HAMSİ DERNEĞİ
- Gürsel YILDIRIM

- 19 Oca
- 2 dakikada okunur

“Beni duyuyor musun yiğidim?”
Gözlerimi bir açıversem, ah! Göğsüme bir dağ oturtmuşlar gibi ağırlık altındayım. Fidanlarımın ağaç olduklarını, bazılarının dallarından meyveler toplandığını görüyorum. İşte yine o ses:
“Hamedcik! Bizden bir isteğin, bir vasiyetin var mı?..”
(Mihmandar / İskender PALA)
Yusuf bey uysal, söz dinler ve sözü dinlenir, hoşsohbet, yardımsever biriydi. Emekli olduktan sonra mahalle kahvesinin aranan kişisi olmuştu. Otuz iki yıl devlet görevi yaptıktan sonra bir köşede kalıvermek te içine sığmıyordu. Kahve hayatı onun için pek uygun değildi. Hep “Bu mahalle için ne yapabilirim” diye düşünüp duruyordu.
Emekliliği 12 Eylül sonrasına rast gelmişti. O sırada siyasi partiler kapatılıyor, yeni siyasi partiler açılıyordu. Yönetim dernek kuruluşlarına da sıcak bakmıyordu. Bir gün yeni kurulmuş partinin ileri gelenleri, bulunduğu ilçeyi ziyaret etmiş ve onu toplantılarına davet etmişlerdi. Teklif yapıldı ve ilçenin ABC Partisi başkanı oldu. Bu işin altından kalkmak ve yıllarca memur olarak çalıştıktan sonra siyasi hayata atılmak kolay değildi. Ayrıca aklında başka bir şey vardı, onu gerçekleştirmek isterdi.
Seçimler yapıldı ve ilçede beklenilenin üstünde oy alındı. Hatta Belediye Başkanlığı da kazanılmıştı. Çevresinde dolaşanlar artmış, iş isteyenler, hastanelerde kolaylık umanlar, sürgün edilmesi istenenlerin listeleri, tüccarların kredi aracılığı ve hatta devlet görevlilerinin bazıları her gün kapısına dayanır olmuştu. Bu istekleri partinin yetkililerine iletiyor, başarılı da oluyordu. İkinci dönemden sonra ildeki büyük bir kuruluşun murahhas üyesi yapılmış, maddi olarak ta gücü artmıştı. Büyükşehir Belediyesi meclisinde de ilçe üyesiydi.
Hiç ummadığı bu yükseliş başını döndürmüş müydü; hayır. Ağırbaşlılığı hep öne çıkıyor, iyi insan olarak bilinmeye devam etmek istiyordu. Ama zaman yerinde saymıyordu; kapıya yavaş yavaş yaşlılık geliyor, devlet hizmetinin sorumluluğunu çektikten sonra gelen azaplı siyasi hayat ta onu yormuştu. Yine köşesine çekilmek, aklındaki arzusuna gerçekleştirmek istiyordu. Öyle yaptı.
Mahalle için bir dernek kurmak istediğini kahve arkadaşlarına açıkladı. Amacının mahalle komşularına yardımlaşma, mahallenin güzelliği için destek olma ve artık rahatça oturabilecekleri bir yerin olması olduğunu söyleyince onaylandı. Sıra derneğe ad bulmaya gelmişti. Öneriler tartışılırken insanların içindeki darbe korkusunun yok olmadığını fark etti. Başlarına iş açmak istemiyorlardı. “Sizler endişe etmeyin, bana güveniyorsanız yarın derneğin isim tabelasıyla gelirim, hep beraber Ç Efendinin mağazasının yanındaki boş salona asarız“ dedi. “Masalar da benden, ancak herkes sandalyesini kapıp gelecek” diye de ekledi. İlçenin emekli tüccarlarından D bey “Sandalyeler birlik olması için E mobilyadan alalım” diye de yüksek sesle söyledi.
Ertesi öğle vakti Yusuf bey elinde kağıtlara sarılı tabelayla geldi, kararlaştıkları salona doğru, herkes elinde birer sandalyeyle yürüdüler.
Masaları onaran F usta elinde çivi ve keseriyle sandalyeye çıktı. Tabelanın sarılı kağıtları yırtıldı. Duvara salonun dış kapısının üstüne asıldı.
Levhada büyük harflerle “HAMSİ DERNEĞİ” yazıyordu.
Gelip geçenler, ilgiyle okuyanlar, sağcılar solcular, ortacılar dudak bükerek, niye diyerek durakladılar, baktılar, yürüdüler...
“Ee! Sonra ne oldu” diyebilirsiniz.
Devamını bekleyin, göreceğiz.
19 Ocak 2926/ORDU












Yorumlar