Sorgunlu Fadime

Sorgun diye bir yer… Sorgun sokaklarında bir Fadime.
“İnsan yaşadığı yere benzer” der Edip Cansever. Fadime’ nin hikâyesine Sorgun’u anlatarak başlayak mı la!
De hadi buyur!
413 bin nüfuslu Yozgat iline bağlı 80 bin nüfuslu, İç Anadolu Bölgesi’nin merkezinde, tarım ve sanayi potansiyeliyle öne çıkan Anadolu kenti. Yozgat’ın en büyük ilçesi.
Yerleşik ve ekseriyetle muhafazakâr insanların ve Fadime’nin “Fadime Hatun” un resmi adıyla Fadime Akkaya’nın yaşadığı kadim kent. Sorgun’un kadimliği ta Tunç Çağı’na kadar gitse de mevcut nüfusun yarısından fazlası gurbettedir. Kolay iş değildir öyle doğduğun yerde doyabilmek.
Sorgun sokaklarında bir Fadime, zihinsel engelli… Başı üç numara tıraşlı, oduncu gömlek üzerine safari yelek, altta kot pantolon ve ayakta spor ayakkabı… Kucağında kırtasiye malzemeleri, sağa sola sallana yalpalaya dolanan bir Fadime. Ey gidinin Fadimesi ey!
Bedeni gibi vicdanı ve gönlü de büyük, iri… Vicdanının ve gönlünün büyüklüğüne inat küçücük aklıyla bir Fadime. Zihinsel engelli ama böyle “deli” falan diyemiyor insan.
“Evde canım sıkılıo benim! Evde canım sıkılıo benim!“ derken, sosyal medyada tanıdık onu, pandeminin, sokağa burnumuzu bile uzatamadığımız o yasaklı günlerinde.
Otuzlu yaşlarda Fadime ve hakkında resmi hiçbir şey yok elimde. Gözlem, duyum, izlem, tahmin gibi yöntemlerle ulaşabiliyorum Fadime’ ye dair her şeye ya da hiçbir şeye.
Babasının adının Şükrü olduğunu da 2025 yılında öğrendim, öldüğünde. Hani bu Fadime, hiç farkında olmasa da fenomen ya “Sorgunlu Fadime’nin acı günü” diye düşmüştü Şükrü Akkaya’nın ölüm haberi, sosyal medyaya.
“Ben össssüzüm! Ben össssüzüm! Fındık garı öldü ya, ben össssüzüm” diyen Fadime’yi karine alarak anasının adının “Fındık” olduğu ve ne yazık ki öldüğü sonucuna da varıyoruz, resmi teyide muhtaç.
Abisi, ablası, kardeşi var mı Fadime’nin? Fadime’nin beyanına göre altısı kız, biri erkek yedi kardeşler ve en küçükleri Fadime…
Zihinsel engelinden ötürü resmi olarak okula gitmeyen Fadime, okur yazar değildir, doğal olaraktan. Fadime’nin sözüm ona okur gibi yaptığı salladığı sosyal medya paylaşımlarından ötürü bunca emin konuşuyorum. Okur yazar değil ama okula giden çocuklar için kırtasiye malzemesi alıyor, Sorgunlulardan topladığı paralarla. Hayat be, ironik işte.
“Bah hele! Bah hele! Paran var mı? Paran var mı?” der Fadime, gelip geçene.
Az çok demez verilene ve “yok” diyene “paran olsa kaç lira verirdin?” diye sorar.
“Elli” dedin mesela.
“Adamsın! Adamsın! Adamsın!” der Fadime, hızlı, takıntılı ve sallanıp yalpalayarak.
Sorgun’un sosyolojik yapısından bahsederken muhafazakârlığına şöyle bir dokunmuştum ki, kasıtlıydı. Bizim Fadime de kendince, Sorgun fıtratınca muhafazakardır. Arada bir tutar, bir akıl gelir Fadime’ye, öne arkaya sallana sallana, uydura kaydıra ilahi okur.
Yollarda yollarda
Güller açmış asasında
Medine’ye Mekke’ye
On gün oldu sevdasından
Gonullerde çağırıyor
Kendisi de çıldırıyor
Muhammed’in aşkındandır
Muhammed’in aşkındandır
Sorgunlu Fadime… Fadime Hatun… Ya da yöre ağzıyla Fadime Hatın… Şu yeryüzü cenneti var ya, kendi başına bir hikâyedir ve içindeki her bir zerrenin hikâyelerinden mürekkeptir. Şayet Fadime’nin hikâyesi eksik kalsaydı, aksardı yeryüzü cennetinin hikâyesi.
Fadime’nin hikâyesi bu, yazılmasa da olurdu ama yazmasam delirirdim.













