“Vatandaşa Haciz, Ayrıcalıklı Kesimlere İmkân Düzeni Sürdürülemez”
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 2 gün önce
- 5 dakikada okunur
DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, ekonomik tablo üzerinden sosyal adalet çağrısı yaptı: “Vatandaş sadaka değil, hakkını istiyor.”

Türkiye’de hayat pahalılığı, borç yükü ve gelir kaybı toplumun geniş kesimlerini giderek daha fazla etkilerken, DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan ANGIN, ekonomik sıkıntının artık yalnızca bir “geçim meselesi” olmaktan çıktığını, aynı zamanda adalet, eşitlik, liyakat ve devlet-vatandaş ilişkisi meselesine dönüştüğünü söyledi.
Angın, özellikle Ordu’da emekliden esnafa, fındık üreticisinden işçiye, gençlerden dar gelirli ailelere kadar toplumun farklı kesimlerinin aynı ekonomik baskıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Vatandaş devletten sadaka istemiyor. Vatandaş hakkını, adaleti, eşitliği, emeğinin karşılığını ve insanca yaşamayı istiyor” dedi.
“ORDU’DA HAYAT PAHALILIĞI SADECE MUTFAĞI DEĞİL, GELECEĞİ DE SIKIŞTIRIYOR”
Ordu’nun ekonomik yapısının Türkiye’nin genel tablosundan ayrı düşünülemeyeceğini ifade eden Angın, kentin kendine özgü sorunlarının ekonomik sıkışmayı daha da ağırlaştırdığını söyledi.
Ordu’da;
Emeklinin maaşı kira ve temel ihtiyaçlar karşısında eriyor,
Esnaf artan kira, vergi, prim ve işletme maliyetleri altında eziliyor,
Fındık üreticisi yıl boyunca yaptığı emeğin karşılığını öngöremiyor,
Küçük üretici artan girdi maliyetleriyle mücadele ediyor,
Gençler eğitim ve istihdam imkânları nedeniyle Ordu’dan ayrılmak zorunda kalıyor,
Dar gelirli aileler çocuklarının eğitim ve barınma giderlerini karşılamakta zorlanıyor.
Angın, özellikle fındık üreticisinin yaşadığı gelir belirsizliğinin Ordu ekonomisinin tamamını etkilediğine dikkat çekti:
“Ordu’da fındık yalnızca bir tarım ürünü değildir. Fındık; üreticinin geliri, esnafın cirosu, çocuğun eğitim masrafı, evin mutfağı ve ilçelerin ekonomik hareketliliğidir. Üretici kazanamıyorsa Ordu’nun ekonomisi de kazanamıyor demektir.”
DEVA Partisi’nin Tarım Eylem Planı yaklaşımının da burada önem kazandığını belirten Angın, üreticinin yalnızca hasat döneminde değil, üretimden pazarlamaya kadar bütün süreçte korunması gerektiğini söyledi.
“İŞÇİYE HACİZ, EMEKLİYE HACİZ, ESNAFA BORÇ; PEKİ HESAP VEREBİLİRLİK NEREDE?”
Ayhan Angın, vatandaşın borcunu ödemediğinde karşılaştığı yaptırımların oldukça güçlü olduğunu belirterek, asıl meselenin devletin alacağını tahsil etmesi değil, aynı hesap verebilirlik ilkesinin kamu yönetiminde de işletilmesi olduğunu söyledi.
“Vatandaşın banka hesabına, maaşına, malına haciz gelebiliyor. Vergisini zamanında ödemeyen esnaf ciddi yaptırımlarla karşılaşabiliyor. Peki kamu kaynaklarının kullanımı konusunda vatandaş aynı şekilde soru sorabiliyor mu? Kamu harcamalarının her kuruşunun hesabı yeterince açık mı?”
Angın’a göre vatandaşın itirazı devletin güçlü olmasına değil, devlet gücünün adil, eşit ve hukuka uygun kullanılmasına yönelik.
“Devlet güçlü olacaksa vatandaşa karşı değil, vatandaş için güçlü olmalıdır.”
ORDU İÇİN “SOSYAL DEVLET MODELİ”
Angın, DEVA Partisi’nin sosyal politika yaklaşımının “yardım dağıtan devlet” anlayışından farklı olduğunu vurguladı.
DEVA Partisi’nin Sosyal Politikalar Eylem Planı; sosyal yardımdan sosyal hizmetlere, çalışma hayatından sosyal güvenliğe, emeklilerden engelli vatandaşlara kadar geniş bir alanı kapsıyor. Güncel planın temel hedeflerinden biri, yoksulluk içindeki hanelere asgari gelir desteği sağlayarak sosyal devlet mekanizmasını daha öngörülebilir ve hak temelli hale getirmek.
Angın, bu yaklaşımın Ordu’da somutlaştırılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Ordu Sosyal Politika Modeli”
1. Emekliye insanca yaşam desteği
Emeklinin gelirinin kira, gıda, enerji ve sağlık giderleri karşısında erimesini önleyecek sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli.
2. Dar gelirli ailelere hak temelli destek
Sosyal yardım, kişiye veya siyasi tercihe bağlı bir lütuf olmaktan çıkarılmalı; objektif kriterlere bağlanmalı.
3. Gençlerin Ordu’da kalması sağlanmalı
Eğitim, mesleki beceri, girişimcilik ve istihdam politikaları birlikte uygulanmalı. DEVA’nın Gençlik Eylem Planı da eğitim, barınma ve gençlerin ekonomik hayata katılımını temel başlıklar arasında ele alıyor.
4. Esnaf yalnız bırakılmamalı
Küçük işletmeler için öngörülebilir vergi, prim ve finansman politikaları oluşturulmalı.
5. Fındık üreticisi korunmalı
Üretim maliyeti, verimlilik, kalite, depolama, pazarlama ve ihracat birlikte ele alınmalı. Üretici her yıl “fiyat ne olacak?” belirsizliğiyle karşı karşıya bırakılmamalı.
6. Kadınların ekonomik hayata katılımı artırılmalı
Kadın istihdamını ve girişimciliğini destekleyen yerel programlar geliştirilerek aile gelirleri güçlendirilmeli.
7. Sosyal konut ve barınma politikası geliştirilmeli
Özellikle gençler, yeni evlenenler ve dar gelirli aileler için erişilebilir konut seçenekleri oluşturulmalı.
DEVA’nın Yerel Yönetimler ve Şehircilik yaklaşımında da dar gelirliler için uygun koşullu sosyal konut ve kiralama politikaları öne çıkıyor.
“SOSYAL YARDIM DEĞİL, SOSYAL ADALET!”
Angın, sosyal devlet anlayışının vatandaşın sürekli yardım beklediği bir sisteme dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi.
“İnsanları yoksulluktan kurtarmanın yolu sürekli yardım dağıtmak değil; insanlara düzenli gelir, nitelikli eğitim, istihdam, üretim imkânı ve güvenli bir gelecek sağlamaktır.”
DEVA Partisi’nin sosyal politika yaklaşımının da temel farkının burada olduğunu belirten Angın, “yardım eden değil, yardımcı olan devlet” anlayışını savunduklarını ifade etti. DEVA’nın sosyal politika belgelerinde de sosyal yardımdan sosyal hizmete geçiş ve yoksulluğu kalıcı biçimde azaltma hedefi açıkça ortaya konuyor.
“ORDU’NUN GENÇLERİNİ KAYBEDERSEK, GELECEĞİNİ DE KAYBEDERİZ”
Ordu açısından en önemli sosyal sorunlardan birinin de gençlerin şehirden ayrılması olduğunu belirten Angın, ekonomik politikaların yalnızca bugünkü gelir seviyesine değil, geleceğin insan kaynağına da odaklanması gerektiğini söyledi.
“Bir gencimiz üniversite için Ordu’dan ayrılıyor ve geri dönmüyorsa, mesele sadece bir kişinin başka bir şehirde yaşaması değildir. Ordu bir mühendis, öğretmen, sağlık çalışanı, girişimci, esnaf veya akademisyen kaybediyor demektir.”
Bu nedenle Ordu’da gençlere yönelik mesleki eğitim + girişimcilik + istihdam + konut + sosyal yaşam bütünlüğünün oluşturulması gerektiğini belirten Angın, gençlerin sadece “iş arayan” değil, üreten ve kendi işini kurabilen bireyler haline getirilmesini savundu.
“VATANDAŞIN VERDİĞİ VERGİ KADAR, DEVLETİN VERDİĞİ HESAP DA ÖNEMLİDİR”
Ayhan Angın, ekonomik sorunların kalıcı çözümünün yalnızca maaş artırmak veya dönemsel destek vermek olmadığını ifade ederek, DEVA Partisi’nin ekonomi, hukuk, sosyal politika ve yerel yönetim yaklaşımının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Adil vergi sistemi olmadan sosyal adalet olmaz. Şeffaf kamu harcaması olmadan güven olmaz. Liyakat olmadan güçlü devlet olmaz. Hukuk olmadan yatırım ve üretim olmaz.”
Angın, bu nedenle Ordu’nun sorunlarının da tek tek değil, bütüncül bir kalkınma programı içinde ele alınması gerektiğini belirtti.
DEVA Partisi, bu başlıkların her biri için farklı alanlarda eylem planları yayımlamış durumda; resmi parti sitesinde ekonomi, sosyal politikalar, tarım, yerel yönetimler ve şehircilik, gençlik, sağlık ve çevre gibi alanlarda eylem planları yer alıyor.
“TÜRKİYE’NİN DE ORDU’NUN DA İHTİYACI AYRICALIK DEĞİL, ADALETTİR!”
DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan ANGIN, açıklamasının sonunda ekonomik mücadelenin herhangi bir siyasi kesimin değil, toplumun tamamının meselesi olduğunu vurguladı.
“Bu mesele işçinin meselesidir. Emeklinin meselesidir. Esnafın meselesidir. Fındık üreticisinin meselesidir. Gencin meselesidir. Çocuğunun geleceğini düşünen annenin ve babanın meselesidir.”
Angın, Türkiye'nin vatandaşına sürekli yeni yükler getiren değil, vatandaşın yükünü azaltan bir devlet anlayışına ihtiyacı olduğunu söyledi.
“Vatandaş devletten sadaka istemiyor. Hakkını istiyor. Adalet istiyor. Eşitlik istiyor. Şeffaflık istiyor. Liyakat istiyor. Çocuğunun geleceğine güvenmek istiyor.”
Ordu açısından bunun karşılığının üreticinin kazanması, esnafın ayakta kalması, emeklinin insanca yaşaması, gençlerin şehirden göç etmek zorunda kalmaması ve dar gelirli ailelerin sosyal devlet tarafından güvence altına alınması olduğunu belirten Angın şöyle devam etti:
“Bizim hedefimiz insanları yardıma muhtaç bırakmak değil, yoksulluğu azaltan ve insanlara kendi ayakları üzerinde durabilecekleri imkânları sağlayan bir sosyal devlet kurmaktır.”
Ve son mesajını net biçimde verdi:
“İşçiye haciz, emekliye haciz, ev geçindirene haciz; buna karşılık ayrıcalık, kayırmacılık ve hesap vermeyen kamu düzeni kabul edilemez. Devlet vatandaşından ‘öde’ diyorsa vatandaş da devlete ‘hesap ver’ diyebilmelidir. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla ayrıcalık değil, daha fazla adalettir. Ordu’nun ihtiyacı da günü kurtaran söylemler değil; üretimi, istihdamı, sosyal adaleti ve gençlerin geleceğini güvence altına alan uygulanabilir bir kalkınma programıdır. Adil, güçlü ve zengin bir Türkiye mümkündür. Bunun yolu hukuktan, liyakatten, üretimden, şeffaflıktan ve gerçek bir sosyal devlet anlayışından geçmektedir.”











