top of page

İÇME SUYU

Şehir büyüyor.

Binalar yükseliyor.

Marketlerin önünde yine damacana kamyonları var.

Omuzlarda 10,20 litrelik bidonlar, evlerde plastik bir güven duygusu…

 

Ama bu kez durup soralım:

İçtiğimiz su kadar, içtiğimiz kabın kimyasıyla ne kadar ilgiliyiz?

 

Damacana dediğimiz şey, su değil.

Önce plastiktir.

Türkiye’de kullanılan damacanaların büyük çoğunluğu polikarbonattır.

 

Polikarbonat ne demek?

Bilimsel adıyla söyleyelim:

BPA (Bisfenol-A) türevleri içeren bir plastik.

 

BPA:

            • Sertlik sağlar

            • Şeffaflık verir

            • Tekrar tekrar kullanılmasına izin verir

 

Ama aynı zamanda:

            • Isı ile temas ettiğinde

            • Güneşte beklediğinde

            • Defalarca yıkandığında

 

Suya geçebilen bir kimyasaldır.

 

Bilimsel literatür ne diyor?

BPA:

            • Hormon sistemini etkileyebilir

            • Endokrin bozucu olarak sınıflandırılır

            • Özellikle çocuklar ve hamileler için risk tartışmaları vardır

 

Firmalar hemen itiraz eder:

“Bizim damacanalar BPA Free.”

 

Evet, artık çoğu firma öyle diyor.

Ama şu sorunun cevabı net değil:

 

O damacana gerçekten kaç kez kullanıldı?

Hangi sıcaklıkta depolandı?

Taşıma sırasında güneşte ne kadar kaldı?

 

Çünkü sorun sadece BPA değil.

Sorun mikroplastik.

 

Her yıkamada, her sürtünmede, her dolumda:

            • Gözle görülmeyen plastik parçacıklar

            • Suyun içine karışabiliyor

 

Ve biz onu “temiz su” diye içiyoruz.

 

İşin ironik tarafı şu:

Şebeke suyundan kaçarken,

Plastiğin içine sığınıyoruz.

 

Musluk suyunda:

            • Kimyasal analiz var

            • Günlük kontrol var

            • Devlet denetimi var

 

Damacana suyunda:

            • Marka var

            • Reklam var

            • Algı var

 

Ama tüketiciye açık, günlük bir rapor yok.

 

Bir de şu var:

Damacana suyu “doğal” diye satılır.

Oysa çoğu:

            • Arıtılmış yeraltı suyu

            • Mineral dengesi fabrikada ayarlanmış

 

Yani musluktan farkı, ambalajı ve hikâyesi.

 

Avrupa’da insanlar şunu soruyor:

“Bu su nereden geliyor?”

Biz şunu soruyoruz:

“Bu marka iyi mi?”

 

İşte kırılma noktası burada.

 

Damacana suyu:

            • Bilimsel olarak tamamen kötü değil

            • Ama masum da değil

 

Şebeke suyu:

            • Her yerde mükemmel değil

            • Ama şeffaflığa daha yakın

 

Bu bir su meselesi değil.

Bu bir güven, iletişim ve hafıza meselesi.

 

Türkiye’de insanlar:

Musluğu değil, geçmişi hatırlıyor.

Damacanayı değil, reklamı görüyor.

 

Ve en acısı şu:

Temiz suyu tartışırken,

Plastiği konuşmuyoruz.

 

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Musluktan akan sudan mı korkuyoruz,

Yoksa elimizde tuttuğumuz damacanadan mı korkmalıyız?

 

Çünkü suyun hafızası yoktur.

Ama plastiğin vardır.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page