Deniz ile oyun olmaz...
- BAYRAM AYBASTI

- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur

Yine acı haber…
Yine Karadeniz…
Daha dün Bulancak ve Ordu sahillerinden gelen boğulma haberleri hepimizin yüreğini dağladı.
Gencecik hayatlar, birkaç dakikanın içinde umutlarını, hayallerini ve geleceklerini Karadeniz’in dalgalarına bıraktı.
Her ölüm, geride gözü yaşlı aileler, yarım kalmış hikâyeler ve cevap bekleyen sorular bıraktı.
Peki neden?
Her yaz aynı acıları neden yeniden yaşıyoruz?
Valilikler uyarıyor…
Belediye’ler uyarıyor…
Kaymakamlıklar uyarıyor…
Sahil Güvenlik uyarıyor…
Meteoroloji uyarıyor…
Cankurtaranlar kırmızı bayrak çekiyor.
“Denize girmeyin.” deniliyor.
Ama birileri hâlâ, “Bana bir şey olmaz.” diyerek denize meydan okuyor.
Oysa Karadeniz meydan okunacak bir deniz değildir.
Karadeniz, dost olana cömerttir…
Kendini büyük görene ise acımasız.
Dikkat çekici olan bir başka gerçek var.
Boğulma vakalarının büyük bölümü sanki Karadeniz’i tanımayan insanlar arasında yaşanıyor.
Çünkü Karadeniz insanı denizi bilir.
Rip akıntısını bilir.
Dalganın dilini bilir.
Havanın birkaç dakika içinde nasıl değişebileceğini bilir.
Ve en önemlisi…
Denize saygı duyar.
Ben, Ordu’da doğmuş biri olarak çevremde çok şükür ki denizi bilen, denize saygı gösteren insanların boğulduğuna hiç şahit olmadım.
Çünkü bu coğrafyada insanlar çocukluktan itibaren denizle yaşamayı öğrenir; cesaretin değil, tedbirin hayat kurtardığını bilir.
Saygı…
Belki de bugün en çok eksikliğini hissettiğimiz kelime bu.
Doğaya saygı…
Denize saygı…
Kurallara saygı…
Hayata saygı…
Denizle mücadele edilmez.
Deniz yenilmeye çalışılmaz.
Deniz anlaşılmaya çalışılır.
Her boğulma haberinin ardından geriye sadece gözyaşı, yarım kalmış hayaller ve dinmeyecek acılar kalıyor.
Hiçbir serinleme isteği, hiçbir cesaret gösterisi bir insan hayatından daha değerli değildir.
Mevlânâ’nın şu sözü, sadece insanlar için değil, tabiatla kurduğumuz ilişki için de yol göstericidir:
“Edep, insanın en güzel elbisesidir.”
Denize edep gösteren, ona saygı duyan insan; çoğu zaman hayatını da korur.
Dileğim odur ki Bulancak’ta, Ordu’da ve Karadeniz’in hiçbir sahilinde artık yeni acı haberler almayalım.
Çünkü deniz bizim düşmanımız değil…
Yeter ki biz ona düşman gibi davranmayalım.











