VENÜS VE AŞK MELEĞİ
- Osman Kademoğlu

- 19 Oca
- 5 dakikada okunur
Kardeşim Mahmud'u ebedi hayata irtihalinin (19 Ocak 2021) yıldönümünde çok az kimsenin bildiği sanatkar yanıyla hatırlayalım!.

Bolaman ilkokulunda elişi dersinde iki şişle yün örgü, kartondan piramit, koni, küp, prizma, araba, kağnı modelleri, beşik çatılı evler, renkli elişi kağıdını katlayıp keserek çiçek ağaç yaprak türü motifler, kenar süsleri, tarih şeridi, yağmur kar oluşumunu, bulutları, yönleri, rüzgârları gösteren resimli iklim şeritleri yapılırdı. Bolaman İlkokulunda başka ilkokullarda olmayan bir şey daha vardı öğrenciler taş üzerine yontma oyma kabartma rölyefler yapabiliyordu.
Kale’de Süleyman (Hazne) beyin tepedeki evinin önünde, bahçede, evin duvar diplerinde her biri yaklaşık 25 X 35 X 12 cm boyutlarda kesilmiş beyaz doğal taşlar vardı. Bu taşların bazıları yıllarca olduğu yerde durmaktan otların arasına yosun tutmuş yeşillenmişti. Çakıyla keskiyle yontulup şekil verilebilen bu yumuşak dokulu taşlara Kale’de pur taş denirdi. 1938 Erzincan depreminde Süleyman beyin babası Hamdi beyin (Hamdi Hazinedar) Akise yamacında çamlıktaki evi epeyce hasar görmüş, depremden sonra ev tamir edilirken duvarlarda bu taş kullanılmış, inşaattan artan taşlar evin bahçesinde, duvar diplerinde unutulup kalmıştı. Bolamanlı çocuklar yontulup işlenebilen bu yumuşak taştan mile (bilye) ve fırıldak (topaç) yapardı. Süt beyazı pur taş İlkokulda yontuya işlenmeye uygun doğal malzeme olarak elişi dersinde kullanmaya uygundu hatta ideal doğal malzemeydi…
Üç arkadaş Tahsin Hazne, Hikmet Şensu ve ben (Osman) pur taştan bir Atatürk büstü yapmaya kalkıştık. Mehmet Şen öğretmen tasarımızı onayladı. Tahsin Hazne taşların en büyüklerinden birini seçti getirdi. Herşey iyi gidiyordu büstün ana hatları başı ve göğsü şekillenmiş, ceketin yakaları boynundaki kravatın kabaltısı çizilmiş büstün kaba yonusu ortaya çıkmıştı. Asıl ince işlere el hüneri isteyen yüz ve beden ayrıntılarına sıra gelmişken elde tutulan küçük demir keskiye dokunacak yerde kaza eseri göğsüne çarpan bir çekiç darbesiyle büstün başı kırılmasın mı!.. Bütün hayallerimiz o anda suya düştü öyle ki birkaç gün üç arkadaş küs kaldık konuşmadık.
Pur taşı işleyecek asıl sanatkar aradan 5 yıl geçtikten sonra yine Bolaman'da ortaya çıktı. Kardeşim Mahmut lisede edebiyat öğretmeni şair Behçet Necatigil’in öğrencisi olan sanat duyarlığı yüksek bir Bolaman genciydi. Mahmut parlak kuşe kağıda renkli baskılı bir kitap almıştı. Sanat tarihçisi Oktay Aslanapa’nın resim sanatı konulu kitabı. O yıllarda renkli baskı kitaplar çok nadir ve pahalıydı. Sanatkar ruhlu Mahmut işte o kitapda gördüğü bir tablodan çok etkilenmişti. Bu tablo İspanyol ressam Valaskes’in Venüs ve aşk meleği ya da Rokebi Venüsü adlı tablosuydu.

O yaz okul tatil olduktan sonra Mahmut Kale’ye geldi Süleyman beyin evinin yanından büyücek bir pur taş alarak konakta deniz tarafındaki büyük odada pencereye yakın aydınlık bir köşede elinde keski ve çakı benzeri basit aletlerle pur taş üzerine Venüs ve aşk meleği tablosunu yontmaya başladı. Hergün yüzmeden dönüşte Mahmut etrafı fazla tozutmamak için yere bir gazete kağıdı veya bir örtü yayarak yonttuğu pur taşın başına oturuyor saatlerce yontu sanatına dalıp gidiyordu. Belki bir ay belki tüm yaz tatili boyunca çalıştı uğraştı sonunda gerçekten nefis bir rölyef (kabartma) sanat eseri ortaya çıktı. Güzelliğini görsün diye Venüs’e ayna tutan aşk meleği ile yatağına uzanmış Venüs figürü üç boyut ve derinlik kazanarak sanki canlanmış, Bolaman’da tarihi Selamlık konağa tüm sanat dünyasının tanıdığı bir konuk gelmişti.
Gördüğümüz eser karşısında bütün aile şaşırıp kalmıştık. Meğer kardeşim Mahmud’un keşfolmamış gizli kalmış sanat yeteneği Bolaman’ın pur taşıyla bir araya gelince hayat bulmuş özgün antik rölyeflere yakın değerde bir eser ortaya çıkmıştı. Venüs ve aşk meleği yıllarca selamlıkta deniz tarafındaki büyükodada bir köşede durdu gelen geçen konukların çok ilgisini çekiyordu.
O yaz Mahmud Kale’ye gelmemişti. Sanıyorum 1961 veya 62 yılıydı masmavi eşsiz güzellikte bir yaz günü öğlen vakti püfür püfür poyraz eserken Fatsa yönünden resmi plakalı bir siyah Villiz kaptıkaçtı geldi. Ben pencerede oturmuş konağın önündeki dut ağacının yaprakları arasından göründüğü kadar dışarıyı seyrediyordum. Arabadan çıkan takım elbiseli kravatlı 3 kişi Garipöldüren çeşmesinin başında durup konağa bakmaya başladılar. Gelen geçen insanların özellikle Avrupalı turistlerin konağın resmini çekmelerine, konakla ilgilenmelerine alışmıştık cok olağan bir şeydi ama devlet memuru adamların tarihi konakla ilgilenmeleri alışılmamış hatta görülmemiş bir şeydi. Bu arkadaşların konağa dik dik bakmaları beni kuşkulandırdı. Adamlardan biri çeşmenin karşısında Hüsemoğlu Yaşarın işlettiği kahveye gitti kahveciyle bir şeyler konuştu. Pencerenin altına gelen Yaşar bu beyler evi gezmek içini görmek için izin istiyorlar dedi. Hemen anneme danıştım tekrar pencereye gelerek buyursunlar dedim.

Misafirler meğerse Sinop müzesinden geliyorlarmış. Antik ve etnografik malzeme aramak ve toplamak için Sinop’tan Sarp’a kadar tarama yapmak üzere yola çıkmışlar. Müzecilerden biri İstanbul Üniversitesi sanat tarihi bölümü mezunu, eski eser uzmanı 25 yaşlarında bir gençti. Müzeciler kiliseden başlayarak, konağın altındaki ahırı ve sonra da üst katta sofayı ve odaları bir bir gezdiler kapıları, kilitleri, dolap kapaklarını, tavanları incelediler. Deniz tarafında büyükodada oturuldu, misafirlere çayla birlikte annemin evde hiç eksik etmediği çevizli pasta ve portakallı kurabiye ikram edildi. Hoş beş ve sanat üzerine, müzeciliğin önemi üzerine konuşmalardan sonra memurlar vedalaşıp gidiyorlardı ki eski eser uzmanı memur birden durdu Mahmud’un taş üzerine oyma Venüs ve aşk meleği rölyefini görmüştü. Röliyef büyükodanın kuzey duvarındaki üstü kemerli yuvarlak nişte her zamanki yerinde duruyordu. Genç müzeci rölyefin önünde diz çökerek eğildi saygısını göstermek ister gibi eseri el sürmeden, hiç dokunmadan incelemeye başladı, bütün ayrıntılarını inceledi. Eski eser uzmanı arkadaş büyülenmiş gibiydi. Önemli bir eser bulmuş olmanın gururunu taşıyan ciddi yüz ifadesiyle - Bu antik eseri nerede buldunuz Bizans ya da daha önceki dönemlerden kalma olabilir ben bunu Sinop Devlet Müzesi adına sizden almak zorundayım ve bu eseri aldığıma dair size resmi bir belge verebilirim dedi. Argun ağbim müzeci beye; “Bu antik bir parça değildir bunu birkaç yıl önce bizim biraderimiz Mahmut yaptı” dedi. Eski eser eksperi genç adam Argun ağabeyin sözlerine inanmamıştı. Ağbimin antik eseri vermemek için bir bahane uydurduğunu sanıyordu.
“Hayır efendim bu antik dönemden kalma nadir bir esere benziyor, belki bin yıllık belki daha eski çağlardan kalma olabilir bunu sizin kardeşiniz yapmış olamaz bu eseri müzeye vermek istemeyişinizi anlıyorum ama yasalar buna izin vermiyor toprak altında veya toprak üstünde nerede olursa olsun bulunan antik eserlerin mülkiyeti ve teşhir (sergileme) hakkı bölge müzesine aittir ve bu gibi eserlerin yeri müzelerimizdir, bunu sizden almak zorundayım” diyerek ısrar edince Argun ağbim gülerek; “Beyefendi madem ki bana inanmıyorsunuz o halde devletin yasa gücünü kullanarak bunu alabilirsiniz ama resmi yazılı mahkeme kararı getirene kadar ben bu eseri size vermiyorum buyurun alabilirseniz alın!” dedi.
Beklemediği bu yanıtı alan eski eser uzmanı rölyefin resmini çekmekle yetindi, hevesi kursağında kalmıştı. Belki de bir antik eser bularak mesleğinde yükselmek hayali kuruyordu. Yüreği buruk ve kızgın “Bekleyin görün bunu nasıl sizden alacağım” der gibi güvenli bir edayla konaktan ayrıldı. Eski eser uzmanı genç her nedense bu işin peşine düşmedi. Belki de rölyefin resmini gören gerçek bir antikite uzmanı onu bu sevdadan vaz geçirmiş Valaskes’in 1640’larda yaptığı Venüs ve Aşk Meleği’nin taşa oyulmuş kopyasının antik bir eser olamayacağını öğretmişti… Kardeşim Mahmud’un bu eseri ne yazık ki konağın restorasyon öncesi sökümü sırasında belki de daha önce sırra kadem bastı kayboldu.
Resimler:
- Mahmud yaz tatilinde bir yüzme dönüşü kumsalda.
- İspanyol ressam Valasques'in Venüs ve aşk meleği tablosu
- Mahmud'un taş üzerine rölyef eseri "Venüs ve aşk meleği" Kale'de tarihi konakta Büyükoda'da teşhir edildiğii yerde çekilmiş fotoğrafı.












Yorumlar