top of page

"Yoksulluk Kader Değil, Bir Yanılsamadır!"

Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel, toplumun içine itildiği ekonomik dar boğazın ve adaletsizliğin "normalleşmesine" karşı sert bir uyarıda bulundu. Demirel, “İnsanca yaşam mücadelesi, gerçeği sorgulamakla başlar” dedi.

ANKARA – TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, çalışanların ve toplumun geniş kesimlerinin maruz kaldığı sosyo-ekonomik baskılara dair çarpıcı bir analiz yayımladı. İnsan zihninin alışkanlıklarını "gerçek" sanma eğiliminde olduğunu vurgulayan Demirel, mevcut sistemin dayattığı yoksulluğun bir "yanılsama" olduğunu ifade etti.

"Zihin, Alıştığı Şeyleri Gerçek Sanır!"

Açıklamasına insan psikolojisinin bir gerçeğiyle başlayan Demirel, şu ifadeleri kullandı:

"Zihin, alıştığı şeyleri gerçek sanır! İnsanca Yaşam Hakkı Mücadelesi, Gerçeği sorgulamakla başlar! İnsan zihni, sürekli maruz kaldığı ve tekrar eden durumları zamanla 'doğal' hatta 'değişmez gerçek' olarak kabul eder. Yoksulluk, geçim sıkıntısı, adaletsizlik, sessizlik… Toplum olarak içine sürüklendiğimiz bu olumsuzluklar, uzun süre devam ettiğinde, zihinlerimizde normalleşir ve ‘doğal’ bir gerçekliğe dönüşür. Oysa bu, gerçek değildir; sadece alışılmış bir yanılsamadır."

Bebek Sesiyle Başlayan Kaygı: "Yetecek miyim? Başarabilecek miyim?"

Yaşamın başlangıcındaki masumiyetin, anne ve babalar için ağır bir geçim savaşına dönüştüğünü belirten Demirel, ebeveynlerin omuzlarındaki yükü şu sözlerle tasvir etti: "Yaşam doğumla başlar. Ama bu başlangıç, yalnızca dünyaya gelen çocuk için değildir; onu dünyaya getiren anne ve babalar için de yeni bir hayatın, yepyeni bir mücadelenin başlangıcıdır. Bir annenin telaşı, korkusu, bir babanın güvenli bir yaşam alanı inşa etme endişesi... Bebeğinin gülen yüzüne bakarken, 'Yetecek miyim? Başarabilecek miyim?' sorularına karşılık bulamayan cevaplar. Heyecanla karışık korkular, endişeler, ikilemler..."

Fedakârlık mı, Çaresizlik mi? "Başı Öne Eğilen Milyonlar Var"

Annelerin ve babaların temel ihtiyaçlar konusunda bile kaygı duymasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Genel Başkan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bir anne ve baba, bebeğine bez ve mama almakla ilgili hiçbir endişe taşımamalıydı. Daha azıyla yetinmek zorunda kalmamalı, fedakârlıklarını çaresizlikten değil, sevgiden yapmalıydı. Anne olmanın omuzlarına verdiği ağırlıkla yola devam eden, mücadeleyi bırakmayan kalpler... Kolay mı sanıyorsunuz? Nice ışığı sönen, başı öne eğilen milyonlarca anne ve babalar var bu ülkede."

Kanıksanmış Yoksulluktan İnsanca Yaşam Talebine

Demirel, ekonomik tablonun toplumsal bir hissizliğe yol açtığına dikkat çekerek çözümün "sorgulamak" olduğunu belirtti:

"Bugün Türkiye’de milyonlarca insan, yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamayı kanıksamış durumda. Oysa insanca yaşamak, hayal kurmak ve umut etmek herkesin hakkıdır. Asıl gerçek, ancak sorgulamakla ortaya çıkar. Bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntıların, adaletsiz gelir dağılımının ve toplumsal hissizliğin kader olmadığını anlamak, bu düzeni değiştirmek için ilk adımdır. Zihnimizin alıştığı bu 'gerçeği' sorgulamak, değiştirmek ve daha adil, insanca ve umut dolu bir yaşamı talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz."

"Güneşsiz ve Umutsuz Bir Dünyaya Mahkûm Değiliz"

Açıklamasının sonunda hayal edilen gerçeklik ile mevcut durum arasındaki derin uçurumu özetleyen Demirel, karanlık tabloya şu sözlerle ayna tuttu:

"Oysaki ne anne, ne de baba korkmalıydı bebeğini dünyaya getirirken. Ne bezini ne mamasını, ne de eğitimini, geleceğini sorun etmemeliydi. Anneliğini ve babalığını sonuna kadar yaşamalı, yaşatmalıydı bebeğine. Güvenli, sıcak bir ev, güvenli bir gelecek için endişe duymamalıydı. Gerçekler bunlar olması gerekirken, bizi başka bir dünyanın; güneşsiz, umutsuz, korku dolu, fakir, fukara ışığına hapsettiler."

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page