Normal olan ne?
- BAYRAM AYBASTI

- 4 saat önce
- 2 dakikada okunur

Gömlek almaya gidiyorsun.
Düğmesi düşmüş.
Satıcı bakıyor, omuz silkerek söylüyor:
“Normal abi.”
Normal.
Ev terliği alıyorsun.
Sağ ayak başka gezegende, sol ayak başka iklimde.
Renklerde ton farkı var bariz şekilde…
Geri götürüyorsun…
“Abi bu normal.”
Normal.
Taksiye biniyorsun.
Taksimetre 270 TL yazıyor.
İnerken şoför diyor ki:
“270 versen yeter.”
Allah Allah…
Zaten 270 yazıyor.
Sanki indirim yapıyor.
Sanki cebinden koyuyor.
Sanki iyilik yapıyor.
Normal.
Çökelek alıyorsun.
Kilosu 400 TL.
Bir an duruyorsun…
“Ben az önce peynirden pahalı çökelek mi aldım?”
Soruyorsun.
Aynı çökelek başka yerde:
300…
200…
180 TL.
Aynı ürün.
Aynı şehir.
Aynı ülke.
Ama fiyatlar sanki döviz kuru gibi oynuyor.
Normal.
Tereyağına bakıyorsun pazarda.
500…
400…
300…
250 TL.
Soruyorsun:
“Bu fark neden?”
Cevap hazır:
“Kalite abi.”
Ama tadına bakıyorsun…
İnek aynı inek.
Süt aynı süt.
Tereyağı aynı tereyağı GİBİ (!)
Fiyat başka galaksi.
Normal.
Sonra etrafındaki insanlarla konuşuyorsun.
Herkesin anlatacak bir “normal” hikâyesi var.
Eksik ürün…
Fahiş fiyat…
Çok daha ilginç yaşanmışlıklar…
“Abi böyle artık.”
Bak işte mesele tam da burada.
Normal değil.
Ama normalleşti.
Ayıplı mal satmak normal.
Fiyatı kafaya göre belirlemek normal.
Tüketiciyi aptal yerine koymak normal.
İtiraz edene “çok düşünüyorsun” demek normal.
Normal olmayan ne biliyor musunuz?
Sorgulamak.
Karşı çıkmak.
“Bu neden böyle?” demek.
Yoksa bu güzel ülkede artık her şeyin bahanesi mi var?
Maliyet…
Enflasyon…
Piyasa…
Dış güçler…
Ama vicdanın muhasebesi yok mu?
Peki…
İşin normali yok mu?
Standardı yok mu?
Var.
Hem de gayet net.
36 yıl yurt dışında yaşamış biri olarak beni asıl şaşırtan şey fiyatlar değil.
İnsanı şaşırtan;
aynı ürünün aynı şehirde bu kadar farklı satılabilmesi
ve kimsenin bunu garip bulmaması.
Orada normal şudur:
Etiket neyse odur.
Ürün ayıplıysa özür dilenir.
Düğmesi düşmüş gömlek rafta durmaz.
Sağ ayakla sol ayak aynı renktir.
Taksici taksimetreyi açıklamaz,
çünkü açıklanacak bir şey yoktur.
Tereyağı tereyağıdır;
fiyatı kaliteyle oynar
ama dürüstlükle oynamaz.
Orada standart,
sadece ürün için değil,
davranış içindir.
Neden burada standart yok,
bahane var.
Burada “abi böyle”,
bir ekonomik terimdir.
“Normal abi”,
tüketici haklarının mezar taşıdır.
Ve insan bir noktada şunu fark ediyor:
Dürüstlük karaborsa olmuş!
Ucuza da bulunmuyor;
vicdan pahalı,
etik pahalı,
standart pahalı.
Asıl soru şu:
Bu ülke mi değişti?
Yoksa biz mi alıştık?
Belki de en büyük tehlike burada.
Şaşırmayı kaybettiğimiz anda,
her şey gerçekten “normal” olur.
Ama ben hâlâ şaşırıyorum.
Çünkü burası, buhârıyla sevdiğim anavatanım.
Ve insan, sevdiği yerin
bu kadar anormali
bu kadar kolay normalleştirmesine
alışamıyor.
Belki de bu yüzden yüzlerce insan yazıyor,
TV’lerde yöneticilerin bir çoğu haykırıyor.
Unutmamak için.
Normalin ne olduğunu
yeniden hatırlamak için.
Ama nafile…
Çünkü bu hâl…
Hâlâ…
Hiç normal değil.












Yorumlar