19 MAYIS
- Selçuk Şen

- 19 May
- 17 dakikada okunur
Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın 9’uncu Ordu Müfettişliğine Tayin edilmesine kadar Karadeniz’de yaşananlar ve Samsun’a çıkış.

Genel durum: Bulgarların mütareke imzalayarak savaştan çekilmesi, Osmanlı ile müttefiki Almanya arasında irtibatı kesmiş oldu. Müttefiki ile kara yolu irtibatının kesilmesi Osmanlı Hükümetini 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesini imzalayarak teslim olmaya iten süreci başlatmış olacaktı. Osmanlı Devletinin 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesini imzalamasının ardından, yenilgiyi kabul eden Avusturya 3 Kasım’da, Almanya da 11 Kasım’da silâhlarını bırakarak savaşın kaybeden tarafları arasına girdiler. Mondros Mütarekesinin ağır hükümleri Osmanlı asker ve sivil bürokratlarının tahmin edemedikleri bir hızla uygulanmaya başlanılmıştı. Bir anda donanması enterne edilen Osmanlı Devleti; topraklarının işgal edilmeye başlanılmasını, kara ve deniz ordularının terhis edilmesinin yanı sıra İtilaf devletlerinin siyasi ve askeri temsilciliklerinin başkente yerleşerek siyasi, idari ve askeri alanda idareye el koymaya başlamaları ile toprakları üzerindeki hâkimiyetini hemen hemen yitirmiş duruma gelmişti.
Karadeniz’deki durum: Karadeniz’de Osmanlının deniz gücü varlığı tamamen sonlandırılmış ve Karadeniz sularında ticari ve askeri gemi seyirleri Osmanlı Devletinin kontrolü dışına çıkmıştı. Hükümet otoritesinin zayıflığı sonucu Türk kıyı şehir ve kasabaları yağmacı ve eşkıya saldırılarına maruz kalmaktaydı. Karadeniz’deki bir başka tehlike ise Bolşevik devrimi sonrası Çar yanlısı düzensiz, başıbozuk muhalif güçlerdi. General Pyotr Vrangel’e bağlı bu güçler kimi zaman yağma kimi zamanda lojistik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Türk kıyı şehir ve kasabalarına musallat olmaktaydılar. Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Amasya, Tokat ve Çorum başta olmak üzere birçok mıntıkada Rum ve Ermenilerin yanı sıra Müslüman tebaaya da mensup kişilerin teşkil ettiği şaki grupların işledikleri suçlarda her geçen gün artışlar yaşanmaktaydı. Polis teşkilatı mevcudunun yok denecek kadar az olduğu bu mıntıkalarda jandarma birliklerinin personel yetersizliği eşkıyanın takip ve etkisizleştirilmesinde yeterli olmamaktaydı. Yerel hükümetler emrindeki kolluk gücünün yetersizliği karşısında kara ordusuna bağlı nizami kıtaların bölgeye sevki ile çözüm aranılmaktaydı. Bu maksatla alınan tedbirlere birkaç örnek verecek olursak; Samsun ve havalisinde artan asayiş bozukluğu ve eşkıya eylemlerinin önlenmesi maksadıyla 15’inci Fırka ’ya bağlı 45’inci Alayın iki taburu 9’uncu Ordu Kumandanı Şevki Paşanın emriyle, Batum’dan Şile Vapuru ile Samsun’a sevk edilmişti. Alınan bu tedbire rağmen 1919 yılı Ocak ayı başında, Samsun mıntıkasında Rum eşkıya grupları saldırı ve tecavüzlerine devam etmekte, bunun yanı sıra Samsun ve Amasya mıntıkasında zaman zaman Rum eşkıyalar devlet makamlarına sığınıp af dilemekteydiler. Bunların silahlarına el konulmak ve haklarında evrak tanzimine müteakip köylerine gitmeleri şartıyla serbest bırakılmaktan öte işlem yapılamadığı arşiv kaynaklarından ortaya çıkan bir sonuçtur.
Amasya Livası ve bağlı mıntıkalarında artmakta olan soygun, yağma ve haydutluk eylemleri nedeniyle asayişin bozulduğu Dâhiliye Nezareti tarafından Harbiye Nezaretine yazı ile bildirilmişti. Yerel kolluk gücü olan polis ve jandarmanın yetersizliğinden dolayı kara kuvvetleri birliklerinden yardım talep edilmesi üzerine, 29 Ocak 1919 tarihinde Harbiye Nezareti 1.Şb. 663 sayılı ve “Harbiye Nazırı Ömer Yaver” imzalı şifreli telgraf ile 9’uncu Ordu Kumandanlığına (Kars’ta) tedbir alınması yönünde bir emir iletti. Bu emre göre: Asayişin teminine kadar bir müddet Amasya Livası emrinde bulunmak üzere en yakında bulunan bir takip taburunun tahsisi ve Amasya’ya gönderilmesi ve bu hususlar için bundan böyle icap ettikçe bilhassa 182’nci Takip Alayı emrindeki taburların görevlendirilerek Amasya ve Samsun Livaları emrinde istihdam ettirilecekti. Kıyı şeridinde yaşanan olaylara karşı tedbir olarak: Aydın Reis ve Preveze gambotları 26 Nisan 1919 tarihinde İşgal Kuvvetleri Karargâhının onayıyla Karadeniz’de inzibati tedbirler kapsamında görevlendirildi. Ancak kömür yokluğundan dolayı her iki gambottan yeterince istifade edilememekteydi. Büyük çaplı başka bir tedbir olarak, Doğu Karadeniz bölgesinde gelişen şartlar nedeniyle Tortum, Isısu, Zivin, Girekösek bölgesinde konuşlu 3’üncü Kafkas Fırkasının sorumluluk mıntıka sahası 16 Mayıs 1919 tarihinde verilen emirle yeniden belirlendi. Buna göre: Tortum’da bulunan 8’inci Alay Gümüşhane’ye, 11’inci Alay Hopa’ya, Zivin bölgesinde bulunan 7’nci Alay ise Trabzon’a nakledilmişti.
Mütarekenin imzalanmasını ardından Rumlar arasında siyasi oluşumlar baş göstermiş, “Pontus Rum Devleti” hayallerini açıkça gündeme almaya başlamışlardı. Bu durumla alakalı olarak arşivlerden ve akademik yayınlardan elde edilen birkaç tespiti konunun anlaşılasına katkı sağlaması açısında nakletmek isterim: Giresun Eski Belediye Başkanlarından Kaptan Yorgi Paşa’nın oğlu olan Konstantin Konstantinides, Marsilya’da yaşamakta olduğu yaklaşık otuz beş yıl boyunca Trabzon ve yakın ahalisi ile bağlantılı ticari faaliyetle uğraşmaktaydı. Yıllarca Pontus Cumhuriyeti hayalleri ile yaşayan mezkûr kişi, 4 Şubat 1918 tarihinde Marsilya’da ilk kez Pontus Kongresi’ni toplamayı başarmıştı. Özellikle Akdeniz’e kıyısı olan topraklarda yaşayan Rumların bu kongreye katılımı sağlanmıştı. Mütareke sonrasında siyasi faaliyetlerine hız kazandıran Konstantinides, Atina’da mevcut Pontuslular Komitesi’ne göndermiş olduğu 28 Ocak 1919 tarihli mektubuyla Yunan Hükümeti’ni Pontus meselesine yeterince ilgi göstermemekle suçlamaktaydı.
Karadeniz Bölgesi’nde yerleşik bazı Rumlar 23 Şubat 1919 tarihinde kabul ettikleri ve “Pontus Rum Devleti” kurulması yönündeki isteklerini İngiliz Hükümeti’nin İstanbul’da bulunan Yüksek Komiser ’ine iletmişlerdi. Rumların, Karadeniz Bölgesinde tetiklenen sözde “Pontus Devleti” kurma niyet ve çalışmalarına Yunan ordu mensuplarının da destek sağlayabilecekleri bilinmekteydi. Bölgede oluşturulan istihbarat ağı ile elde edilen tespite göre, 30 Şubat 1919 Görele civarındaki Yoran Köyü dolaylarında Yunan üniforması giymiş birçok kişi görüldüğü bilgisine ulaşıldığı gene arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. Şubat 1919 ayını son haftasında sözde “Pontus Milli Ligası Başkanı” Oecomonos, Yunan Hükümeti’nin Trabzon şehrinin, kurulacak olan Ermeni devletinin Karadeniz’de kıyısı olması maksadıyla Ermenilere vaat etmiş olmasını sert bir dille protesto etmekteydi. 4 Mart 1919 tarihinde İstanbul’da yayınlanmaya başlayan “Pontos” adlı gazete, ilk sayısında Trabzon’da Rum Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamak amacıyla yayın hayatına girdiğini manşetine taşımıştı. Rumların siyasi girişimleri bu yönde devam ettiği dönemde, 8 Mart 1919 tarihinde Fransız Donanmasına ait bir nakliye gemisi ve emniyetini sağlayan Fransız muhribi Zonguldak rıhtımına yanaşarak Zonguldak’a bir tabur asker (Senegalli) çıkardı. Bir gün sonra, 9 Mart 1919 tarihinde ise İngilizler Samsun’a 200 mevcutlu (Hintli) birlik çıkarttılar. İngilizlerin bu çıkartmadan maksatları ”Hristiyan halkın güvenliğini” sağlamaktı. Bölgedeki İngiliz kontrol subaylarına göre “Samsun’daki bütün Müslümanlar ve köylüler silahlandırılmıştı”. Mütarekeden dolayı hayallerine yaklaştığını düşünen Trabzon Rum Metropoliti Hrisantos yakaladığı fırsatı değerlendirmiş ve Paris Barış Konferansı’na katılmak üzere deniz yoluyla İstanbul’a gitmiş ve burada İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe ile görüşmüştür. Metropolit, İstanbul’daki temas ve görüşmelerinin ardından kendisine tahsis edilen Yunan torpidobotu ile 28 Mart 1919 tarihinde İstanbul’dan ayrılarak Yunanistan’a hareket etmiştir. Yaşadığı topraklar üzerinde ayrılıkçı hayalleri olan yalnızca Hrisantos değildi. Samsun Rum Metropoliti Damianos’ta her fırsatta bölgeyi ziyaret eden İngiliz ve ABD’nin kontrol subaylarına, “Pontus Rum Cumhuriyeti'nin Rize ve Trabzon’dan Sinop’a kadar 80-150 millik bir hinterlandı kucaklayarak uzanması gerektiğini” ifade etmekteydi.

İngilizler, Karadeniz Bölgesi genelinde Rumlara açık bir şekilde destek vermeye başlamışlardı. Bununla ilgili olarak bir örneği nakledelim: 10 Nisan 1919 günü İnebolu rıhtımına yanaşan İngiliz muhribini kumandanı karaya çıkarak İnebolu Kaymakam’ı ile görüşmüş, Rum asıllı vatandaşlara birtakım ayrıcalıklar tanınması yönünde kaymakam üzerinde baskı kurmuştur. İngiliz subay, İnebolu’da bazı Rum vatandaşlarla da görüşmeler yaparak cesaretlendirmeye de gayret etmiştir. İngilizlerin desteğini arkalarına alan Yunanlılar, Karadeniz’e zaman kaybetmeksizin açılmışlardı. 27 Nisan 1919 tarihinde evvelce gelen Rum göçmenlerin yerleştirilmesi maksadıyla Trabzon rıhtımına yanaşan Yunan torpidobotundan kıyıya çıkan Yunan askerleri arasından birkaç asker gece saatlerinde alkolü haldeyken şehirde görevli bir erimizin silahını almak istemişlerdi. Silahını teslim etmeyen erimiz, kendisine taarruzda bulunan Yunan askerlerinden birini olay mahallinde öldürmüş, yaşanan olay İtilaf devletlerinin Trabzon’da bulunan görevlileri tarafından önce Trabzon Valisi’ne ardından Erzurum’a gitmek üzere şehirde bulunan 15’inci Kolordu Kumandanı Mirliva Musa Kazım Bey’e de (KARABEKİR) iletilerek; Türk askerinin cezalandırılması ve Yunan askeri için resmi cenaze töreni yapılması istenilmiştir. Ancak Türk tarafınca bu talepler kabul edilmemiştir.
8 Mayıs 1919 tarihinde sabah saatlerinde doktor ve ilaç getirdiği iddia edilen ancak sonradan anlaşıldığı üzere silah ve cephane getiren Yunan Kızılhaç’ına ait bir gemi Giresun rıhtımına yanaşmış ve Giresun Rumları tarafından Yunan bayrağı ile karşılanmıştır. Karşılama merasimine katılanlar arasında Osmanlı’ya sadakat ve bağlılığından ötürü evvelce Padişah’tan nişanla taltif edilen Panayot oğlu Murat ve her ortamda Osmanlıya bağlılığını anlatan söylemlerde bulunan Giresun Metropoliti Lavradiyos Efendi de bulunmaktaydı. Aldıkları destekler Rumları şımarttıkça şımartmıştı. 11 Mayıs 1919 Pazar günü Giresun’daki Rumların yetimhanelerine Yunan Kızılhaç bayrağı çektikleri ve Müslümanların bundan çok rencide olduğu ve yerel yöneticilerin konuyla ilgili hiçbir teşebbüste bulunmadığı 15’inci Fırka Kumandanlığından alınan bilgiye istinaden 3’üncü Kolordu Kumandanlığınca Harbiye Nezaretine bildirilmişti. Giresun’da yaşanan bu girişimin ardından bu kez 18 Mayıs 1919 Pazar günü Rumların Samsun’daki yetimhane binasına Yunan Kızılhaç bayrağı çektikleri, gene 3’üncü Kolordu Kumandanlığınca Harbiye Nezaretine (İSTANBUL) bildirildiği arşiv kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Eşkıya faaliyetleri: Mütarekenin ardından birçok mıntıkada olduğu gibi Karadeniz Bölgesinde de Rum eşkıyanın faaliyetleri artmaktaydı. Evvelce Sohum ve Tuapse gibi Rus kentlerine göç eden Rumlar geri dönmek için türlü metotlara başvurmaktaydılar. Silahlı gruplar halinde Türk köylerine çıkıp eşkıyalık yaparak Müslüman ahaliyi göçe zorlamak bu metotlardan biriydi. 20 Mart 1919 tarihinde Fatsalı Hacı Kirkor oğlu Nikola, Sohum limanından teknesine yüklediği 100 civarı Rum şakiyi 23 Mart 1919 tarihinde Trabzon ve Canik Livası kıyılarına çıkartmıştı. Bu durum Dâhiliye Nezareti’nin 23 Mart 1919 tarih ve Kalem-i Mahsus 4983/379 sayılı telgrafı ile “Dâhiliye Nazırı-Cemal” şifre imzalı olarak, Harbiye Nezaretine bildirilmişti. Dâhiliye Nezaretinin telgrafında yaşanan olaydan şöyle bahsedilmekteydi:
“…Sohum’da bulunan Rumların oluşturdukları komite üyelerinden yüz kadar şahsın Fatsalı Hacı Gorgor oğlu Nikola’nın ve ismi bilinmeyen diğer bir Rum’un motorları ve diğer araçlarla Trabzon ve Samsun sahillerine çıkarak yabancı müdahalesini davet amacıyla düzeni bozmaya karar verdiklerinin Trabzon vilayetinden bildirilmesi üzerine uyanık bulunulması gereği, gerekli makamlara yazıldığı gibi Fatsa Kaymakamlığı’ndan alınan telgrafta da alınmış olan önlemlere rağmen bu motorların taşıdığı şahısların geceleyin gelerek sahile çıkmayı başardıkları ve Çangeriş köyüne yirmiyi aşkın Rum eşkıyanın geldiği ve nereden gittiği anlaşılamadığı, Terme Kaymakamlığı’nın da bildirdiği ifade edilerek her ikisi de mevcut jandarma kuvvetlerinin bu eşkıyayı takip ve bastırmaya gücünün yetersiz kalmasının anlaşılmasıyla birer nizamiye müfrezesinin oluşturulması ve gönderilmesinin önemle 3’ncü Kolordu ve 10’ncu Fırka Kumandanlığına yazıldığı ve askeri kuvvetler yetişinceye kadar eşkıyanın saldırısının önlenmesine çalışıldığı Samsun Mutasarrıflığından alınan telgrafta bildirilmiştir…” denilmekte ve devamında “…eşkıyanın kökünün kurutulması için gerekli kuvvetlerin ayrılması hususunda kumandanlıklara emir verme yetkisinin Harbiye Nezaretine ait olduğu…” dile getirilmekteydi.

Eşkıya devriye görevi ifa eden askerlerimize saldırmakta, yaşanan çatışmalarda kolluk görevlisi askerlerimizden şehit verilmekteydi. Ayrıca devriye görevi ifa ederken kaçırılan erlerimizde olmaktaydı. 15’inci Fırka Kumandanlığından (Samsun) gelen rapora istinaden Üçüncü Kolordu Kumandanlığı Erkan-ı Harp Reisliği 1’inci Şube 2773 sayı numarası ile 14 Mayıs 1919 tarihinde Harbiye Nezaretine çekilen telgraf içeriğindeki bilgiler örnek olması açısından mühimdir. Mezkûr telgrafta yaşanmış bir vakadan şu tespitlerle bahsedilmekteydi: “…25 Nisan 1919 günü Kadamut ile Haydarlı istikametine devriyeye çıkan üç asker dönmemiştir. Kaybolan üç askerle ilgili olarak yapılan soruşturmanın sonucunda, askerlerin o gün koğuşta hasta bulunan arkadaşlarına “Rumlar bizi panayıra davet ettiler. Eğer oraya gidersek size yoğurt getiririz.” diyerek gittikleri ve bir daha dönmedikleri anlaşılmıştır. Tüm bunlar askerlerin Rumlar tarafından şehit edildikleri ihtimalini artırmaktadır. Yine bu bölgede odun kesmeye giden üç askere, ormanda 15 kişilik bir Rum çetesinin “Bir daha buralara gelmeyin, köylüler silahlarınızı alır.” diyerek tehdit etmesi, kaybolan üç askerin şehit edildiğini göstermektedir. Daha önceki raporlarda arz edildiği üzere söz konusu bölgede, erzak alarak tabur merkezine dönen iki askerden biri şehit edilmiş ve devriye gezen diğer biri de ağır şekilde yaralanmıştır. Bölgede, Rumların eşkıyalarla birleşerek yalnız buldukları askerleri birer ikişer şehit etmeleri ve yaralamaları askerlerin moralini bozmaktadır. Bu olayların hemen sonrasında müfrezeler çıkarılmakta ve köyler aranmakta ise de halk hemen köyleri tahliye ederek dağa çıkmaktadır... Eşkıyanın müfrezelerin gelmesiyle veya bir çatışmadan sonra dağlara çıkması engellenmeden, faydalı bir sonuç elde edilemeyeceği arz olunur.”
Diğer taraftan, Dâhiliye Nezaretinin 12 Mayıs 1919 tarih ve 608 sayı numaralı telgrafı ile Harbiye Nezaretine bildirildiğine göre: “…Samsun ve Vezirköprü mıntıkasında bulunan ve mevcudu 3000 civarı olduğu tahmin edilen Rum eşkıyanın Çorum Livasına saldırmasından endişe edildiği, muhtemel saldırının yerel kolluk tarafından bertaraf edilemeyeceği, eşkıyanın kökünün kurutulamayacağı bu nedenle kolluk kuvvetlerinin yetersiz kalması halinde mıntıka da konuşlu askeri birliklerin zamana ve muhabereye gerek kalmaksızın derhal sevk edilebilmesi için tedbir alınması…” talep edilmekteydi. Bu tespit ve talep bize, mütareke şartlarının altında ezilmekte olan Osmanlı topraklarında gelinen noktanın vahametini anlatmada yeterli olacağını değerlendirmekteyim. Bölgede yaşanan bir başka sıkıntı ise mütareke şartları gereği cephe hatlarını boşaltan ve enterne edilen kuvvetlerimizin intikal ve taşıma sürecinde yaşanan tıkanıklıktı. Batum Müstahkem Mevkii Kumandanı Cemal Bey, 12 Ocak 1919 tarih ve Hrk-39 nu.lı telgraf ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyasetine Batum’da yaşanan türlü sıkıntılardan bahsetmekte, askerlerin sıhhi durumlarının bozulduğundan ve depolarda mevcut erzak miktarının azaldığını bildirmekteydi. Cemal Bey telgrafında, karayolu ile Batum’un tahliyesinin binek hayvanı ve otomobil azlığı ile mümkün olmaktan çıktığını biran evvel vapur tahsis edilmesi gibi menfi hususları bildirmekteydi. Bahriye Nazırlığı, Harbiye Nezaretine gönderdiği 22 Ocak 1919 tarihli yazı ile Batum’da mevcut askeri personel ve askeri malzemenin Trabzon’a nakli için vapur tahsisini talep etmiş ancak müspet bir sonuç alamamıştı. 23 Ocak 1919 tarihinde Harbiye Nezareti Şube-2/535 nu.lı yazı ile General Wilson’dan, Batum’un tahliyesi işlemi için vapur görevlendirilmesine müsaade edilmesi talep etmekteydi. Yazı içeriğinde tahliye işleminden Dersaadet Nakliyat Müdürü Binbaşı Rıza Bey’in görevli olduğu da bildirilmektedir. Başkumandanlık Karargâhınca, Batum’un tahliyesi işinde Giresun ve Şam vapurlarının kullanılmasının değerlendirmeye alınmış olduğunu gene arşiv belgelerinden anlamaktayız.

9’uncu Ordu Kumandanı (Erzurum) Mirliva Şevki Bey ise, Harbiye Nezaretine çektiği 2059 şifre numaralı ve 19 Ocak 1919 tarihli telgraf ile Trabzon’da vapur beklemekte olan 10’uncu Fırka Birliklerinin, Trabzon’da iaşe sıkıntısı çektiği ve askerler arasında sıhhi sorunların artığını bildirerek ivedi olarak Trabzon’da mevcut askerlerin İstanbul’a nakli için vapur talep etmekteydi. Karargâh (İstanbul) ise; Giresun vapurunun sevkini değerlendirmeye alındığını cevaben bildirmekten başka bir şey yapamamaktaydı. “Harbiye Nazırı Ömer” imzalı olarak 9’uncu Ordu Kumandanlığına gönderilen Harekât-428 numaralı telgrafta Nazır, tahliye işlemi için İngiliz makamlarının tutarsız tavırlarından bahsetmekte ve tahliye işinde giriştikleri teşebbüslerin müspet sonuca erişememesinden şikâyetçi olmaktaydı. Vapur tahsisinin gerçekleşmemesi üzerine 1’inci Kor. K. lığına bağlı 53’üncü Alayın, 1’inci Sahra ve 3’üncü Obüs Taburları ile 10’uncu Fırka Topçu Alayının Trabzon’dan karayolu ile Samsun’a 21 Şubat 1919 tarihinde intikale başladığı bu birliklerin Samsun’da hazır bulunacak vapura zamanında yetişememeleri halinde Samsun’da konaklamanın iaşe sıkıntısı nedeniyle mümkün olmadığı, vapur ile Dersaadet’e naklin mümkün olmaması halinde bu birliklerin Samsun’da bekletilmeden karayolu ile Ankara’ya hareket etmelerine müsaade edilmesi hususu 3’üncü Kor. K. Miralay Selahaddin imza ve 1537 şifre numaralı, 6 Mart 1919 tarihli telgraf ile Harbiye Nezaretine arz ve teklif edilmiştir. Diğer taraftan Samsun ve Giresun’da konaklamakta olan 10’uncu Fırka Birliklerinin erzak sıkıntısı yaşadığı, binek hayvanlarının perişan olduğu, bunların derhal Dersadet’e nakli için donanma taşıtlarının sevkinin yapılmasını 25’inci Kolordu Kumandanı imzalı, 5 Mart 1919 tarih ve Şube 1/1316 sayılı telgraf ile Harbiye Nezaretine bildirilmiştir.
*
Karadeniz mıntıkasında yaşananlar verdiğimiz örneklerde izah edildiği şekildeyken Samsun, Amasya, Giresun ve Trabzon’da cirit atan İngiliz istihbarat elemanları ve Kontrol Subaylarının hazırladıkları raporlar gerçeği yansıtmanın çok ötesinde, bölgenin işgalini meşru kılma zeminini hazırlamak maksadındaydı. Mondros Mütarekesi şartlarını arkalarına alan İngiliz Yüksek Komiserliği, Osmanlı Hükümeti’ni baskı altına almaya başlamıştı. Mondros Mütarekesi hükümlerinin uygulanması, “silahlandıkları iddia edilen” Müslüman ahalinin başta Rumlar olmak üzere gayrimüslim ahaliye uyguladıkları fenalıklara son verilmesi, askeri birliklerin enterne işleminin hızlandırılması maksadıyla askeri bir yetkilinin hükümet tarafından görevlendirilerek bölgeye gönderilmesi hususu ile karşı karşıya kalan Osmanlı Hükümeti, rütbe ve sicil safahatı açısından görevlendirilmesi İşgal Kuvvetleri Karargâhı tarafından da uygun görülecek bir isim arayışına başlamıştı. Başkumandanlık Vekâleti, Harbiye Nazırlığı ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyasetinin müşterek kararıyla bölgeye gönderilecek en uygun kişinin lağıv dilen Yıldırım Ordularının kumandanı Mirliva Mustafa Kemal Paşa olduğu yönündeki karar gündeme getirildi.
İşgal Kuvvetleri Karargâhının da olurunun alınmasının ardından 29 Recep 1337, 30 Nisan 1919 tarihinde Harbiye Nezareti Muamelatı Zatiye Müdiriyeti 678 sayı numaralı Padişah Sultan Vahidettin’in tayin iradesi (İrade-i Seniyye) ile “Mülga Yıldırım Orduları Kumandanı Mustafa Kemal Paşa, Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine…” tayin edildi. Mirliva Mustafa Kemal Bey tayin emrini almasının ardından zaman kaybetmeksizin sivil ve askeri “bazı” şahıslarla görüşmelerde bulunmaya başlamıştı. Diğer taraftan maiyetini oluşturacak kadroyu da taslak olarak belirlemiş, Harbiye Nezaretine ve Erkan-ı Harbiye Riyasetine bildirmişti.
Bölgeye görevlendirilmesindeki gerçek maksadın, vatanı kurtarması olduğu Mustafa Kemal Paşa’ya Sultan tarafından söylenildiği iddiaları bugüne değin doğrulanamamıştır. Zaman şunu gösterecekti ki, Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın tek bir hedefi vardı o da: “Vatanın İşgalden Kurtarılmasıydı”
İngiliz Yüksek Komiserliği ile koordineli olarak, onların olurları yönünde faaliyetlerini yürüten Osmanlı Ordusu Başkumandanlık Karargâhı, 9’uncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine tayin edilen Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın maiyet listesini 15 Mayıs 1919 tarihinde İngiliz İşgal Kumandanlığına sunarak seyahate müsaade edilmesini talep etmişti. İngiliz İrtibat Bürosu Kumandanı Binbaşı Van Milligen onaylarına sunulan: “23 zabit, 25 er – erbaş ve altı adet eyerli attan” oluşan listeyi 15 Mayıs 1919 tarihinde onaylayarak Osmanlı makamlarına teslim etti.
-Ne acı bir durum ki Osmanlı Devleti İstanbul’dan Samsun’a ne askerini nede eyerli altı atı, Çanakkale’yi kendilerine dar ettikleri İngilizlerin bir binbaşısının izni olmaksızın gönderemez duruma düşmüştü.
Mirliva Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekileri İstanbul’dan Samsun’a götürmek üzere “Bandırma” adlı stimli bir gemi tahsis edilmişti. Samsun’a gidecek olan Ordu Müfettişi ve Müfettişlik Karargâhı efradı 16 Mayıs günü Galata rıhtımına gelmişlerdi. 15 Mayıs’ta İngiliz İşgal Kuvvetleri adına Binbaşı Van Milligen tarafından onaylanan listesinin arka kısmının İngiliz Pasaport Kontrol Subayı (İhtiyat zabiti-yedek subay) Yüzbaşı John Godolphin Bennet tarafından vize mührü basılarak imzalanmasının ardından sandallarla Bandırma’ya geçen yolcuların Karadeniz seyahati 16 Mayıs 1919 tarihinde 16:30 da başlayacaktı.
-Burada bir hususa daha ders alınması ve tarihin yaşanmış gerçeklere göre değerlendirilmesi açısından daha dikkat çekmek zorundayım. 600 yıllık cihan imparatorluğunun –Osmanlı Devleti- “Yıldırım” ve 2’nci Ordularına” kumanda etmiş paşasının (Mirliva Mustafa Kemal Paşa) “Padişah İradesi ile atandığı” görev mahalline gitmesi, İngiliz Ordusunun yedek subayı olan Yüzbaşı Bennet’in keyfiyetine kalmıştı…
16 Mayıs 1919 saat 16.30’da Galata önünden demir alan Bandırma gemisinin mürettebatı ise şu isimlerden olunmaktaydı: Süvari (Kaptan): İsmail Hakkı Bey (DURUSU), II. Süvari: Tahsin Bey, Üsküdarlı. Kâtip: İsmail Bey, Güverte Lostromosu: Hasan Reis, Serdümenler: Temel Şükrü Efendi ve Basri Ali Efendi, Ambarcılar: Ahmed Hasan Efendi ve Maksut Süleyman Efendi, Tayfalar: Cemil Süleyman Efendi, Rami Hüseyin Efendi ve Temel Mesut Efendi, Çarkçılar: Başçarkçı Hacı Süleyman Bey ve II. Çarkçı Süleyman Bey, Vinçiler: Osman Emin Efendi ve Galip Ali Efendi, Ateşçiler: Halil Yusuf Efendi, Mansur Arif Efendi ve Bahri Mehmed Efendi, Kömürcüler: Mehmed Hasan Efendi ve Mehmed Ali Efendi, Kamarotlar: I. kamarot Tevfik Muharrem Efendi (ULUSU), II. kamarot Ahmed Muhtar Efendi ve kamarot yamağı Halit Mustafa Efendi, Aşçı: Hacı Hamdi Osman Efendi.
İki gün iki gece süren seyahatin ardından 18 Mayıs 1919 tarihinde saat 12.00 sularında Sinop limanına yanaşan Bandırma burada Preveze’ye aborda ederek demir attı.
-Bandırma niçin Sinop’a yanaşmıştı ve Mirliva Mustafa Kemal Paşa Sinop’ta karaya çıkmış mıydı?
Bu soruların cevapları esasen nettir. Ancak: dayanaksız bir takım yayınlarda Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın Sinop’a çıkarak karayolu ile Samsun’a gitmeyi planladığı yönünde fikirler ortaya atılmakta olduğuna tesadüf etmekteyiz. Hakikat bu olsa idi “18 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” nı kutluyor olurduk.
Bandırma Vapuru 16 Mayıs 1919 saat 16.30’da Galata önünden demir alıp Karadeniz seyrine başladığında yolcuları arasında 9’uncu Ordu Müfettişi ve Karargâh efradı haricinde de yolcular bulunmaktaydı. Kimdi bunlar? Görevli asker ve mürettebatın haricinde Piyade Yüzbaşı Vasfi Bey ve ailesi (eşi Aliye Hanım, oğlu Mithat ve Salih, kızı Nefise) ve Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey. Bandırma Vapuru, Sinop Mutasarrıfını indirmek amacıyla Sinop rıhtımına yanaşmıştı ancak Mirliva Mustafa Kemal Paşa Bandırma’dan ayrılarak Sinop’a çıkmamıştır. Mustafa Kemal Paşa, kıdemsiz yaveri Mülazım-ı evvel Arif Hikmet Bey’i (GERÇEKÇİ) karaya çıkartarak Sinop halkına selam ve sevgilerini iletmiştir.
Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın Sinop’tan Samsun’a hareketi:
-Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın Sinop’ta karaya çıkmadığına değinmiştik. Bandırma Vapuru ertesi gün yani 19 Mayıs 1919 saat 08.00 sularında Samsun Tütün İskelesine yanaşmıştı. Bu durumda, azami seyir hızı 6 deniz mili olan Bandırma Vapuru, Sinop’tan 18 Mayıs günü saat 23.00 sularında demir almış olmalı ki 70 deniz mili mesafeyi kat ederek 19 Mayıs saat 08.00 sularında Samsun’a Tütün iskelesine yanaşmış olsun.
18 Mayıs akşam geç vakitlerde Sinop’ta ayrılan Bandırma Vapuru 19 Mayıs saat 08.00 sularında Samsun Tütün İskelesine yanaştı. Firkateyn Kaptanı (Güverte Yarbay) Ahmet Halis (ERÜLKEN) Bey tarafından koordine edilerek hazır bulunan, askeri ve mülki heyet iskelede Paşa’yı beklerken, kıyıdan açılan işkampavya ile Bandırma’ya giden Erkan-ı Harp Binbaşısı Mahmut Ekrem Bey, Bandırma’nın güvertesine çıkmış ve güvertede bulunan Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın yanına giderek kendisini selamlamış ardında da “Hoş geldiniz paşam” demiştir.
Kendisine refakat eden zabitle (Binbaşı Mahmut Ekrem Bey) birlikte İşkampavyaya binen Mirliva Mustafa Kemal Paşa, Samsun Tütün İskelesinde mülki ve askeri heyetin yanı sıra meraklı bakışlar ile kendisini izleyen Samsunlular tarafından karşılanmıştır.
Mustafa Kemal Paşa ile Samsuna kimler ayak basmıştı?
Mirliva Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK) emrinde Samsuna çıkan 9’uncu Ordu Müfettişliği Karargâhı şu isimlerden oluşmaktaydı:
Karargâh Zabit ve Memurları:
1-Ordu Müfettişliği Erkan-ı Harp Reisi (Kurmay Başkanı): Erkan-ı Harp Miralayı Kazım Bey (DİRİK).
2- Ordu Müfettişliği Erkan-ı Harp II. Reisi: Erkan-ı Harp Kaymakamı (Kurmay Yarbay) Arif Bey.
3-Sıhhiye Müfettişi: Tabip Miralay (Albay) İbrahim Tali (ÖNGÖREN).
4- I. Şube Müdürü: Erkan-ı Harp Binbaşısı Hüsrev Bey (GEREDE).
5-Topçu Müfettişi Binbaşı Kemal Bey (DOĞAN).
6-Sıhhiye Müfettiş Muavini Tabip Binbaşı Refik Bey (SAYDAM).
7-9’uncu Ordu Müftş. Seryaveri: Piyade Yüzbaşı Cevat Abbas Bey (GÜRER).
8-Müfettişlik Kh. K. Piyade Yüzbaşı Mustafa Vasfi Bey (SÜSOY).
9-Yaver: Piyade Yüzbaşı Ali Şevket Bey (ÖNDERSEV).
10-Piyade Yüzbaşı Mümtaz Bey (TUNAY).
11-Piyade Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey (EDE).
12-Tabip Yüzbaşı Behçet Bey (FEVZİOĞLU).
13-Piyade Mülazım-ı evvel (Üsteğmen) Hayati Bey.
14-Piyade Mülazım-ı evvel Arif Hikmet Bey (GERÇEKÇİ).
15-Yaver: Topçu Mülazım-ı sani (Teğmen) Muzaffer Bey (KILIÇ).
16-Mülazım-ı Evvel Abdullah Bey (KUNT). 17-Müşavir-i Adli Ali Rıza Bey.
18-Tabur Hesap Memuru Rahmi Bey.
19-Tabur Hesap Memuru Ahmet Nuri Bey.
20-Şifre Kâtibi: Sınıf-ı Sani Faik Bey (AYBARS).
21-Zabit Vekili Tahir Bey.
22-Şifre Mülhakı: Sınıf-ı Rabi Memduh Bey (ATASEV).
Küçük Zabitler:
23-Osman Nuri oğlu Kd.Çvş. Ali Faik Efendi
24-İbrahim İzzet oğlu Kd.Çvş. Atıf Efendi.
Neferler:
25-Ali oğlu (Aydınlı) Çavuş Musa,
26-Mustafa oğlu (Konyalı) Çavuş Kemal, 27-Kemal oğlu (Konyalı) Çavuş Mustafa, 28-Tevfik oğlu (Çatalcalı) Onbaşı Adem,
29-Ali oğlu (Sivaslı) Onbaşı Rıfat,
30-Rıfat oğlu (Sivaslı) Onbaşı Ali,
31-Hüseyin oğlu (Sincanlı) Nefer Mehmed,
32-Ahmed oğlu (Sincanlı) Nefer Emin,
33-Mustafa oğlu (Sincanlı) Nefer İsmail,
34-İbrahim oğlu (Sincanlı) Nefer Ömer,
35-Kerim oğlu (Alanyalı) Nefer Mehmed,
36-Hasan oğlu (Sungurlulu) Nefer Ulvan,
37-Mehmed oğlu (Geredeli) Nefer Mehmed,
38-Mehmed oğlu (Kadıköylü) Nefer Hasan,
39-Mehmed oğlu (Mudurnulu) Nefer Durmuş,
40-Mehmed oğlu Nefer Ali,
41-Abdullah oğlu (Divrikli) Nefer Musa,
42-Abdullah oğlu (Tokatlı) Nefer Mehmed,
43-Şakir oğlu (Geredeli) Nefer Nuri,
44-Hasan oğlu (Akhisarlı) Nefer Hüseyin,
45-Bekir oğlu (Yenihanlı) Nefer Mahmud,
46-İhsan oğlu (Üsküdarlı) Nefer Mehmed Lütfi,
47-Abdullah oğlu (İzmirli) Nefer Ali.
Bu listede bulunanlara ilaveten, 3’ünü Kolordu Kumandanlığına atanan Erkan-ı Harp Miralayı Refet Bey (BELE) ‘de vapurdan Samsun’a çıkanlar arasındaydı.
*
Samsun Tütün İskelesinde karşılanan Mirliva Mustafa Kemal Paşa, yerel hükümet memurları ve askeri yetkililer ile gün içinde görüşmeler de bulunmuş İngiliz İşgali altında bulunan Samsun ve civar mıntıkalar hakkında ön bilgiler aldıktan sonra ikametine ayrılan “Mantika Palas Oteli”ne yerleşmesinden evvel:
Dâhiliye Nezaret-i Celilesi’ne, Harbiye Nezaret-i Celilesi’ne, Erkan-ı Harbiyye-i Celilesi’ne Van, Erzurum, Trabzon, Sivas, Ankara, Kastamonu, Diyarbakır, Elaziz, Bitlis, Vilayet-i Aliyelerine, Kayseri ve Erzincan Müstakil Mutasarrıflıklarına *Yıldırım Kıtaatı Müfettişliğine (KONYA), 20’nci Kolordu Kumandanlığına (ANKARA), 15’inci Kolordu Kumandanlığına (ERZURUM), 3’üncü Kolordu Kumandanlığına (SAMSUN-SİVAS) ve 13’üncü Kolordu Kumandanlığına (DİYARBAKIR) Samsun’a geldiğini şu cümleleri ihtiva eden telgrafı ile bildirmişti:
“Bugün (1919 Mayıs 1919) öğleden evvel saat sekizde Samsun’a muvasalat ve vezaif-i mevdua-i aciziye mübaşeret olunduğunu arz / rica ederim”
“Bugün öğleden evvel saat sekizde Samsun’a varmakla kendime verilen göreve başlanılmış olunduğunu bilgilerinize sunarım”
(İmza)19 Mayıs 1919 Samsun
Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişi
Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari
Mirliva Mustafa Kemal
*
Mirliva Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktığı andan itibaren emrine giren kıta ve kumandanları kimlerdi?
Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı tarih itibarıyla 9’uncu Ordu’nun birlikleri ve kumandanları şunlardı:
(a)3’üncü Kolordu (Sivas). Kolordu Kumandanı: Erkan-ı Harp Miralayı Refet Bey (BELE), ardından Erkan-ı Harp Miralayı Selahattin Bey (KÖSEOĞLU).
3’üncü Kolordu’ya bağlı Fırkalar ve Kumandanları:
-5’inci Kafkas Fırkası (Amasya): Erkan-ı Harp Kaymakamı Ahmet Rıza Bey, ardından Erkan-ı Harp Kaymakamı Cemil Cahit Bey (TOYDEMİR).
-15’inci Fırka (Samsun): Erkan-ı Harp Kaymakamı İsmail Hakkı Bey, ardından Erkan-ı Harp Kaymakamı Şefik Avni Bey (ÖZÜDOĞRU).
(b)15’inci Kolordu (Erzurum). Kolordu Kumandanı: Mirliva Musa Kazım Bey (KARABEKİR).
15’inci Kolordu’ya bağlı Fırkalar ve Kumandanları:
-3’üncü Kafkas Fırkası (Tortum): Erkan-ı Harp Miralayı Rüştü Bey.
-9’uncu Kafkas Fırkası (Erzurum): Erkan-ı Harp Kaymakamı “Deli” Halit Bey (KARSIALAN).
-11’inci Kafkas Fırkası (Van): Erkan-ı Harp Kaymakamı Cavit Bey (ERDELHUN).
-12’nci Fırka (Horasan): Erkan-ı Harp Kaymakamı Osman Nuri Bey (KOPTAGEL).
(c)13’üncü Kolordu (Diyarbakır). Kolordu Kumandanı: Erkan-ı Harp Miralayı Ahmet Cevdet Bey.
13’üncü Kolorduya bağlı Fırkalar ve Kumandanları:
-2’nci Fırka (Silvan): Erkan-ı Harp Kaymakamı Aşir Bey (ATLI), ardından Erkan-ı Harp Kaymakamı Akif Bey (ERDEMGİL).
-5’inci Fırka (Mardin): Erkan-ı Harp Kaymakamı Kenan Bey (DALBAŞAR).
*
Mirliva Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919 tarihinde ilk icraatı olarak İngiliz ve Fransız temsilcileri etkisinde hareket eden 15’inci Kolordu Kumandanı Erkan-ı Harp Miralayı Mustafa Asım Bey ve Samsun Mutasarrıfı İbrahim Ethem Bey’i görevden almak olmuştur. Samsun Mutasarrıflığına 3’üncü Kolordu Kumandanlığına atanmış olan Erkan-ı Harp Miralayı Refet Bey’i (BELE) vekâleten görevlendiren Mustafa Kemal Paşa, Fırka Kumandanlığına ise Erkan-ı Harp Kaymakamı İsmail Hakkı Bey’i görevlendirmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın teklifi üzerine Ethem Bey Samsun Mutasarrıflığına atanacak ve 26 Mayıs’ta görevine başlamış olacaktı.
İngilizler, 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a 200 asker çıkartarak şehrin kontrolleri altına almışlardı. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışından 2 gün evvel 17 Mayıs’ta buradaki askeri birlik mevcuduna ilaveten 100 civarı asker Samsun’a çıkartmışlardı. Mustafa Kemal Paşa 22 Mayıs 1919 günü de kurmay heyetinden birkaç kişiyi Samsun İngiliz Siyasi Temsilcisi Yzb. Horst, Askeri Denetim Memuru Yzb. Zolther ve Siyasi Denetim Memuru Yzb. Mill ile görüşmüş ve bu görüşmelerde edindiği kanaat ve bilgileri aynı gün başka bir rapor ile Sadaret Makamına iletmiştir. Söz konusu raporunda Mustafa Kemal paşa 21 Mayıs 1919 tarihli yazısında bahsettiği Samsun’daki eşkıyalığın nedenleri ile ilgili hususların İngiliz temsilciler tarafından da doğrulandığını ifade etmiştir. İzmir’in işgaliyle ortaya çıkan durum ile ilgili olarak İngiliz subaylarının ortaya koyduğu Osmanlı Devletinin tek başına Türkiye’yi artık yönetemeyeceği ve yabancı devletlerin müzaheretine ihtiyaç duyacağına dair kanaatlerinin karşısında kendilerine cevap olarak Samsun’daki asayişsizliğin harp yıllarında Rumlar tarafından başlatıldığını söylemiştir. Rusların buna destek olduklarını ve bunun üzerine bazı Rumların bölgeden göç ettirilmek mecburiyetinde kalındığını belirtmiştir. Bununla birlikte Rumlar siyasi emellerinden vazgeçerlerse, bölgedeki asayişsizliğin ortadan kalkacağını ve Türk milletinin yabancı yönetime katlanamayacağı hususlarını bildirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’da bulunduğu sırada, bir yandan görevi ile ilgili faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan da ülkenin içinde bulunduğu durum ile ilgili olarak bazı yakın komutan arkadaşlarıyla da yazışmıştır. Nitekim 21 Mayıs 1919 tarihinde 15. Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir Paşa’ya kişiye özel şifre telgraf göndermiştir. Telgrafta ülkenin almakta olduğu vaziyetin kendisinde büyük üzüntü ve kaygı uyandırdığını, millet ve memlekete borçlu olduğu bu son vicdani vazifeyi birlikte çalışarak yapmanın mümkün olacağına inandığını söylemektedir. Bu sebeple bir an önce kendisine mülaki olacağını, ancak Samsun ve havalisinin vaziyetinin asayişsizlik yüzünden kötüye gittiğini, bu nedenle burada birkaç gün daha kalacağını bildiriyordu. Mustafa Kemal Paşa Samsun’da bulunduğu günlerde ayrıca daha önce bölgedeki bazı Rumlar tarafından Dâhiliye ve Harbiye nezaretine gönderilen ve Müslüman ahalinin asayişsizlik yarattığına dair olan şikâyetleri de bizzat araştırmış ve bunların asılsız olduğuna dair rapor hazırlayarak sadaret makamına göndermiştir. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa bölgedeki İngiliz faaliyetlerini de yakından takip ederek Sadarete ve Erkânı Harbiye-i Umumiye Riyasetine telgrafla bildirmiştir.(samsun. gov.)
Samsun’daki temas ve faaliyetlerini tamamlayan Mirliva Mustafa Kemal Paşa ve kurmayları 25 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’dan 3 otomobille Havza’ya doğru yola çıkmışlardı. Bu tarihten itibaren her hareketi İngiliz istihbarat elemanları ve kontrol subaylarınca takibe alınacak olan Mustafa Kemal Paşa’nın beyan ve temaslarından oldukça rahatsız olan Karadeniz Ordusu Kumandanı General George Francis Milne, Osmanlı Harbiye Nezaretine 7 Haziran 1919 tarihinde gönderdiği yazıda Mustafa Kemal ve maiyetinin vilayetlerde dolaşmasının uygun olmadığını kendisine emir verilerek derhal İstanbul’a
dönmesinin sağlanmasını bildirmiştir…
Ancak, ne “üzerinde güneşin batmadığı Britanya Krallığı” nede “Osmanlı Hükümeti” Mirliva Mustafa Kemal Paşayı bir daha İstanbul’a getiremeyecekti…
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, Türk milletini arkasına alarak silah ve dava arkadaşları giriştiği kutlu dava mücadelesini 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyetin İlanı ile taçlandıracaktı.
*
Başlangıçta Samsunlular tarafından 1926 tarihinden itibaren “Gazi Günü” olarak kutlanacak olan 19 Mayıs, 20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" adını almış uzunca bir dönem bu şekilde kutlanmıştır. 12 Eylül Askeri Darbesi ile yönetime gelen hükümet bayramın adını "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" olarak değiştirmiştir.
BİTTİ
KAYNAKLAR:
-T.C. DEVLET ARŞİVLERİ GNL. MD. LÜĞÜ. Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk (1916-1922) Ankara 2003.
-T.C. DEVLET ARŞİVLERİ GNL. MD. LÜĞÜ. Cumhuriyet Arşivi Daire Bşk. lığı İstiklal Harbi İle İlgili Telgraflar Yayın Nu:23. Ankara. 1994.
-T.C. DEVLET ARŞİVLERİ GNL. MD. LÜĞÜ. Osmanlı Arşivi Daire Bşk. lığı Osmanlı Belgelerinde Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Atatürk. Yayın Nu:88. Ankara. 2007
-T.C. DEVLET ARŞİVLERİ GNL. MD. LÜĞÜ. Osmanlı Arşivi Daire Bşk. lığı Atatürk İle İlgili Arşiv Belgeleri (1911-1921 Tarihleri Arasına Ait 106 Belge) Yayın Nu:1. Ankara. 1982.
-Türk İstiklâl Harbi Batı Cephesi, cilt.7, İdari Faaliyetler (15 Mayıs 1919-02 Kasım 1923), Gnkur. Basımevi, Ankara 1975.
- Arşiv Belgeleriyle Rum Faaliyetleri. Cilt I (1918-1922). Gnkur. Basımevi, Ankara. 2009.
-İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu, TTK Yayınları, Ankara 1993.
-Sebahattin Özel. Milli Mücadele’de Trabzon (Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yakın Çağ ve T.C. Devri Tarihi Ana Bilim Dalı. İstanbul 1998.
-Murat Bardakçı. Bir Devlet Operasyonu: 19 Mayıs. İstanbul: Turkuvaz Kitap. 2019.
- Mustafa Hergüner. Kahraman Gemilerimiz. Deniz Kuvvetleri Basımevi, 2.Baskı. İstanbul. 2008.
-Samsun Valiliği resmi İnternet Sitesi (www.samsun.gov.tr)
-As.Trh.Blg.Dergisi: Sayı:41 Belge nu:966,968,971,976,978,981,982,984, Sayı:43 Belge nu:1009.











