top of page

Altınordu’da Park Meselesi: Kimin Sokağı, Kimin Hakkı?

Altınordu’da (Ordu Şehir Merkezi) bir sokağa giriyorsunuz.

Evler var.

Apartmanlar var.

Yıllardır orada yaşayan insanlar var.

 

Bir de…

Oraya ait olmayan araçlar var.

 

Mahalleli anlatıyor:

“Binamızın önüne aracımızı koyamıyoruz. Alışveriş poşetlerini bile zor taşıyoruz. Ama burada oturmayanlar bina girişine kadar park ediyor. Yetmiyor, bazı esnaflar müşteri geliyor diye sokağı fiilen kapatıyor.”

 

Bu tek bir sokak değil.

Tek bir mahalle değil.

Altınordu’nun özeti bu.

 

Evin var.

Vergini ödüyorsun.

Belediyeye karşı görevini yapıyorsun.

Ama kendi sokağında misafirsin.

Çünkü sokak artık mahallelinin değil.

Gelenin, erken park edenin, yüksek sesle “buraya koyuyorum” diyenin.

 

Esnaf dükkânından taşıyor.

Masa koyuyor.

Sandalye koyuyor.

Tezgâh koyuyor.

 

Sokağı koyuyor.

 

Ev sahibi bakıyor.

Yıllardır yaşadığı evin önünde bir metre boşluk bulamıyor.

 

Sormazlar mı?

Bu sokak kimin?

Bu yol kimin?

Bu şehir kim için?

 

Gece 21.00’den sonra sokaklar sakin.

Sabah 08.00’e kadar park ediliyor.

Demek ki yer var.

Yok olan şey yer değil.

Yönetim.

Plan.

Kural.

 

Numaralı park olur.

Saatli park olur.

Mahalleliye abonman olur.

Olur da…

İstenirse olur.

 

Böyle bir sistem;

Mahalleliyi korur.

Keyfi parkı bitirir.

Arabayı her yere sokma alışkanlığını azaltır.

Sokaklara nefes aldırır.

Üstelik belediyeye gelir de sağlar.

 

Ama bizde ne olur?

“Şimdilik idare edelim.”

“Bir bakalım.”

“Yazın düşünürüz.”

 

Yaz gelince ne olur?

Altınordu park değil, sabır testi olur.

 

Unutmayalım:

Şehir dediğiniz şey asfalt değildir.

Şehir kaldırım değildir.

Şehir tabela hiç değildir.

Şehir, hayatın kendisidir.

 

Yaya yürüyebiliyorsa şehir vardır.

Engelli geçebiliyorsa şehir vardır.

Mahalleli evinin önüne arabasını koyabiliyorsa şehir vardır.

 

Yerel yönetim;

sadece beton döken değil,

hayatı düzenleyen akıldır.

 

Sokaklar kimsenin tapulu malı değildir.

Kamu alanları; güçlüye, esnafa, erken gelene göre değil,

kurala göre yönetilir.

 

Altınordu’daki park sorunu araç sayısı meselesi midir yoksa açıkça bir yönetim sorunu mudur?

Takdir sizlerin…!

 

Ve her görmezden gelinen gün,

mahallelinin huzurundan eksilir,

yönetenlerin sorumluluğuna yazılır.

 

Şehirler plansız büyür.

Ama düzensizlik kader değildir.

 

Yeter ki sokaklar,

önce orada yaşayanların hakkı olarak görülsün.

Aksi ” Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” misali olur!!!

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page