak ucumda oturan, adaletin dağıtıcısı olan Kadı’nın iki gözünü körelttim. Çünkü adalet dağıtılırken, yargılama yapılırken kimsenin üstünlüğünü, farklılığını görerek hüküm vermesin istedim. Adalet terazisinin tartımı, halkın en önce görmek, güvenmek istediği konudur”.
El etek öpüp huzurdan ayrılmak isteyen danışmanlara padişah karşı koymuş; “sadece bilim adamlarının elleri öpülür” diyerek çıkarılmalarını istemiş.
Danışmanlar ayrı ayrı ülkelerine geri dönmüşler. Ayrılmadan evvel padişahlarına ne söyleyecekleri konusunda görüş alışverişinde bulunmuşlar ve ortak bir metin üzerinde karar kılmışlar. Üç ülkenin padişahı, ne hikmetse, “Niye üç yıl değil de üç ay içinde geri döndünüz” diye kızgın kızgın söylenmişler. Etek öpüp söz isteyen danışmanlar da kararlaştırdıkları söylemde konuşmaya başlamışlar, neler olduğunu anlatmışlar.
Ertesi gün üç ayrı ülkede, altı danışmanın başı, Cellat Meydanı denen yerde kesiliverilmiş. Eşekle öküzün, deveyle horozun, hırsızla arsızın, çalanla çırpanın, yalanla dolanın, yağcıyla yalakanın bir tutulduğu bu ülkelerde devran devam edegeliyormuş; nereye kadar acaba!
Mutlu ülkenin halkına selam olsun.
Halkının mutluluğunu düşünen yönetime selam olsun.
El etek öptürerek saltanat sürenlere ise halkımızın yüce sözüyle seslenmek istiyorum; “Dağın kurdu topal koyundur”.
09 Mayıs 2026/ORDU











