Ter Kokusu

Bu kez Hamburg yolundayım.
İnsan böyle yolculuklarda sağlığı için biraz sessizlik ister.
Biraz huzur ister.
Biraz da umut…
Ama daha uçak havalanmadan başka bir gerçekle yüzleştim.
Yanımda oturan genç yolcudan yayılan ağır ter ve ayak kokusu, da uçak kalmadan kabin görevlilerinin ikram edeceği kahvenin kokusunu bile bastıracak gibiydi.
Sadece ben mi rahatsız oldum?
Sanmıyorum.
Ama bizim toplumun garip bir refleksi vardır.
Her şeyi konuşuruz.
Ekonomiyi konuşuruz.
Siyaseti konuşuruz.
Futbolu konuşuruz.
Ama kişisel hijyeni konuşamayız.
Çünkü birisine “Arkadaş, beden temizliğine biraz daha dikkat etmelisin” demek ayıp sayılır.
Oysa asıl ayıp, onlarca insanın ortak kullandığı bir ortamda çevresindekileri rahatsız edecek kadar özensiz olmaktır.
Durumu fark eden genç kabin görevlisi ise mesleğinin gereğini yapmanın ötesinde, insani bir duyarlılık örneği gösterdi. Daha uçak kalkmadan ricamı kırmayarak beni müsait olan başka bir koltuğa aldı.
Belki onun açısından sıradan bir görevdi.
Ama benim açımdan öyle değildi. Şifa için çıktığım bu yolculukta, aynı ortamda saatlerce kalmak benim için gerçekten zor olacaktı.
Açıkçası gösterdiği anlayış ve profesyonel yaklaşım sayesinde yolculuğu daha rahat ve sağlıklı bir şekilde tamamlayabildim.
Bazen insanın hafızasında büyük laflar kalmaz.
Büyük makamlar da kalmaz.
İnsanlık kalır.
İşini iyi yapan insanlar kalır.
Ve maalesef bazen bir hostesin gösterdiği nezaket, bazı insanların kendilerine göstermedikleri özenden daha değerli hale gelir.
…
Çünkü temizlik yalnızca bireysel tercih değildir.
Toplumsal sorumluluktur.
Nasıl ki kimse yere çöp atma hakkına sahip değilse, çevresini rahatsız edecek ölçüde bakımsız olma özgürlüğüne de sahip değildir.
…
Bu yüzden mesele TER kokusu değildir.
Mesele umursamazlık kokusudur.
Ve ne yazık ki bir toplumda umursamazlık yayılmaya başladığında, onu bastıracak hiçbir sabun/parfüm henüz icat edilmemiştir.












