Berber Amca

Bolaman İlkokulunda bazı öğrencilerin başında saçkıran görüldüğünden okulda uzun saça izin yoktu. Annem Şerefnur Hanım saç tıraşında hijyene çok önem verir herkese kullanılan berber aletlerinden hastalık geçebilir derdi.
Bizim berberimiz temizliğine güvendiğimiz ve çok seçtiğimiz berber Mehmet Karabacaktı. Kardeşim Mahmut’la birlikte traş olmak için Fatsa’ya gidişimiz her nasılsa ya bulutlu soğuk ya da kıble esen havada toz toprak uçuşan sevimsiz günlere rastlardı.
Annemin titizliğini bilen berber Mehmet Karabacak bizim traşımıza özen gösterir sabun kokulu temiz havlular çıkarır, makası tarağı traş makinasını alkolle siler mikroptan arındırırdı. Pırıltılı tıraş aletleri çocuklara birer tıbbi cihaz gibi görünür sanki cerrahi işlem görecekmiş gibi bir ürküntü verirdi.

Küçük çocuklar için berber koltuğunun iki kolu arasına tahta uzatılarak yükseltilen oturma yeri güvenli değildi tutunacak yeri yoktu. Berber amca bizi kollarımızın altından tutarak havaya kaldırır yükseltilen tahtaya oturtur kar beyazı büyük tıraş örtüsünü havada çevirip açarak çocuğun boynuna kavuşturur çocuk yelken gibi açılan büyük beyaz örtünün altında kaybolurdu. İki ucu çengelli iğneyle birleşen tıraş örtüsünden kurtuluş yoktur. Vücudunda bir yer kaşınsa alnına sinek konsa elini örtünün altından çıkarıp sineği kovma kaşınan yeri kaşıma şansın yoktur!
Saçı kesilecek çocuk uslu durmalı, berber amcanın başına verdiği son şekli bozmadan hareketsiz kalmalıdır yoksa kesilen saçın geometrisi şaşar bir yanı bir yanını tutmaz en iyisi berberin dediğini yapmak onun istediği şekilde put gibi durmaktır. Başlangıçta çok sıkıcı ve uzun gelen bu duruş berber Mehmet amcanın anlattığı meraklı hikâyelerle bir masal babasını dinliyormuş gibi hoş bir zamana dönüşür çocuk anlatılan öykü bitmesin sürsün isterdi. Berber Mehmet amca radyo tiyatrosu oynar gibi ses tonunu ayarlayarak kâh sessiz aralarla kâh heyecanlı vurgularla yükselen ses tonuyla çocukları adeta hipnotize eder hareketsiz tutardı (!). Kemik rengi ince berber tarağı ve solingen çelik makasla kesilen saçların çoğu yere düşer bir kısmı traş örtüsünde kalırdı. O yıllarda çocuk saçlarında alnı yarı yarıya örten düz kesimli perçem modası vardı sıra ense tıraşına gelince çocuğun keyfi kaçardı.
Ense tıraşında iki yanından sıkarak çalışan (elektriksiz manuel) Zaza traş makinası klik klik klik klik ses çıkararak ensede gezinir sarı ayva tüylerini alır ama bu basit aygıt bazan tende mevcut görünür görünmez ince minik benleri kıstırarak çocukların canını acıtırdı. Çocuğun yüzündeki ifadeden acıyı fark eden berber amca acıyan yeri talk pudrası sürerek iyileştirirdi.
Talk pudrasına batırılmış pamuğun enseye dokunuşu tenine bir melek eli deymiş gibi iyi gelirdi. Son olarak saçlar suyla karışık hafifletilmiş limon kolonyasıyla ıslatılarak taranır başın arkası ayna tutularak küçük müşteriye gösterilirdi. Traş bitince çocuğun üstü başı fırçalanır dükkândan çıkmadan önce ayaklarının ucunda yükselerek boyu yettiği kadar aynaya bakardı. Çocuk dükkândan dışarı çıkar çıkmaz başında bir serinlik hisseder saç tıraşının ilk belirtisi başın serinlemesi ensenin üşümesidir buna karşı yanında taşıdığı boyun atkısını sarınır.
Berberden çıkan çocuk bir an önce Kale’ye dönmek ister. Traş sırasında pamuk tampon konmasına rağmen iç fanilasının yakasından içeri saç kılları kaçmıştır. Kaçan kıllar tenine batışır gıdıklanır. Çocuk Kale’ye gidecek ilk vasıtaya yetişmek için sabırsızlanır artık o gün kısmetinde ne varsa minibüs kamyon cip veya iskeleden kalkan bir motor cankurtaran gibi sevindirir.
Fatsa’dan Kale’ye yuvaya dönüş her zaman güzeldir ama traş ertesi telaş başka günlere benzemezdi, bir an önce eve varmalı büyük bakır leğende çimerek berber yoku saç kırıntılarından kurtulmalıydı.












