Dede Bankere, Baba Bankaya, Oğul Fona…

Üç nesil düşün; dede, baba ve oğul…
Dede tasarruf etti, devletin gözü önünde yüksek faiz getirisi vadeden “Banker Castelli” ye kaptırdı.
Baba tasarruf etti, devletin gözü önünde yüksek faiz vadeden bankalarca hortumlandı.
Oğul tasarruf etti, devletin gözü önünde yüksek getiri vadeden fonlara kaptırdı.
Sosyolojik travmadır bizde; devletin gözü önünde, göz göre göre topyekün dolandırılmak. O nedenle de altınımız, dövizimiz, ıncığımız cıncığımız yastık altındadır.
“Kefen parası” diye bir tabir vardır, kursağımızdan artırıp da kuşağımızda sakladığımız. O ki, ölümüzün bile ortada kalacağından korkarız.
Dede, baba ve oğul… Tam üç kuşak! Tam üç kuşaktır, ulu orta, aleni ve de alenen dolandırıldık! Gerisi hikâye.
Bak azizim, sen küçük tasarruf sahibisin! Dişinden tırnağından, içtiğin sudan, yediğin ekmekten artırarak tasarruf ediyorsun, edebiliyorsan tabi. Şayet bir yatırım enstrümanı piyasa faiz hadlerinin üstünde, çok üstünde bir getiri vadediyorsa ve de bunu gümbür gümbür ilan ediyorsa, finalde tokatlamacaksın demektir. En az üç kuşak buna şahit, örnek ve ibretlik hikâyedir.
Sen yine de yastık altına güven, kuşağına sağlam dur! Keza her devir gibi bu devir de kötü, kolla…












