Yemeğin de tadı kaçmış!!!
- BAYRAM AYBASTI

- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

Eskiden yemek yemek bir keyifti.
Bir masa, bir tabak, biraz muhabbet…
Şimdi?
Bir tripod, üç kamera, beş açı, on beş story.
Son zamanlarda yemeğin tadı gerçekten kaçtı.
Ama tuzundan, yağından değil…
Paylaşımından.
Sosyal medyada dolaşan o görüntüler var ya…
Altın kaplama etler, dumanı tüten dev porsiyonlar, tabağın önünde poz veren eller, saatler, markalar…
İnsanın midesini değil, kafasını bulandırıyor.
Yetmiyor.
Yemek yenmiyor artık.
Sergileniyor.
Üstelik eti de, baklavayı da garsonlar komik denebilecek şekillerde servis ediyor.
Bir et havada, bir baklava kılıç gibi elde…
Sanki lokanta değil, sahne.
Garson değil, figüran.
Kamera karşısında çatal tutuluyor,
Işık ayarlanıyor,
“Bir dakika dokunma, çekiyorum” deniyor.
Sonra o yemek… soğuk, ruhsuz, anlamsız.
Oysa eskiden bir yemek adabı vardı.
Yavaş yenirdi.
Sessizce.
Gösterilmeden.
Lokma ağızdayken konuşulmazdı.
Yemek, kendine saygıydı.
Sofra, başkasına.
Şimdi adabı da değişti.
Lokma değil, kadraj önemli.
Tat değil, görüntü.
Asıl vahim olan ne biliyor musunuz?
Yemeğin pahalı olması değil.
Zaten fiyatını yazmaya gerek yok.
Kimbilir kaç asgari ücret, kaç faturaya denk geliyor.
Asıl vahim olan,
bu görüntülerin bir “üstünlük” göstergesi olarak sunulması.
Peki neden?
Saygı kazanmak için mi?
Gerçekten böyle mi kazanılıyor saygı?
Başkasının ulaşamadığını göstere göstere mi?
Gücünü göstermek için mi?
Kime karşı?
Neden?
Açlıkla, geçimle, borçla boğuşan milyonlara mı?
Yoksa mesele güç falan değil…
Mesele boşluk.
Manevi açlık.
Eskiden insanlar bir sofraya davet edilirdi.
Şimdi sofralar, başkalarının gözüne sokuluyor.
Eskiden “afiyet olsun” denirdi.
Şimdi “kaç beğeni aldı” diye bakılıyor.
Belki de bu yüzden tadı kaçtı yemeğin.
Çünkü artık mide değil, ego doyuruluyor.
Dilerim bir gün bu mesele,
Psikologların, sosyologların, üniversitelerin uzun uzun çalıştığı bir konu olur.
“Gösteriş toplumu”,
“Dijital açlık”,
“Teşhir ekonomisi” diye ders kitaplarına girer.
Biz de öğreniriz:
Bir insan neden yemeğini paylaşırken başkasının boğazında düğüm oluşturmayı göze alır?
Sofra, insanın aynasıdır derlerdi.
Bugün baktığımızda…
Aynada insan yok.
Kadraj var.
Afiyet olsun mu?
Yok.
Filtre olsun.
Beğeni olsun.
Görgü… sonra bakarız…!












Yorumlar