top of page

AÇILIM MI, AÇALIM MI...

Barış Süreci denen kavramı bir türlü kendime yediremiyorum; belki anlamadığım, belki kabul etmediğim için. Kiminle barış konuşacağız, kiminle barış yapacağız?

    DEM partisi terör örgütleri adına sözcülük yaparak Cumhuriyetin temel yapısı üzerinde değişimler istemekte, hatta bunu giderek dayatmaktadır. Ayrıca terör yıllarının, yasalarımıza uygun olarak mahkum edilmiş katili Öcalan’ın akıl almaz önerilerini Barış Sürecinin olmazı olarak ileri sürmektedir. Sürece ilişkin kurulan komisyona sunulan raporlarında “Entegrasyon, geçiş yasaları ve demokratik siyaset; silah bırakanlara dışlanma yaratılmaması .. ve en önemli başlık olarak ta demokratikleşme adımları kapsamında anadilde eğitim ve öğretim hakkının sağlanması, anadilde eğitimin okulöncesinden üniversiteye kadar tanınması ve anadil hakkının anayasal güvence altına alınması; umut hakkının da güvence altına alınması; Öcalan için önerilen taleplerin yerine getirilmesi, yerel yönetimlere geçilmesi ..  gibi istekler vardır.

     Anadildeki isteklere bakarsak Kürtçe de Türkçe gibi resmi dil olacak! O zaman gelsin Lazca, Çerkesce, Gürcüce, Kıptice gibi yerel dil tartışmaları ve buna bağlı bölünmeler.

     Ülkemizde yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden federalizme, anadili Türkçe’den farklı olan gruplara kendi dillerinde eğitim olanağı verilmesinden bölgesel özerklik tanınmasına kadar, pek çok konu  “bölünmezlik” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu ilke 1961 Anayasa’sına devletin ülkesi ve milletin bölünmez bütünlüğü kavramı ile girmiş, 1982 Anayasası’nın temel ilkelerinden biri olarak düzenlenmiştir.

     Cumhuriyetimizin anayasasında belirtilmiş siyasal haklarla ilgili istekler ise aymazlığın doruk noktasıdır.

      Egemenliğin bölünmezliği ilkesinin çok güçlü bir şekilde ifade edildiği ülkelerin başında Türkiye Cumhuriyeti gelir. Bu konuda konuşmak tamamen yersizdir.

     Anayasamızın ilk dört maddesinde belirtilen kavramları tartışmaya açmak ise ihanetle eş anlamlıdır.

     Sürecin baş muhatabı olarak Öcalan’ı gösterip rolüne önem verilmesini ileri sürmek te hem DEM’in kendisini inkar etmesi, hem de Devletimizi katile el uzatması anlamına gelir.

     Cumhur ortaklarından HADEP’in de verdiği raporda “yasal düzenlemeler sadece PKK’ya özel değil, şiddetle arasına mesafe koymuş örgütleri de kapsaması gerektiğini” belirtmesi ayrışma konusunda bir uyarı olmalıdır.

     Devletler büyük sorunlarını önemli adımlarla, kendilerine özel farklı açılımlarla halletmelidir. Tarihimiz bu örneklerle doludur. Sınırlarımız içinde yaşayan her kimlik bizim için Türk vatandaşı kavramı içinde değerlidir. Kökeni, inancı ve kullanageldiği yerel kültürü ayrımcılık değil ülke kültürünün zenginliğidir. Siyasal partilerimizin Cumhuriyetin varlığı, bütünlüğü, üstünlüğü konusunda adım atmaları en doğrusal davranıştır ve bunu can-ı yürekten destekleriz.

 

     NOT: 2026 yılının okurlarıma sağlık, başarı ve istekleri doğrultusunda umutlar getirmesini dilerim.

    25 Aralık 2025/ORDU

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page