MELETİN İŞİ
- Yekta Aydın

- 2 saat önce
- 2 dakikada okunur

Yüz yıllar önce Melet topraklarına yolu düşen Aşık Kerem'in: "Akıl ermez şu Melet ile İskersür'ün işine, Üç ay yazı var onu da al kat kışına" deyimini sanırım duyanlarınız olmuştur.
O zamanlar İskersür denilen Reşadiye, Mesudiyen'in (Hamidiye) bir nahiyesiydi. Bütün bu topraklar Şebinkarahisar'a (Şarkikarahisar) bağlıydı. Koyulhisar, Alucra, Çamoluk gibi diğer vadi ilçelerinin de bağlı olduğu Şebinkarahisar, bir türlü il olamadı. Oysa konum itibarıyla il olmayı en çok hak eden yerleşim birimiydi.
Kuzey Anadolu Çöküntü Hendeğine yerleşen Kelkit Vadisi, bu bölgeye damgasını vurmuştu. Şebinkarahisar; vadi kültürünün, tarihinin ve coğrafyasının merkezini oluşturuyordu. Kimi zaman Trabzon, Erzurum, Erzincan'a, kimi zaman da Sivas, Amasya ve Tokat'a bağlanıyor ancak bir türlü il olamıyordu. Şimdi ise henüz 1923 yılında il olan Giresun'a bağlıdır.
Halbuki tarih boyunca batıdan doğuya ya da doğudan batıya yapılan çoğu seferler Kelkit Vadisi üzerinden yapılıyordu. Konaklama yeri olarak da Şebinkarahisar toprakları seçiliyordu.
İkinci Meşrutiyetle birlikte İkinci Abdülhamit tahttan indirilip Sultan Reşat tahta geçirildi. Bunun üzerine Hamidiye, Mesudiye adını aldı. İskersür de Mesudiye'den ayrılıp Tokat'a bağlanarak Reşadiye adını aldı.
Düğünden nişana, cenaze törenlerinden davetlere, edebiyatından sanatına folklörüne kadar vadi kültürünün özelliklerini taşıyan Mesudiye, 1934 yılında Ordu'ya bağlandı. Ordu, Şebinkarahisar mebusu Yavadılı (Yeşilce) Mustafa Serdaroğlu'nun meclisteki yoğun çabaları sayesinde henüz 1921 yılında il oldu. Ordu ilinin 1950 yılındaki nüfusu ancak 19 000 kişi civarındaydı.
Kıyıya parelel olarak uzanan Karadeniz dağları, iç bölgelerde yaşayan Meletlilerle kıyı bölgelerde yaşayan Ceniklilerin iletişim kurmasını engelliyordu. Sahille iletişim kurulamadığı gibi ulaşım da sağlanamıyordu.
Ancak yüzyıllar boyunca Cenikli Meletli diyalogu sürdü gitti. Bir kaç örnek verecek olursak:
- Cenikli kışın geldiğini sokakta omuzu baltalı bir Meletli görünce anlarmış.
- Ceniklinin akıllısı Meletlinin mısıra geldiğini anlarmış.
- Meletlilerce Ceniklinin Sırtına çise yağmışı makbulmüş. Çünkü varlığı da darlığı da bilir halden anlarmış.
Kırdan kente en fazla göç veren bu bölge insanı, yüz kilometre uzaklıktaki Ordu'ya gitmek yerine bin kilometre uzaklıktaki İstanbul'u tercih ediyordu.
İnsanların yerlerini yurtlarını terketmeleri elbetteki keyiflerinden değildi. Zorunluluktan, çaresizlikten kaynaklanıyordu. Adeta bu bölgeden kaçan kurtuluyordu. Çünkü artık bu topraklar, artan nüfusu besleyemiyordu. İklim koşullarının olumsuzluğunu da katarsanız Meletlinin çaresizliğini varın siz düşünün.
Sivrisinek kaynaklı sıtma hastalığı tehlikesinden dolayı insanlar, yaşam için sahilden uzak yüksek yerleri tercih ediyorlardı. Bu durumun sonucu olarak da Karadeniz bölgesinde yaylacılık önem kazanıyordu.
Ancak son yıllarda alternatif yolların yapılması, ulaşımın ve iletişimin kolaylaşması ile insanların tercihleri değişti. Yurt dışından ve İstanbul, Ankara gibi mega kentlerden dönen Meletliler, Ordu'dan ev alarak sahile yerleşmeye başladılar.
Vadi kültürünün sahile yansımasını sağlayan Meletliler, aynı zamanda da Karadeniz kültürüne adapte olmaya başladılar. Yazın yaylalarda serinlerken kışın da sahile inerek soğuktan korunmak için önlem aldılar.
Ben halen yazları Yeşilce'de kışları da İstanbul'da yaşam sürdürüyorum. Geçenlerde Yeşilce'deki ofisimde Vadi Kültürüne oldukça önemli katkıları olan Nurettin Bay'ın ziyaretime gelmesinden büyük bir mutluluk duydum. Konuştuk oradan buradan. Kendisine kitaplarımı hediye ettim.
Nurettin Bay'ı yolcu ettikten sonra aklıma bunlar geldi. Nurettin Bay'a anlamlı ziyareti için teşekkür ediyor, sanat yaşamındaki başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.











