OMALLİ’DE PİKNİK
- Osman Kademoğlu

- 15 Şub
- 3 dakikada okunur

Dağlardan çiçek kokuları esiyor topraktan an be an yeni bir yeşillik baş veriyor doğa yeniden yaratılıyordu. İlkokulun bahçesinde ellerinde yiyecek çıkınlarıyla sıraya giren çocuklar delice tay gibi yerinde duramıyor sıradan çıkıp koşar adım bir daire çizierek dönüp yeniden sıraya giriyordu. İçi içine sığmayan çocuklar bahar gezisi bir an önce başlasın istiyordu. Mehmet Şen ve Tevfik Cinek öğretmenler gezi başıydı. Orhan (Hazinedar) beyin Omalli (Ömerli) harman yerine gidilecek, gün boyu oyunlar oynanacak, bahar kutlanacak piknik yapılacaktı. Omalli Çalışlar ırmağının batı yakasında çayırlı çimenli çoğu düzlük azı eğimli geniş bir alandı yanılmıyorsam harman yerine yakın bir de puar (pınar) vardı.
OMALLİ’DE PİKNİK

Yürüyüş kolundan çıkarak oyunbozanlık eden çocukları sıraya koymak için öğretmenler arada bir kolu durdurup geriye gelerek yürüyüşü denetliyorlardı. Yarının büyükleri olacak ülkeyi yönetecek okullu çocukların giyim kuşamıyla tavır ve hareketleriyle yürüyüş düzeniyle kamuya örnek olması gerekirdi. Öğrenciler yolda rasladıkları köylülerden - Maaşallah aferin Allah bağışlasın gibi takdir sözleri işitiyordu. Öğretmenler öğrencilerin nizam ve intizamından şımarıklık görgüsüzlük arsızlık etmesiden içinden geçilen bahçelere çevreye zarar erişmesinden kendilerini sorumlu sayarlardı. Öğrencinin iyiliği öğretmenden sorulurdu. İlkokulda başlayan ortaokulda süren lisede tepe yapan bir sorumluluk hiyerarşisi olduğu var sayılırdı. Öğretmenlerimiz - Yarın bir iş başvurusu yaptığınızda sizi bizden soracaklar diyerek çocukları uyarırdı.
Bir saat yürüyüşten sonra varılan Omalli’de önce kısa bir dinlenme soluklanma molası verildi sonra oyun ve eğlenceler başladı. Voleybol, koşu, yarış, ip atlama, saklambaç, sek sek, elim sende, pıtık (bilye), fırıldak çevirme, mendil kapmaca, yumurta tokuşturma gibi oyunlar oynandı. Irmak kenarından çalı çırpı odun parçaları gargalak toplandı büyükçe bir ateş yakıldı, Ergenekon’dan çıkış kutlanıyormuş gibi çocuklar koşarak ateşin üstünden atladılar.
Giderek oyunlar kızıştıkça öğretmenlerimiz de boyun bağını çözecek yaka düğmesini açacak yenlerini dirseğe kadar kıvırarak oyunlara katılacaktı.
Lâleli’den mi yoksa Kömürlük’ten miydi? Yeni dikim ceket pantolon takım elbiseli, tertemiz giyimli bir uzun oğlan (adı bende saklı kalsın) yumurta tokuşturma oyununda iç cebinden çıkardığı kızıl kınalı yumurtaya çok güveniyor, diğer çocukların yumurtalarına meydan okuyor kimseye şans tanımıyordu. Tokuşturduğu 12 yumurtayı bir bir kırıp aldı, yumurtası kırılan çocuklar suskun ve mahzundu. Bu nasıl bir işti? Bir kınalı yumurta tokuştuğu bütün yumurtaları vurup kırıp alıyordu. Tevfik Cinek öğretmen çocukların kuşkulanması üzerine uzun oğlanın yumurtasını istedi, eline alıp tarttı, yumurta normal bir yumurtadan belli belirsiz ağırcaydı. Öğretmen - Oğlum bu ne yumurtası? Diye sordu uzun oğlan susuyordu. Sorusuna yanıt alamayan öğretmen yumurtayı taşa vurdu yumurta kırılmadı. Kınalı yumurta okulda elişi dersinde kullandığımız kolayca ovalanıp yontulup şekil verilen beyaz hafif pur taştan yapılmıştı. Uzun oğlanın tilkiliği meydana çıktı, kırdığı bütün yumurtalar çocuklara geri verildi, yumurtasını geri alan çocuklardan biri de bendim. Yumurtalarını alan çocuklar sevindiler kaçan neşe iade edilen yumurtalarla birlikte döndü geri geldi. Şimdi utanma sırası yumurtası taş çıkan uzun oğlana gelmişti.
Oyunlara ara verildi çocuklar küme küme toplandılar çıkınlar açıldı azıklar paylaşıldı açık havada açılan iştahla yendi içildi. Öğretmenlerin getirdiği tahin helvası çocuklara dağıtıldı üstüne soğuk sular içildi.

Piknik sona erdikten sonra geziciler bir süre daha oyalandı. Bu kez soluk soluğa koşmacalı enerji tüketen ter döktüren yarışmalı oyunların yerine beştaş dokuztaş gibi düşünce oyunlarıyla karşılıklı sorulan bilmece bildirmece gibi sözlü oyunlar oynandı. İkindiüstü piknik gezisi paydos oldu sona erdi çocuklar serbest kaldı birlikte yürüyüş kolu olarak değil isteyen istediği yoldan evine dönecekti. Çocuk beş altı arkadaşıyla Omalli'den ayrıldı yol boyunca oynaşarak kâh yürüyüp kâh koşarak neşeyle itişip kakışarak Devrent arkasında sarı köprüden beride ana yoldan ayrılıp dağa yöneldiler dağa yukarı çalılıklarda çocukları çağıran mor ve koyu kırmızı böğürtlenler vardı.
Çocuklar yamaçta önlerine çıkan böğürtlen yüklü dalların başına üşüşüyor meyvalar tükenince dal uçlarında kırmızı benekler olan başka bir dikenli çalılığa yöneliyorlardı. Elleri yüzleri giysileri benek benek kırmızı mor lekeli böğürtlen peşinde koşarak neredeyse dağın tepesine vardılar. Ağaçların arasından uzak mavi deniz görünüyordu. Nefes kesen müthiş güzel ve vahşi manzaraya bakan yer eskilerin tepeyi bâlâ dedikleri dağın en yüksek yeriydi. Akise’nin kuzey yamacı buradan başlayarak Kale’ye kumsala ve denize doğru önce az eğimli sonra dik bir inişle alçalıyordu. Çevrede defne ve yemiş ağaçları vardı. Dize kadar gelen otların arasında saklı dikenler çocukların dizlerine baldırlarına sarılıp batıyor çizip kanatıyordu.
İşte tam da ağaçların en sık olduğu yerde koyu gölgeli bir alanda bedeni kocaman, siyah tüyleri pırıl pırıl, boynuzları yarım ay şekilli besili bir inek boynu baltayla vurulup kesilerek öldürülmüş cansız yatıyordu, ölü hayvana sinekler konup kalkıyordu. Çocukların piknik neşesinden eser kalmadı. Sonradan duyuldu ki güzelim süt ineği komşu bahçenin sahibi tarafından sınırı geçti bahçeye girdi bahçeye zarar verdi diye kovalanmış kovalanmakla kalmamış bir de başı kesilerek öldürülmüştü. Acı olay ne yazık ki Bolaman toprağında arada bir yaşanan merhametsiz acımasız yanlış bir eylemdi. İntikam için bir hayvancığı öldürmek ne demekti! Çocukların tadı kaçmış içi kararmıştı, Akise’den aşağı çabuk çabuk yürüyerek kâh koşarak 90 pencereli Şakire hanım konağının (yıkılıp yerine ortaokul yapılan konak) yanından geçerek Kale’ye döndüler. Güzel başlayan güzel süren Omalli kır gezisi tatsız sona erdi. Başı kesik hayvan yıllarca çocuğun hayalinden gitmedi.
S O N









