Tabiat Bilgisi Dersi
- Osman Kademoğlu

- 6 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Hava yağdı yağacaktı kuzeyden Ukrayna ovalarından kopup gelen bulutlar Karadeniz’i aşmış Akise Alahman Kömürlük dağlarına takılmış güpe gündüz kararan havada ışık azalmıştı. O gün Bolaman merkez ilkokulu’nda tabiat bilgisi dersinde kanatlı kümes hayvanları konusunu işleyecek olan öğretmen Mehmet Şen bu amaçla sınıfa bir ördek getirdi. Kaleli çocuklar denizde sokaklarda çeşme ayağında dolaşan ördeklerle oldum olası yakın arkadaştı ördeklere ekmek atar, oyun oynar, kovalar, bazan da ördekler çocukları kovalardı.
Keşke hayatını huyunu bildiğimiz ördek yerine öğretmenimiz başka bir cins mesela bir tilki bir sansar bir kurt bir kartal hatta mümkün olsa da okula bir aslan getirseydi diye içimden geçti (!) Tabii okula aslan getirmek olacak iş değildi. Ülkemizde Toros dağlarında, Sivas ormanlarında aslan yaşadığına dair masallar anlatılırdı, ayrıca Hitit kabartmalarında da aslan motifleri vardı ama işin aslı o yıllarda Türkiye’de aslan görmek aslanın ağzındaydı. Aslan görmek için ya Ankara’da hayvanat bahçesine ya da Fatsa’da yazlık sinemada oynayan Tarzan filimlerine gitmek gerekirdi. Berlin Panteri lâkaplı milli kaleci Galatasaraylı Turgay Şeren’i saymıyorum bile çünkü aslan ve panter iki ayrı türdü !).
Sınıfa ördek getireceğini bir gün önceden duyuran öğretmenimiz ilkokulda ilk olarak yapılacak canlı tabiat bilgisi dersine sakın geç kalmayın diye öğrencilere tenbih etmişti. Ders başladıktan yarım saat geçmişken kapı tıklandı. Gelen sınıf arkadaşımız Laleli’den Hikmet (Demirbaş?)tı. Baba evinde her sabah ateş yakmak Hikmetin göreviydi. Ocak başında yüzükoyun yere eğilerek akşamdan kalan yarı sönmüş közleri üfleye üfleye canlandırır uyanan cılız alevlere çalı çırpı ve bir kaç parça odun attıktan sonra okula giderdi. Ateşi üflerken ocaktan kalkan uçuşan küller çocuğun saçına başına ve eynindeki gocuğun göğsüne yakasına yapışıp kalır, külleri silkmeden çırpmadan koşarak soluk soluğa okula gelen Hikmet’in göğsü ve yakası hep küllü olurdu. Bu nedenle çocukların küllük kedisi dediği Hikmet o gün yine okula geç kalmıştı kapıda dikilip duruyor başı öne eğik yere bakıyordu.
Öğretmen içeri gir dedi. Hikmet’in duruşunda bir tuhaflık vardı, eynindeki gocuğun göğsü epeyce şişkindi, çocuk şişkinliği saklamak için biraz öne eğik duruyordu. Mehmet Şen öğretmen - Oğlum korkma dik dur! Söyle bakalım niçin geç kaldın? Diye sordu. Hikmet yanıt vermiyor suçlu suçlu yere bakıyordu. Mehmet Şen öğretmenin çocukları incitecek canını acıtacak bir ceza uyguladığını gören olmamıştı olsa olsa kulak çeker, cetvelle avucuna vurur olmadı kolundan tutup sarsardı vereceği en ağır ceza işte hepsi o kadardı. Sorusuna yanıt alamayınca aynen öyle yaptı. Öğretmen sarsaladıkça çocuğun sırtındakii gocuğun iç cebinden tombul yassı dere balıkları pat pat dökülmeye başladı bir sofralık taze balık ortalığa saçıldı, öğrencileri bir gülme krizi tuttu ördek yutkunarak balıklara bakıyordu.

Meğer Hikmet derede gözeye olta atmış tuttuğu balıkları ceketin iç cebindeki kalem minkale ve silginin yanına katmıştı! Bu olay okulda gülmece konusu oldu ama aslında küllük kedisi Hikmet’in gözede balık tutması tabiat bilgisi dersine çok da aykırı bir iş değildi.
Sınıfta karatahtanın önünde gezinen ördek alışık olmadığı meraklı bakışlar ve gördüğü büyük ilgi karşısında şaşırıp kaldı heyecandan olsa gerek olduğu yere pisleyiverdi! Öğretmen ördeklerin bu konuda kediler kadar özenli ve titiz olmadığını sıkışınca yer ayırd etmeden rahatladığını bu nedenle evde değil ama kümeste yaşadığı yorumunu yaptı. Öğretmenimiz civcivlerin yumurtadan nasıl çıktığını, ördeğin perdeli ayaklarını, kanat ve kuyruklarını, bedenindeki yağ tabaakasını anlatırken dışarda hava kararmış, gök ve deniz birleşmiş ufuk kaybolmuş fırtına gelip çatmıştı. Rüzgâr sert esiyor, yağmur boşanıyor, şimşek çakıyor, gök gürlüyordu.
Öğrenciler konuk ördeği unuttu pencereden kararan havaya çakan şimşeklere düşen yıldırımlara bakıyor gökten kazan dolusu sular akıyordu, ilkokulun camları çoktandır hiç böyle yıkanmamıştı. Gittikçe artan şimşek yıldırım ve ardından patlayan GÖK GÜRLEMESİ çocukları korkuttu, sıra kenarlarına kilitlenen eller sıkıldı, benizler soldu, saçlar diken diken oldu.
Tam o sırada HİPER VOLTAJ LI (binlerce volt yüksek gerilimli) bir elektrik şeraresi havada önce HALKA HALKA NOKTA NOKTA şekiller ve sonra dev bir ZİGZAG çizerek denize indi. Şerarenin kalınlığı eni boyu ve ışıması dehşetti. Gökten akan yıldırımla birlikte anlık göz kamaştıran bir çelik ışık yandı bulutlar deniz ve toprak aydınlandı! Ardından tavanı pencereleri ve tüm okul binasını sallayan büyük GÖK YARILMASI dehşetengiz bir ÇATIRTI koptu sanki binlerce ağaç birden dev bir baltayla vurulup kırılıyordu kulaklar bir an için sağır oldu. Gözleri yakan çelik ışıktan korunma insiyakıyla aynı derslikte ders gören dördüncü ve beşinci sınıfların tüm mevcudu 45 öğrenci oturdukları sıralara yüzükoyun kapaklandı. Yaşanan korku dehşet geçene ve peşpeşe çatlayan çatırtılar uzaklaşıp sönümlenene kadar öğrencilerin birçoğu kız ve erkek yüzü sıraya kapanık olarak kaldı.

İtidâlini soğukkanlılığını hiç kaybetmeyen Mehmet Şen öğretmen - Çocuklar geçmiş olsun yıldırım düştü elektrik boşaldı ses yatıştı. Diyerek çocukları teskin etti sıralara kapaklanan çocuklar sararmış benizleri, korkuyla irileşen göz bebekleriyle yüzükoyun yattıkları sıralardan birer ikişer doğruldular. Bazı öğrenciler tutulduğu dehşet selinden hemen ayılamadı. Bir süre okul sıralarında ürkek bakışlar hıçkıran ağlayışlar vardı.
Kanatlı kümes hayvanlarına ayrılan tabiat bilgisi dersi öğretmenimizin de öngöremediği bir hadde gelmiş Bolaman doğası Kaleli çocuklara müfredatta olmayan ve ömür boyu unutulmayacak bir tabiat bilgisi dersi vermişti. O gün kanatlı kümes hayvanlarından çok şimşek yıldırım ve gök gürlemesini yaşayarak öğrendik…
S O N











