Nutella Ve Kinder’in İlk Harfleri Neden Siyahtır?
- Birol Öztürk

- 4 gün önce
- 4 dakikada okunur

Belki birçoğumuzun dikkatini bile çekmemiştir bu durum! “Nutella” nın “n” si ve “Kinder” in “k” sı siyah, diğer harfleri kırmızıdır!
Peki bu bir tesadüf müdür?
Tekelci kapitalist üretim biçiminde ve pazar örgütlenmesinde, marka değeri yaratma ve imaj sürecinde tesadüfe yer yoktur. Her şey çok ince düşünülür ve sabırla sonuç beklenir. Kapitalistler, her durumu, her duyguyu, varlık sebebi oldukları kapital uğruna acımasızca kullanır. Sistematik olarak ve her türden baskı aracını acımasızca kullanarak her şeyi ama her şeyi kullanırlar.
Tekelci kapitalistler için tek ortak payda paradır. Pazarın kaymağını kendilerince adil bölüştükleri ve o pazara başka rakipler sokmadıkları sürece dostlukları evvel ahirdir. Var oldukları çağdan bu yana hiçbir tekelci kapitalist rekabet uğruna dişe diş savaşmadı ama bastırdı parayı orduları birbirine kırdırdı. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ya da Paylaşım Savaşları çok klişe örnek olmakla birlikte günümüzde yaşanan Rusya- Ukranya Savaşı’nın finansörü de tekelci kapitalist kliktir.
Nutella ve Kinder, dünya devi iki firmanın dünya çapında birer markasıdır. Nutella, İtalyan Ferrero’nun, Kinder, 1967 yılında Ferrero’ya geçse de “ilk harflerin siyah olmasına sebep” dönemde Alman markasıdır.
Biz, tam da bu noktada bir kere daha paranın, milliyeti, dini, imanı, kokusu olmadığı hususuna vurgu yaparak devam edelim.
1934 yılıdır ve Avrupa’da Hitler dehşeti, vahşeti, zulmü yaşanmaktadır. Hitler, dünyanın gördüğü en azılı faşistken, İtalya’da da Musollini faşizmi zulmetmektedir ve dünya için bir diğer tehdit de İtalyan faşizmidir. Her iki faşist irade yayılmacı ve istilacı bir politika izlemektedir. Keza insanlık bir kere daha faşizmin bir dünya görüşü değil, insanlık suçu olduğunu acıyla tecrübe ederek öğrenmektedir.
Nasıl ki mıknatısta iki aynı kurup birbirini itiyorsa Hitler ve Musollini arasında da böylesine bir ilişki söz konusudur. Temkinli bir rekabet hâlindedirler. “Deli deliyi görünce çomağını saklarmış” bu iki delinin hâl ve ahvali de budur.
Çikolata, her dönem Avrupa’da beslenme kültüründe önemli bir yer tutmuştur. Akdeniz ülkelerine nazaran daha yüksek enlemlerdeki bu ülkelerin insanları, sert ve uzun süren soğuk mevsimlerde çikolata başta olmak üzere yüksek enerji ihtiva eden gıdaları düzenli olarak tüketmektedir. Bu, artık bir yaşam şeklidir. Nasıl ki Ortadoğu ülkelerinde karbonhidrat vazgeçilmez gıdaysa, bu durumun nasıl ki sosyolojik, ekonomik ve psikolojik temelleri varsa, Avrupalılar için de çikolata o hesaptır. Durum bu olunca da kapitalistler bu alanda parayı bulup amansız bir rekabet içine girer. Yani maden bulmuşlardır ve çikolata bir sanayi ürünüdür. Sanayi yatırımları sermaye birikimini hızla artırır.
Hitler ve Musollini arasındaki siyasi rekabet çikolata sektörüne de sıçrar. Esas rekabet tekelci kapitalistler arasındadır ancak onlar koru hep maşayla tutmasını bilmiştir, bu defa da kural değişmez. O maşanın bir ucu Hitler, diğer ucu Musollini’dir.
Çikolatanın ana maddesi kakaodur ve her iki lider de o kakaoya erişmek ve tekelinde tutmak istemektedir. Her iki delirmiş ruh, çikolata sektöründe bir numara olmayı kafaya koyar ve en büyük, en önemli kakao tedarikçisi Brezilya’ya gözü diker. Her iki ülkenin gizli servisleri, ajanlarını bu ülkeye sokarak kapalı kapılar ardında, fıtratlarına yaraşır yöntemlerle mücadele eder. Bu, etik değerlerden, vicdan karinesinden, akıldan fikirden uzak bir mücadele anlayışıdır.
1934 yılında Brezilya başbakanını İtalyan gizli servisi ajanları öldürür. Bunun üzerine ülkenin tarım bakanını da Alman gizli servisi ajanları öldürür. Keza Brezilya, bu iki delirmiş liderin emelleri doğrultusunda aksiyon almak, himayesinde yer almak istemez. Brezilya’ ya önerilen “sömürge” olmayı kabul etmesi, diz çökmesidir. Brezilya, ne Almanların “gamalı haç” ının ne de İtalyanların “katral” ının sömürgesi olmaya yanaşmaz. Durum bu merkezdeyken Almanlar ve İtalyanlar arasındaki bu kanlı ve çirkin mücadele daha da rezilleşerek devam eder. Almanya, Brezilya’nın kendileri lehine aksiyon alması için Brezilya cumhurbaşkanı Franco’nun 13 yaşındaki kızı Melinda’yı Almanya’ya kaçırır. Bu hamle İtalyanlara çok ağır gelir ve misliyle karşılık verilir. Bu defa Brezilya cumhurbaşkanının 2 yaşındaki oğlu Riquelme İtalyanlar tarafından kaçırılır. Her iki kaçırma olayında da amaç Brezilya’yı bu çocukların canıyla tehdit edip kendi lehlerine karar vermelerini sağlamaktır. İtalyanlar 2 yaşındaki Riquelme’yi öldürüp cansız bedenini kakao bahçesine atarlar.
Bu iki faşist diktatörün egoları o kadar kontrolden çıkmıştır ki Brezilya kakaolarını ele geçirmek stratejik bir saplantı hâline gelmiştir. Bu, iki haramzade kardeşin ganimet paylaşımı kavgasıdır. Sömürge savaşları faşist diktatörlüklerin karekteristik özelliğidir. Aynı çanaktan beslenseler de fıtratları onları hep kafa kafaya getirir.
Çirkinliğin sonu gelecek gibi değildir. Keza yıllarca da sürer. Zaman içinde Kinder ve Nutella markalarının sahibi kapitalistlere hiçbir kâr getirmeyen bu çekişmenin son bulması için her iki marka sahipleri mücadeleyi bitirmek üzere ülkelerine çağrı yapar. Bu arada bu çirkin çekişmenin finansörlüğünü bu şirketlerin yaptığını da tarih yazar elbette. Hitler’e ve Musollini’ye yapılan çağrının alt metni; musluğun kapatılmasıdır.
Daha sonraki yıllarda her iki marka, küçük Riquelme’nın hunharca katledilişinin yası olarak ilk harflerini karartma kararı alır ve o gündür bu gündür o iki harf siyahtır. Keza küçük Riquelme, Brezilya’da sembolleşir ve tüm dünyanın acıyla andığı, katillerine nefretler yağdırdığı bir sembol olur. Böylesi güçlü bir sembolü paraya çevirmemek tekelci kapitalistler için ahmaklık olurdu.
“Timsah Gözyaşı”
Timsahlar, saldırganlıkları, acımasızlıkları ve güçleriyle namlıdır. O timsah ki, yeri geldiğinde kendi yavrusunu bile hiç acımadan, parçalayaraktan yer. Yavrularını parça parça ederekten yedikten sonra da bir damla yaş akar gözlerinden, belli belirsiz.
Bilmem anlatabildim mi?
Bu da benden gelsin;
“Küçük Riquelme’nın kanının kırmızısı her iki markanın ilk harflerinden sonra gelen kırmızı harflerin tekmilindedir. İlk harfi yas rengi o dünya devi markalar, son harfine kadar kan rengidir; şahidim tarihtir.”
Ben, tarihin yalancısıyım.











