top of page

“Bahçenin Sahibi Biz Değiliz, Ferrero!”

CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, fındık piyasası üzerinden hükümet, TMO, FİSKOBİRLİK ve Ferrero’ya sert eleştiriler yöneltti.

CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, CHP Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada fındık piyasasındaki fiyatlardan TMO’nun alım kriterlerine, FİSKOBİRLİK’in tutumundan üretim maliyetlerine kadar birçok başlıkta sert mesajlar verdi.

Fındıkta üreticinin karşı karşıya kaldığı tabloyu “talan düzeni” ve “organize soygun” sözleriyle nitelendiren Adıgüzel, Ferrero ve Türkiye’deki paydaşlarının piyasadaki etkisini eleştirirken hükümeti de yaşananları seyretmekle suçladı.

“400 bin fındık üreticisi göz göre göre soyuluyor”

Fındık piyasasında az sayıdaki aktörün yüz binlerce üretici üzerinde etkili olduğunu savunan Adıgüzel, şunları söyledi:

“Fındıkta bir talan düzeni, organize bir soygun devletin göz önünde devam ediyor. Fındıktaki F tipi yapı Ferrero ve Türkiye'deki paydaşları tamamı 15-20 kişilik bir çete 400 bin fındık üreticisini ve Türkiye'yi göz göre göre soyuyor, hükümet de seyrediyor, siyaset de seyrediyor.”

“Taban fiyatın altından fındık alınıp satılırken hükümet seyreder mi?”

2026 sezonu için açıklanan 250 liralık fiyatı yetersiz bulan Adıgüzel, piyasanın bu rakamın da altında oluşmasına tepki gösterdi.

“Maalesef yetersiz bir taban fiyat 250 lira açıklandı, onun da aşağısından piyasa şekilleniyor. Taban fiyat demek en dip fiyat demektir. Bir ülkede taban fiyatın altından fındık alınıp satılıp da hükümet seyreder mi?”

İktidar siyasetçilerinin fiyat açıklanmadan önceki söylemlerini de eleştiren Adıgüzel, “Maalesef iktidar siyasetçileri geldiler, fiyat açıklanmadan önce 2002'de fındık 95 cent dediler, pasa attılar, gittiler. Bugün hiçbirinin sesi çıkmıyor” dedi.

FİSKOBİRLİK ve Lütfi Bayraktar’a sert sözler

Adıgüzel’in eleştirilerinin hedefinde FİSKOBİRLİK de vardı. “Fiskobirlik sesini duyan var mı?” diye soran Adıgüzel, kurumun başındaki AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar hakkında da sert ifadeler kullandı:

“Başında Sakarya milletvekili Lütfü Bayraktar var. Nam-ı diğer yüzde 10 Lütfü. Yüzde 10 Lütfü'nün derdi fındık üreticisinin yüzde kaç alacağı değil ki, kendisinin yüzde kaç alacağı. Fındık üreticisi ay sonunu nasıl getirmiş derdi o değil ki, kendisinin aylık kazancı bütün gündemi. Hani diyor ya milletvekilinin maaşı yetmiyor, onun peşinde geziyor.”

TMO, FİSKOBİRLİK ve hükümetin mevcut politikalarını eleştiren Adıgüzel, “Böyle bir ortamda TMO'nun ne yaptığı ortada, Fiskobirlik ne yapmadığı ortada, hükümetin ne yaptığı ortada; işte bir soygun düzeni, bir talan düzeni devam ediyor” ifadelerini kullandı.

TMO’nun kota ve kriterlerine itiraz etti

Adıgüzel, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fındık alımlarında uyguladığı kota ve kriterlere de tepki gösterdi.

“TMO üreticiye kota koyuyor, kriter koyuyor. Neymiş efendim? 80 kilo, 90 kilo, 100 kilonun üstünde almazmış. İyi üretim yapmış üretici, niye cezalandırıyorsun?” diye soran Adıgüzel, kayıtlı olmayan arazilerde üretilen fındığın alınmamasını da eleştirdi.

Adıgüzel, “Veya 2B arazisi, kayıtlı arazi değil, bunun fındığını almıyorsun. Yine bir takım kriterler geliştiriyorsun” dedi.

Nem oranında yapılan değişikliğe de değinen Adıgüzel, “İşte nem oranını bir puan arttırmış ama bunun karşılığında fiyatta yüzde bir kırım yapıyor” sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi.

“TMO iki yıl önceki fındığı satıyor, üreticinin geçen yılki fındığını neden almıyor?”

TMO’nun önceki yıldan kalan ürünlere ilişkin alım politikasını da gündeme getiren CHP’li Adıgüzel, kurumun geçmiş yıllara ait stoklarını piyasaya sunarken üreticinin elinde kalan ürünü kabul etmemesini eleştirdi.

“Efendim geçen yılın fındığını getirme. Niyeymiş? Sen TMO, iki yıl önceki fındığı piyasaya satıyorsun da, milletin üstünden kar yapıyorsun da, üretici geçen yılın fındığını getirmiş, niye almıyorsun?”

Geçen sezon üreticilerin fındığı ellerinde tutarak piyasanın şekillenmesine karşı ortak tavır gösterdiğini ifade eden Adıgüzel, bunun desteklenmesi gerektiğini savundu:

“Geçen yıl hep beraber bir birliktelik yaptılar. Fındığı ellerinde tuttular piyasayı şekillendirmek için. Türkiye kar yapsın diye. Bunu teşvik edecek yerde, şimdi o Ferrero'yla bir olmuş üreticiyi cezalandırmaya kalkıyorsun.”

Adıgüzel, “Bu kadar işbirlikçinin, bu kadar oyuncunun bir arada olduğu, hepsinin üretici aleyhine çalıştığı bir ortamda fındıkçı kar edebilir mi? Maalesef edemez. Fakat biz fındıkçının, üreticinin yanında durmaya devam edeceğiz” dedi.

“Bahçe fiyatını neden maliyet hesabına koymuyorsunuz?”

Fındıkta maliyet hesaplarının da gerçeği tam olarak yansıtmadığını savunan Adıgüzel, üreticinin sahip olduğu bahçenin ekonomik değerinin hesaplamaya dahil edilmesini istedi.

“Ama hesapları yapılırken doğru hesap edin. Bahçe fiyatını, bahçe kirasını maliyet hesabına koymuyorsunuz. Adamın bahçesi var. Bu hiç hesaba katılmıyor. Mesela onu gitse, kiraya verse, para kazanacak. Niye maliyet hesabına, bahçe hesabını koymuyorsunuz?”

Ordu ve Giresun için eğimli arazi desteği istedi

Adıgüzel, fındık üretiminin zor coğrafi koşullarda gerçekleştirildiği bölgeler için ilave destek talebini de yineledi.

Eğimli arazilerde verimin düşerken üretim maliyetinin yükseldiğini söyleyen Adıgüzel, “Mesela eğimli arazide, yüzde altın üzerindeki eğimli arazide ilave destek bekliyoruz. Çünkü üretim daha az oluyor. Daha zor koşullarda maliyet yükseliyor” dedi.

Bu nedenle Ordu, Giresun, Trabzon ve Samsun’un doğu bölümündeki yüzde 6’dan daha eğimli araziler için ilave destek istediklerini belirten Adıgüzel, “İlave destek talep ediyoruz. Bunu dinlemiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“Kendi bahçemizde ırgatlık yapıyoruz”

Üreticinin mevcut fiyatlarla ancak hasadı kendi yaptığı takdirde para kazanabildiğini savunan Adıgüzel, konuşmasının en dikkat çekici çıkışlarından birini bu noktada yaptı:

“Bahçelerde biz sadece fındığı kendimiz toplarsak ancak kar edebiliyoruz. Yani kendi bahçemizde ırgatlık yapıyoruz. Bahçenin sahibi biz değiliz ki. Bahçenin sahibi Ferrero. Biz ona çalışıyoruz.”

Hükümetin yaşananlara müdahale etmediğini ileri süren Adıgüzel, “İşte hükümet de seyretmeye devam ediyor. Hükümet kapsama alanı dışında. Türkiye en büyük soygunu yaşıyor. Fındıkta yüzyıllık soygunu yaşıyor. Ve fındık üreticisi tarihin en büyük zulmünü yaşıyor” diye konuştu.

“Millet de sizi kaydediyor”

Fındık üreticisinin yaşadıklarının siyasi sonuçlarının olacağını savunan Adıgüzel, iktidara sandığı işaret ederek seslendi:

“Hükümet kapsama alanı dışında. Ama siz seyrediyorsunuz da millet bunu kayıt altına almıyor mu zannediyorsunuz? Millet de sizi kaydediyor. O sandık gelip hesap günü gelince bunun hesabını size toplu bir şekilde kesecek. Hiç endişelenmeyin.”

“Bölge yangın yeri, ateşle oynuyorsunuz”

Adıgüzel, açıklamasının sonunda ise ekonomik sıkıntılar nedeniyle fındık üreticisinin sabrının tükendiğini savunarak hükümete uyarıda bulundu.

“Ve bölge yangın yeri. Bölge ateş yeri. Bakın ateşle oynuyorsunuz. İnsanların canına tak etti. İnsanların borçları var. Çocuklarını evlendirecek. Okula gönderecek eğitim masrafları var. Mutfak masrafları var. Artık boğazlarına geldi.”

Yaşananların yalnızca siyasi sonuçlarından endişe etmediğini belirten Adıgüzel, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:

“Siyaseten bunun bir bedeli olabilir. Ama benim endişem bir toplumsal harekete bir öfkeye dönüşmesin. Artık herkes aklını başına alsın. Hükümeti son defa uyarıyorum.”

 
 
  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page