ŞENEL ÖLDÜ!

Kurban gelir payın yoktur
Haftan yoktur ayın yoktur
Ankara’da dayın yoktur
Mamudo gurban niye doğdun?
Şenel, mahalle yolundaki bir taş, fındık bahçeleri içinde bir dal gibiydi, ancak yokluğunda fark edilecek türden yani. Hep vardı Şenel ve tüm mahalle onun varlığına alışmıştı, yokluğu zinhar aklına gelmezdi kimsenin. Şenel’in varlığı rüzgârın esmesi, bir bulut geçmesi, bir serçenin dala konması gibiydi... Şenel’in varlığı doğa olayı gibi bir şeydi, kendiliğinden olan, rutin...
Saftı Şenel... Allah onu da böyle, safça yaratmıştı. Öyle deli meli, meczup falan değildi ha, sadece saftı. Kısa boyu ve boyuna inat kalın ve küt eniyle, yine kalın ve kısa bacaklarının üzerinde yaylana yaylana yürürdü Şenel...Konuşurken sanki kavga eder gibi “hırrrr” dercesine başlardı söze. Öyle allı güllü, süslü püslü laflar da bilmezdi, bildiği birkaç kelimeyle idare ediyordu hayatı işte. Gayet de iyi idare ediyordu bana sorarsan.
İlkokula bile gitti Şenel. O, beyaz düğmeli siyah önlüğü Şenel de giyindi ve kalın boynunu tam tur dolanmaya yetmeyen beyaz yakalık da taktı Şenel. İlkokul mecburiydi, çok zorlansa da ite kaka ilkokulu bitirdi Şenel , sonrasındaysa kitaba , deftere ve kaleme hiç ihtiyacı olmadı.
Saflığı dışında bir engeli yoktu ya, saflığını engelden saydığım da anlaşılmasın.Şenel “cin gibi“ dediğimiz birçoğuna insanlıkta bin basardı. Güçlüydü Şenel.Köylü çocuğuydu bir kere, mayası ağır köy işlerinde karılmıştı.
Anne tarafımdan uzak da olsa bir akrabalığımız var Şenel’le...
Şenel’i, mahalleye düştüğüm o ilk zamanlardan beri bilirim ve o, her yaşında hep çok çalıştı. Hayatının hiçbir evresinde kimseye muhtaç olmadı ve eli ekmek tuttu hep. Belki çok kazanmadı, belki hak ettiğini vermediler, ağır sömürüldü ama o, yaz kış canını dişine takarak çalıştı. Yıllarca tüp taşıdı mahalleliye, sırtında, bisiklet tekerlekli bir el arabasıyla...
Mahallenin girişinde, yolun sağ üst yanında bakkal dükkanı işleten rahmetli Turgut Abi, aynı zamanda da muhtardı; Şenel, böyle avare avare gezerken elinden tutmuş, yanına almış ve bu tüp dağıtıcılığı da o vakit icat olmuştu. Turgut Abi’nin bakkalının kıyısı kahvehane, karşısı da “Çolağınbahçe” ydi…
Yumuşak, düz ve kumral saçlarını yandan ayırırdı Turgut Abi, saçlarıyla aynı renk ve yumuşaklıktaki bıyığıyla bambaşka bir hikâyeydi Turgut Abi’dir.
Şenel’in elinden tutan ve onun elinin ekmek tutmasına vesile olan o koca yürekli adam da kanserden gidiverdi... Turgut Abi gidince, mahallenin kahvehanesinde garsonluk ve orta işi yaptı Şenel, simit sattı, eski bir ayakkabı boya sandığını attı kahvehanenin önüne ayakkabı boyadı yıllarca, yaz ve kış...Yani Şenel, hiç gocunmadı çalışmaktan. Tüm saflığıyla ekmeğinin derdine düştü Şenel ve haram yemeyi bilmeyecek kadar temizdi. Saflığının nimetiydi dürüstlüğü.
İçgüdüsel yaşıyordu çoğunlukla, bilirim.
İyice çocuk olduğu zamanlardı; Şenel, bir müddet köpek gibi havlayarak dolanmıştı mahallede. O aralar “koyunköpeği” olduğunu söyleyip, o kalın ve güçlü sesiyle, illa da geceleri havlayıp durmuştu ve mahalledeki bir Allah’ın kulu ne rahatsız olmuştu ne de huzursuz. Tanrı, Şenel’deki tüm meziyetleri onun saflığına vermişti, saflığından mütevellit içgüdüseldi işte...
Bir ara evlendirdiler de garibi, yürümedi tabi. Çoluk çocuk da yok Allahtan. O, ancak ve ancak kendi sorumluluğunu üstlenebilecek bir yeterlilikteydi.Şenel, kendi sorumluluğunu gayet de iyi yerine getiriyordu. Kimsenin tavuğuna “kışt” demişliği yoktu, dahası bilmezdi o türden gereksiz kötülükleri. Şenel, kötülük etmeyi bilemeyecek kadar “iyi” bir doğaya sahipti. Oyun çağındaki bir çocuk saflığında ve paslı dişleriyle gülümseyerek baktı hayata, çakır gözleriyle.
Askerlik bile yaptı Şenel, her Türk evladı gibi.Devletle olan en ciddi münasebeti de askerliktir zaten.
Son zamanlarda siroza yakalanmıştı ve arada bir hastaneye yatıyor ciğerlerine çöreklenen suyu alıyorlardı. Öyle de olsa Şenel ‘in herhangi bir nedenle mahalleden eksileceği kimsenin aklına gelmezdi.
13 Ekim 2017 Cuma günü akşam saatlerinde “Şenel Öldü” dediler. Ölüsü, ailesiyle yaşadığı evin balkonunda bulunmuş. Önce, düşüp de başını çarpmış ve beyin kanaması geçirmiş dediler ya, doktor muayenesi ardından; yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı. Sabahtan beri kayıpmış Şenel, evdekiler arayıp duruyormuş ya, balkon kapısı kapalı olduğundan balkonda olabileceği kimsenin aklına gelmemiş ve sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar balkonda cansız yatmış Şenel...Dahası Şenel’in kalkıp da öleceğine kimse ihtimal vermemiş...
Sonra, polis gelmiş, savcı gelmiş, doktor gelmiş...Devlet, Şenel ‘in mevcudiyetini hiç bu kadar ciddiye almamıştı.Şenel, kendisine gösterilen bu ilgiyi görse ne derdi acaba? Sonra zaptı yazdırmış savcı ve “kaldırın” demiş. Şenel’in ölümünde şüpheli hiçbir emare yok...
Kim okuyup yazar seni
Rüzgâr değse bozar seni
Ölsen kovar mezar seni
Mamudo gurban niye doğdun
Şenel Kılıç... 42 yaşında... Erkek...
Evet Şenel, haklısın “kel ölür sırma saçlı, kör ölür badem gözlü olur” denir, seni de ancak o imkansız şeyi yaptığında yani mahalleden çekip gitmeyi becerdiğinde böylece yazmak da varmış...
Mekanının cennet olacağına dair şüphem yok...
(14 Ekim 2017)












