FIKRA
- Gürsel YILDIRIM

- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur

Karadeniz fıkraları meşhurdur. Anlayana davul-zurna gibi gelmez, düşündürücüdür ve tamamen yereldir. İşte böyle bir fıkra ile yazıma başlamak istiyorum.
Cenikli ile Meletli askerlikte tanışıp iyi arkadaş olmuşlar. Bu dostluklarını terhis sonrası için de devam ettirmeye kavil etmişler. (sözleşmişler). Aradan yıllar geçmiş, Her ikisi de birbirlerini görmeye, hasret gidermeye çok niyetlenmişler ama o yıllarda yol yok, taşıt yok. En sonunda daha varlıklı olan Cenikli arkadaşını görmeye karar vermiş. Yol azığını heybesine yükleyip, biraz da yanına hediye olarak çeç fındık alıp atına atlamış. Arkadaşının köyünün adını unutmadığından sora sora köye varmış, evi bulmuş. Hasretle kucaklaşmışlar. Akşam yemeğinde tarhana çorbası, bulgurlu pilav, yağlı köy ekmeği yedikten sonra yatma zamanı gelmiş. Yan taraftaki sedire iki kat yün yatağı, yün yorgan ve yastık serilmiş. Cenikli gözünü yumar yunmaz uyumuş, sabahın nasıl olduğunu anlayamamış. Sabah sofrasında tereyağında yumurta, saf kovan balı, sımsıcak ekmek varmış. Ev sahibi Meletli ancak arkadaşını bu varlığıyla ağırlayabilmiş. Güneş bulutların arasından sıyrılırken geri yolculuk başlamış.
Günler, haftalar, aylar geçmiş. Bu kez Meletli yola çıkmış. Heybesine azığını koyduktan sonra atına atlayıp yola çıkmış. Sora sora arkadaşının evini bulmuş. Harman kapısından seslenmiş, "asker arkadaşım, ben geldim." Ceniklinin hanımı pencereden başını uzatıp harmana doğru bakmış ve üstü başı pek iyi olmayan, yoksul görünümlü adamın kim olduğunu sormuş. Cenikli eşine onun asker arkadaşı olduğunu, bu gece konuk olacağını, hazırlanmasını söylemiş. Söylemiş ama eşi konuğun görünümünden rahatsız olduğunu, eve alamayacağını, bu gece çardakta yatıvermesini biraz da kızgınlıkla söylemiş. Bu konuşmayı duyan Meletli, arkadaşının gönlünü alarak çardakta yatabileceğini söylemiş. Akşam yemeğini yiyip biraz sohbetten sonra yatmışlar. Meletli dost erken kalkıp atına binmiş, kimseye görünmeden yola çıkmış. Epeyi yol alınca dinlenmek istemiş, bu arada da acıkmış. Fakat yiyeceği yok. Yine de heybesinin gözlerini bir umutla karıştırıvermiş. Heybenin dibinde kuru bir ahlat sıkışıvermişmiş. Eline alıp Kıbleye dönmüş ve şu maniyi söylemiş;
Cansın boz ahlat cansın
Meletliyi kıştan yaza çıkaran sensin
Senim bir taneni bin Cenikliyle değiştirirsem
Kıblem böyleyken böyle olsun.
Şimdi Cenikli ile Meletlini fıkradaki yerini milletin anasına küfür edenle küfür edilen vatandaşla değiştirip düşünelim. Kıblenizi değiştirmeye hazır mısınız!
Elbette Kıble derken siyasi yönünüzü değiştirme anlamında söyledim. Ülkemizin yaşadığı sonu, Cumhuriyet düşmanlığını, Lozan birlikteliğini görmezden gelenlere dokunmak istedim.
Unutmayalım ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını bozmak isteyenlerin sonu, denize dökülenler gibi hazin olacaktır.
17 Ağustos 2026/ORDU











