top of page

Öldürmek için büyüttüğümüz çocuklar… 

Kenan Evren denen kukla faşist, son nefesini vermeden hâkim karşısına çıktı; onu, en korkunç eseri 1982 Anayası’nın “Geçici 15’inci Maddesi” bile koruyamadı, yarım kilo prostatla yaşamak zorunda kalmasına, ilerlemiş yaşına aldırmadı bile, hâkimi savcısı.Sistem, akrep misali dönüp kendini sokup akıttı zehrini… 

Dal gibi ince ve uzun boylu, yumurta gibi pürüzsüz yüzlü, mahsun ve masum bakışlı bir çocuğun fotoğrafı gösterildi Evren’e, mahkeme heyetince. 

“Tanır mısın?” diye soruldu. 

Neredeyse hiç bakmadan “yok” dedi, kansız. “Tanımıyorum” dedi, hain. 

Hayat, bir şekilde ikinci şans veriyor aslında, adam olana, anlayana; yediğin boklardan ötürü pişman ol, diye. 

Belki affedilmezsin, belki özür dileyeceğin ne bir Allah’ın kulu, ne bir merci vardır ama insanlık onuru adına, pişmanlığını ifade etmek, itiraf etmek için son çıkıştır önündeki kavşak… 

Kenan Evren “evet, tanıdım. Tanıyorum” demeliydi, Erdal Eren’in fotoğrafı gösterildiğinde. 

“İdam ettiğimiz elli kişiden biriydi” demeliydi. 

“On yedi yaşındaydı ama darbeyle ele geçirdiğimiz devletin güç ve imkanlarını kullanarak yaşını büyüttük” demeliydi. 

“Delil, şahit, akıl ve de mantık aramadık, sırf ibret olsun diye astık” demeliydi. 

Demedi… Hayatının hiçbir döneminde dürüst, ahlaklı ve erdemli duruş göstermeyen Kenan Evren, bu ülke halkları nezdinde “nefret ikonu” ndan çok daha ötesidir. 

Hani o meşhur “sarı öküz” hikâyesi vardır ya, o sarı öküzü çekip alan zalimdir Kenan Evren; gerisi çorap söküğü gibi geldi zaten… 

Kenan Evren, 2014 yılında müebbet hapis cezası aldı; keza idam cezası kaldırılmıştır artık, yaşattığını yaşamadı… 2015 yılında öldüğünde 98 yaşındaydı ama Erdal, hep on yedi yaşında… 

Ben hep on yedi yaşındayım

Demir kapının her açılışında

Her ayak sesinde 

       içime sığmaz yüreğim

Her türlüsünü tattım 

        acının ve ızdırabın

Yalnız, seni özlerken 

      kendimi yenemedim

          çünkü senden gayrısı haram

Şu Metris’in önü bir uzun alan

Bir tek seni sevdim gerisi yalan

Cigara çekmedi canım hiç

Çıkarken havalandırmaya

Olmadı avluda atılmış voltam hiç

Hele 

   masmavi bir denize atılmış oltam

                                                      hiç mi hiç.

İçerde bıraktım dünyayı Parmaklıklarla bölünmüş olarak

Görmeye alışık gözleri

Ve senin için yazdığım 

                   şiirleri, sözleri

Sana olan aşkımı

   defterlere değil

Metris’in duvarlarına yazdım

Uykusuz geçen geceler 

                   akıllara zarar

Kıramazdı beni 

  duruşmada kırılan kalem

     senin

        görüşlere gelmeyişin kadar

Şu Metris’in önü bir uzun alan

Bir tek seni sevdim gerisi yalan

Senin hasretindi hücreme dolan

Yalnız seni sevdim gerisi yalan

Parmaklıkların 

        elime bulaşan pası

Havalandırmadan gelen 

                       hela korkusu

Işık ve ufuksuz hücremde

Gözlerim kuvvet kaybındaydı

Bir şişin ucundaydı 

           ölüm korkusu

Ve özgürlük 

      kravatlıların avucundaydı

Bir kazaydı gelişin

Ya seni sevişim

       bir masaldı

On yedi yıl on beş gece

Bir ranzaydı yattığım

Bir de oturduğum masaydı

Ben 

 gençliğimin en tutkulu aşkını

  kâğıtlara değil

      gönlümün 

      en derin naralarını

        kalemle değil

          tırnaklarımla 

           Metris’in duvarlarına yazdım

Ve kanayan ellerime tuz bastım

Çok mektup yazdım sana

           ama hiç yollamadım

Ben sana olan mektuplarımı

Metris’in duvarlarına yazdım

Ve üzerine zarf değil

Mapushane kapılarını kapattım

Şimdi bir şey yok yanımda

                           senden kalan

Şu Metris’in önü bir uzun alan

Benim sevdam gerçek

Senin aşkın yalan

Hücremdeyim 

        hasretinle yanarım

Senin için her gün 

                    her gün ağlarım

Kanım hep içime akar kanarım

Beni anlamadın ona yanarım...


  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page