Ahlak ve Vicdan
- EKREM KARADAĞ

- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur

Cumhuriyet tarihinde böylesi ekonomik yıkım ve zulüm yaşanmamıştır. İnsanların bu dünyada yaşayabilmeleri, barınabilmeleri, eğitim alabilmeleri, beslenebilmeleri ve seyahat edebilmeleri için çalışarak üretmek ve ürettiklerini bölüşme biçimi ve faaliyetlerinden doğan ilişkilerin bütününe ekonomi denilmektedir.
Adalet ve eşitlik prensibi esastır…
Ne acıdır ki, son yıllarda emeklilere reva görülen maaş artışı tek bir köpeği doyurmaya yeterli değildir.
Yazık!
Tanrısı ile siyasi liderlerine koşulsuz bağlılık ve teslimiyet insan davranışı sergilenmekte, uygulanan acımasız ekonomi politikalarına karşın uyanmıyorlar.
Bir yandan yandaşlara servet aktarımı gerçekleştirilirken öte yandan devletin hazinesini düşman ganimeti olarak görüyorlar. Emekliler yoksullukla boğuşurken yüksek ve çoklu yerlerden maaş alıyorlar.
Oysa neler söyleyerek iktidar olmuşlardı, partilerinin adını adalet koymuşlar, "Fırat kenarında bir kurt koyunu kapsa korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer’den sorulur cümlelerini aktarıp bizde onun gibi olacağız" şeklinde teminat veriyorlardı.
Yolsuzluk ve hırsızlığın itibar kaybettirdiği günler tarihin sayfalarına gömülmüştür. Zaman değişti yandaş hırsızların rezil olmadığı günlere eriştik, kendi hırsızlıklarını meşrulaştırdılar. Bazıları, Müslümanlık cübbesi giyerek her türlü rezilliği yapıyorlar.
İnsan ve çoluk çocuk hakkı yiyerek ibadet yapıyorlar, bunlar insan olamazlar. Zira insanlar salt kendi çıkarları uğruna güçlerini kullanıyorlar.
Öyleyse sınırsız gücü olan insanları kim denetleyecektir.
Elbette ahlak ve vicdan…
Bir toplumda güven yok olmuş ahlak çökmüşse, umutlar tükenmiş saygı ve sevgi unutulmuş vicdan vücudu terk etmişse insan sanmıştım serzenişleri yükselir. O zaman insanmıyım diye arada bir aynaya bakmak lazım gelir.
Toplumlarda hızlı zenginleşenler daha zeki insanlar değillerdir, tam tersi daha ahlaksız insanlardır…











