İÇME SUYU
- BAYRAM AYBASTI

- 31 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Şehir büyüyor.
Binalar yükseliyor.
Marketlerin önünde yine damacana kamyonları var.
Omuzlarda 10,20 litrelik bidonlar, evlerde plastik bir güven duygusu…
Ama bu kez durup soralım:
İçtiğimiz su kadar, içtiğimiz kabın kimyasıyla ne kadar ilgiliyiz?
Damacana dediğimiz şey, su değil.
Önce plastiktir.
Türkiye’de kullanılan damacanaların büyük çoğunluğu polikarbonattır.
Polikarbonat ne demek?
Bilimsel adıyla söyleyelim:
BPA (Bisfenol-A) türevleri içeren bir plastik.
BPA:
• Sertlik sağlar
• Şeffaflık verir
• Tekrar tekrar kullanılmasına izin verir
Ama aynı zamanda:
• Isı ile temas ettiğinde
• Güneşte beklediğinde
• Defalarca yıkandığında
Suya geçebilen bir kimyasaldır.
Bilimsel literatür ne diyor?
BPA:
• Hormon sistemini etkileyebilir
• Endokrin bozucu olarak sınıflandırılır
• Özellikle çocuklar ve hamileler için risk tartışmaları vardır
Firmalar hemen itiraz eder:
“Bizim damacanalar BPA Free.”
Evet, artık çoğu firma öyle diyor.
Ama şu sorunun cevabı net değil:
O damacana gerçekten kaç kez kullanıldı?
Hangi sıcaklıkta depolandı?
Taşıma sırasında güneşte ne kadar kaldı?
Çünkü sorun sadece BPA değil.
Sorun mikroplastik.
Her yıkamada, her sürtünmede, her dolumda:
• Gözle görülmeyen plastik parçacıklar
• Suyun içine karışabiliyor
Ve biz onu “temiz su” diye içiyoruz.
İşin ironik tarafı şu:
Şebeke suyundan kaçarken,
Plastiğin içine sığınıyoruz.
Musluk suyunda:
• Kimyasal analiz var
• Günlük kontrol var
• Devlet denetimi var
Damacana suyunda:
• Marka var
• Reklam var
• Algı var
Ama tüketiciye açık, günlük bir rapor yok.
Bir de şu var:
Damacana suyu “doğal” diye satılır.
Oysa çoğu:
• Arıtılmış yeraltı suyu
• Mineral dengesi fabrikada ayarlanmış
Yani musluktan farkı, ambalajı ve hikâyesi.
Avrupa’da insanlar şunu soruyor:
“Bu su nereden geliyor?”
Biz şunu soruyoruz:
“Bu marka iyi mi?”
İşte kırılma noktası burada.
Damacana suyu:
• Bilimsel olarak tamamen kötü değil
• Ama masum da değil
Şebeke suyu:
• Her yerde mükemmel değil
• Ama şeffaflığa daha yakın
Bu bir su meselesi değil.
Bu bir güven, iletişim ve hafıza meselesi.
Türkiye’de insanlar:
Musluğu değil, geçmişi hatırlıyor.
Damacanayı değil, reklamı görüyor.
Ve en acısı şu:
Temiz suyu tartışırken,
Plastiği konuşmuyoruz.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Musluktan akan sudan mı korkuyoruz,
Yoksa elimizde tuttuğumuz damacanadan mı korkmalıyız?
Çünkü suyun hafızası yoktur.
Ama plastiğin vardır.












Yorumlar