BEN
- Gürsel YILDIRIM

- 22 Şub
- 2 dakikada okunur

“Ben bu yaylaya yayla mı derim”
Doğa kendini bütün güzelliği ile sunarken insanoğlunun ihanetine uğraması garip bir tecelli olsa gerek. Ondan aldığımız her şeyi tüketirken, bitmez iştahla yerken doğanın aklına hiç te gocunmak gelmiyor. Belki bazen insanoğluna ders olsun diye dolup taşıyor, haşmetli fırtınalarıyla korku vermek istiyor, gemileri batırıyor, toprağını azıcık ta olsa kaydırıyor. Ama biz büyüttüğü ormanı yakmaktan, sularının önüne bentler çekmekten, verimli topraklara gökdelenler inşa etmekten geri durmuyoruz.
İşte bunları düşündüren bir günün bunalımı içinde kendimi dağlara attım. Göndeliç’in eteğinde kurduğumuz barınağın kâh güneşli, kâh bulutlu kapısının önüne, çimenli yere uzandım. Derin derin soluk alarak temiz havanın ciğerlerime dolmasına izin verdim. Yıllar önce diktiğim çam ağaçlarının iğneli yapraklarından taşan kokuyu içime çektim. Ayağa kalkıp evin çevresinde dolanırken duvarlarındaki taşları dökülmüş eski evlerin içlerine girip çıktım. Eskilerin yaşamlarından artan anılarla baş başa oldum.
Soğuk Göze’nin suyunu içmek için dudağımı taş oluğa uzattım. Dünyanın tadı sanki bu suda birikmişti, kana kana içtim. Keğiş deresi vadisinden pamuk pamuk bulutlar Çukuroba’ya doğru sevgi dolu doğanın akışıyla geliyordu. Dağların ardında batmaya başlayan güneşi örtüyor, dere boyunca serilmiş çimenleri hafifçe öpüyor, obanın tüm evlerini, evlerin bacalarını kucaklıyordu. Sadece Çakıl’dan aşağı doğru inen koyun sürüsünün çıngırak sesleri, melemeler ve çoban köpeklerinin havlamaları duyuluyordu.
Yüreğimi doğaya teslim ettim.
Sunay AKIN “Geyikli Park” adlı kitabında şöyle anlatır; “..Şevçenko ona kitabını uzatmıştır:
Konuştuk şiir üstüne
Yüreğim gibi dedi, yana yana
Şiir düşmeli, dedi, halkın önüne
Verdi bana kalemini.
Kiev kentinde yaşanan bu olay olmasaydı, yani Nazım Hikmet o kalemi görmeseydi (Şevçenko’nun Kalemi) adlı şiir yazılmayacaktı”.
Ayhan’a seslendim, kemençesiyle geldi. Terasta masayı kurduk. Kemençenin telleri dağların sesine uydu, dağlar boy verdi, yıldızlar çıktı. Açtığım bir şiir kitabından (A. İLHAN) okumaya başladım;
“karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
bu gece dağ başları kadar yalnızım.
çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
dudaklarımda eski bir mektep türküsü karanlıkta
sana doğru uzanmış ellerim gözlerim gözlerini
arıyor durmadan nerdesin.
22 Şubat 2026/ORDU












