“Yaşam Alanlarımız Maden Sahası Değildir!”
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 4 gün önce
- 4 dakikada okunur
Ünye’de açılmak istenen bentonit ocağına karşı 9 mahallenin sesi Ankara’ya taşındı.

Ordu’nun Ünye ilçesinde açılmak istenen bentonit ocağına karşı mücadele Ankara’ya taşındı. Ünye Çevre Platformu üyeleri, proje için gerçekleştirilen İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı öncesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.
Üçpınar, Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz mahallelerinin sakinleri adına yapılan açıklamada, projenin yalnızca bir maden yatırımı olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
“FINDIĞIMIZA, TOPRAĞIMIZA, SUYUMUZA SAHİP ÇIKMAK İÇİN ANKARA’DAYIZ”
Platform adına yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Bugün 1 Eylül 2026. Fındık hasadının en yoğun olduğu günlerde, fındığımıza, toprağımıza, suyumuza ve yurdumuza sahip çıkmak için uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Başkent Ankara'dayız. Bizler Ünye'nin dokuz kırsal mahallesinde yaşayan yurttaşlar olarak buradayız.
Üçpınar, Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz mahallelerinin sakinleri olarak sesimizi Ankara'ya taşıdık. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir. Söz konusu olan evlerimiz, tarlalarımız, fındık bahçelerimiz, suyumuz, ormanlarımız, köylerimiz ve çocuklarımıza bırakacağımız yaşam alanlarımızdır.”
“BİZİM YAŞAM ALANLARIMIZ MADEN SAHASI DEĞİLDİR”
Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda, 202200400 ruhsat numaralı ve 3315238 erişim numaralı Bentonit Ocağı Projesi için İDK toplantısının gerçekleştirildiği belirtilerek şöyle devam edildi:
“Biz de bu toplantıdan önce Bakanlığın önünden açıkça söylüyoruz:
BİZİM YAŞAM ALANLARIMIZ MADEN SAHASI DEĞİLDİR!
Ünye'nin kırsal mahalleleri yalnızca haritalar üzerinde işaretlenmiş boş alanlar değildir.
Buralarda insanlar yaşamaktadır. Üretmektedir. Fındık yetiştirmektedir. Toprağını işlemektedir. Suyunu kullanmaktadır. Hayvan yetiştirmektedir. Çocuklarını büyütmektedir. Ve bütün bunları gelecek kuşaklara aktarabilmek için yaşam alanlarını korumaya çalışmaktadır.”
“BU BEDELİ KİM ÖDEYECEK?”
Platform, madenciliğe değil yaşamın öncelenmesini istediklerini vurgulayarak, projenin yalnızca ekonomik getirisi üzerinden değerlendirilmesine karşı çıktı:
“Bizler hiçbir ekonomik faaliyetin koşulsuz biçimde doğanın ve insanların önüne geçirilmesini kabul etmiyoruz. Bir maden projesi değerlendirilirken yalnızca:
‘Ne kadar maden çıkarılacak?’ diye sorulmamalıdır. Şu sorular da sorulmalıdır: Bu projenin toprağa etkisi ne olacak? Su kaynaklarına etkisi ne olacak? Fındık bahçelerine etkisi ne olacak? Tarımımıza etkisi ne olacak? Ormanlarımıza etkisi ne olacak? Kırsal yaşamımıza etkisi ne olacak? Bölgenin geleceğine etkisi ne olacak? Ve en önemlisi: BU BEDELİ KİM ÖDEYECEK?
Değerli basın mensupları, Bugün burada bulunan dokuz mahallenin insanları, bu soruların gerçek, bilimsel ve şeffaf cevaplarının verilmesini istiyor.”
“FINDIK SADECE BİR ÜRÜN DEĞİLDİR”
Açıklamada, bentonit ocağı projesinin Ünye’nin en önemli geçim kaynaklarından fındık üzerindeki olası etkilerinin de göz önünde bulundurulması istendi:
“Ünye'nin kırsal ekonomisi fındık üretimiyle, tarımla ve bu üretime bağlı binlerce insanın emeğiyle ayakta durmaktadır. Fındık yalnızca bir ürün değildir. Üreticinin geçimidir. İşçinin ekmeğidir. Tüccarın, nakliyecinin, depocunun ve fabrikada çalışan işçinin geçimidir. Ünye'deki fındık işleme tesislerinin ve sanayisinin hammaddesidir.
Bu nedenle tarımsal üretim alanlarını etkileyebilecek bir projenin yalnızca maden ekonomisi açısından değil, fındık üretimi ve yerel ekonomi üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Biz soruyoruz:
Bir tarafta kısa vadeli bir maden geliri, diğer tarafta kuşaklar boyunca üretim yapan fındık bahçeleri varsa; hangisinin gerçek ekonomik değerini hesapladınız?”
“HALKIN KATILIMI GÖSTERMELİK OLMAMALIDIR”
ÇED sürecinde bölge halkının itirazlarının karar mekanizmasına yansıtılmasını isteyen platform, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“ÇED süreçlerinde halkın görüşünün alınması yalnızca göstermelik bir toplantının yapılmasından ibaret olmamalıdır. Halkın itirazı dinlenmeli. Sunduğu belgeler incelenmeli. Soruları cevaplanmalı.
Ve en önemlisi, söyledikleri kararın içine girmelidir. Bizler bugün buraya yalnızca itiraz etmeye gelmedik. Dokuz mahallenin imzalarını getirdik. Muhtarlarımızın görüşlerini getirdik. Ünye'deki kurumların ve yurttaşların desteğini getirdik. Siyasi parti ilçe teşkilatlarının desteklerini getirdik. Fındık üreticilerinin ve fındık ekonomisinin temsilcilerinin görüşlerini getirmek için çalıştık. Yani buraya ‘birkaç kişinin itirazını’ değil, dokuz mahallenin ortak iradesini getiriyoruz.”
İDK’YA 7 MADDELİK ÇAĞRI
Ünye Çevre Platformu, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’na taleplerini 7 maddede sıraladı:
“Bir: ÇED raporunda eksik veya yetersiz inceleme varsa, bunlar tamamlanmadan süreç sonuçlandırılmasın.
İki: Projenin fındık üretimi ve tarımsal ekonomi üzerindeki etkileri ayrıntılı ve bilimsel olarak ortaya konulsun.
Üç: Yeraltı ve yüzey suları üzerindeki etkiler bağımsız ve bilimsel çalışmalarla ortaya konulsun.
Dört: Projenin yalnızca kendi sınırları içerisindeki etkisi değil, çevredeki diğer madencilik faaliyetleriyle birlikte kümülatif etkisi değerlendirilsin.
Beş: Toz, gürültü, titreşim, trafik, hafriyat, atık ve diğer çevresel etkiler konusunda yeterli bilimsel çalışma yapılmadıysa bunlar tamamlanmadan karar verilmesin.
Altı: Dokuz mahallenin yurttaşları tarafından sunulan imzalar, dilekçeler, muhtar yazıları ve kurum görüşleri İDK tutanaklarına geçirilsin ve karar sürecinde dikkate alınsın.
Yedi: Yaşam alanlarımızı geri dönüşü mümkün olmayan biçimde etkileyecek bir karar verilmeden önce halkın kaygıları gerçekten giderilsin.”
“BİR FINDIK BAHÇESİ KUŞAKLAR BOYUNCA İNSANLARI BESLEYEBİLİR”
Platform, yaşam alanlarıyla ilgili taleplerini ise şu sözlerle ortaya koydu:
“Biz; Yaşam alanlarımızın korunmasını istiyoruz. Tarım alanlarımızın korunmasını istiyoruz. Fındık bahçelerimizin korunmasını istiyoruz. Su kaynaklarımızın korunmasını istiyoruz. Doğal çevremizin korunmasını istiyoruz. Kırsal yaşamımızın korunmasını istiyoruz.
Ve bütün bunlar bilimsel olarak güvence altına alınmadan, halkın itirazları gerçek anlamda değerlendirilmeden projenin önünün açılmasını istemiyoruz.
Çünkü biz biliyoruz:
Bir maden sahası kapatılabilir. Ama yok edilen bir su kaynağını geri getirmek kolay değildir. Bir maden projesi sona erebilir. Ama kaybedilen tarım toprağını geri kazanmak yıllar sürebilir. Bir işletmenin ekonomik ömrü birkaç on yıl olabilir. Ama bir fındık bahçesi kuşaklar boyunca insanları besleyebilir. İşte bu nedenle bugün buradayız.”
“BİZ BURADA YAŞIYORUZ”
Açıklamanın sonunda dokuz mahalle adına Ankara’ya bir kez daha çağrı yapıldı:
“Bugün dokuz mahalle adına söylüyoruz:
Toprağımızı, suyumuzu, havamızı ve geleceğimizi savunuyoruz. Ünye'nin kırsal mahalleleri boş alan değildir. Ünye'nin toprağı, yalnızca altında maden bulunduğu için değersiz değildir.
Biz burada burada üretiyoruz. Biz burada çocuklarımızı büyütüyoruz. Biz burada geleceğimizi kuruyoruz. Ve diyoruz ki:
TOPRAK BİZİM GELECEĞİMİZDİR! SU BİZİM GELECEĞİMİZDİR! FINDIK BİZİM EMEĞİMİZDİR! YAŞAM ALANLARIMIZ MADEN SAHASI DEĞİLDİR!
Bu nedenle;
Üçpınar, Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz mahalle sakinleri adına
Bakanlığa ve İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu'na çağrımızı bir kez daha yineliyoruz:
DOKUZ MAHALLENİN SESİNİ DUYUN! FINDIĞIMIZI, TOPRAĞIMIZI, SUYUMUZU KORUYUN! ÜNYE'NİN YAŞAM ALANLARINI KORUYUN! YAŞAM ALANLARIMIZ MADEN SAHASI DEĞİLDİR!”
SİYASİLERDEN DE DESTEK
Ünyeli çevrecilerin Ankara’daki mücadelesine YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun ile Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve STK İlişkileri Başkanı Hayati Çetin ve Anahtar Parti Ankara İl Başkanı Ömer Korkmaz da katılarak destek verdi.












