top of page

BİR GÜN

Biraz Goethe/Faust okuyalım:

 

   “Mutfakta yuvasında bir fare vardı

    Sadece yağ ve tereyağla geçinirdi

    Doktor Luter gibi bir göbek bağlamıştı

    Aşçı kadın ona zehir verdi

    O zaman dünya başına zindan oldu,

    Sanki yüreciğinde aşk vardı.

 

    Fare delikten girer çıkardı

    Ve her tabaktan yalardı

    Böylece yemeğe kanardı

    Buna öfkelenmek faydasızdı

    Nice defalar korkudan sıçramıştı

    Zavallı hayvan artık bundan bıkmıştı

    Sanki yüreciğinde aşk vardı.

 

    Korkudan güpegündüz mutfağa girerdi

    Bir gün nihayet içine ateş düştü

    Feci feryatları bastı

    Zehir veren kadın buna gülüyordu

    Fare, delikten son ıslığını çaldı

    Sanki yüreciğinde aşk vardı.”

 

     Faust’a Karamazov Kardeşler adlı eseriyle Dostoyevski  yanıt verir: ”Gerçekten, gerçekten söylüyorum size; eğer toprağa düşen buğday tanesi ölmezse, tek kalacaktır, ölürse çok ürün verecektir." (St. Jean İncili)

     Yaşadığımız bu karmaşık dünyada ezilenleri, kendisini demokrat sananları, yaptıklarını tartmaya korkanları, fare gibi yaşayıp gününü gün edenleri anlatan eserleri elbette bir gün okuyacağız. Savaşta kaybedilenleri barışta kullanmayı düşünmeyenleri bu eserlerle sorgulayacağız. Kendini ülkenin hüküm sahibi kişisi sananları da elbette gülümseyerek anacağız.

     Buğday toprağa gömülünce ömrünü tamamlar gibi olur, halbuki dopdolu başaklarla yeryüzüne çıkmaya, bereket sunmaya hazırlanmaktadır. Bunun tersini yaparsanız tek kalırsınız. Teklik yalnızlıktır. Teklik insanın içine doğan sıkıntıdır. Unutmayalım ki teklik sadece yaratana ait özelliktir.

     Ne diyor halkımız; Ne kadar çiçek koparırsanız koparın baharın gelişini önleyemezsiniz. Bahar doğanın içine doğan müjdedir. Müjdenin varlığı çok oluştan ileri gelir. Fare gibi baharı sömürme yerine buğday gibi ölerek çoğalmayı seçelim.

06 Nisan 2026/ORDU

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page