Bir Müddet Daha Buralardayım!

Her yılın 21 Ekim’i gibi 2026 yılının 21 Ekim’i de doğum günümdü. Yani bu yıl da herhangi bir sürpriz ya da gecikme yok.
Bu münasebetle kutlayan, değerli hissettiren, bir şey olduğumu sandıran herkese, çok ama çok, harbiden teşekkür ederim.
Teşekkürsüzlük, en hafif tabirle ayıp etmek olurdu be! Var olun, bol olun, iki cihanda da delirin mutluktan, perişan olun gülmekten, huzursuz olun bol huzurdan, lokmanız haramsız, ömrünüz zalimsiz olsun! Güzel günlere mutlak inancınız hiç bitmesin ve sönmesin cevahiriniz. Makamınız da mekânınıza bin bir çiçekli bağ olsun be!
Bizim buralarda, doğduğum o zamanlarda, takvim bilinmezdi. “Çalıçileğinin savdığı mevsimde” doğmuşum ha bir de patates söküm zamanıymış. Yani ondandır işte, kafa kâğıdımıza göre “Terazi” olup da “Koç” gibi davranmalarımıza sebep.
Kolay doğar bizim buralarda insan. Kolay doğar, zor yaşar, en olmadık zamanda ve çok kolay ölür. Zor olur, kolay ölür.
Ha kaç yaşına girdim?
Şöyle diyeyim, yaşadığım kadar bir bu kadar daha kalmadı. Artık doğum günü kutlamanın kutlu sayılmayacağı demlerdeyim. Bir şeylerin yasını tutacak, bir şeylere küsecek, kin güdecek, hesap kitap yapacak kadar boş zamanım da yok!
Yayınlanacak, yazılacak ve okunacak kitaplarım, sevilecek kalan günlerim var!
“Dostlarım!” diyor Julies Fuçik.
“Hepinizi çok sevdim! Son sahnenin de perdesi kapanıyor artık” diye bitiyor dünya ağrısına dair son sözlerini Darağacından Notlar’da.
Tamam çok da şeetmeyelim!
Herkese tekrar teşekkürler. Ben bir müddet daha buralarda, aranızda olacağım.












